42. Bölüm: Dokunuşun İyileştiren Sıcaklığı Mardin'in diğer ucuna giden yol, bir tarih ve renk labirenti gibiydi. Cihan'ın arabası, daracık, güneşte ısınmış taş sokaklarda yavaşça ilerlerken, Mavi pencereden dışarıyı seyrediyor, hayatın bu kadim şehirde nasıl da kendi doğal ritminde aktığını hissediyordu. Cihan, ara sıra dikkatli bakışlarla onu kontrol ediyor, dünkü gerginliğin üzerinde bir iz kalıp kalmadığını anlamaya çalışıyordu. Mavi'nin yüzünde, hafif bir tebessümle dışarıyı izlediği anlarda, içinin huzurla dolduğunu görüyordu. Marangozun atölyesi, şehrin biraz daha sakin bir köşesinde, geniş bir avlunun içindeydi. Hava, keskin bir çam ve sedir kokusuyla doluydu. Talaşlar güneşin altında altın tozu gibi parlıyor, ağır makinelerin sesi yerini, el aletlerinin ritmik tıkırtılarına bırak

