Gecenin karanlığı, şehrin dışındaki terk edilmiş araştırma tesisine çökmüştü. Serdar arabayı bir tepenin yamacında durdurdu, motoru kapattı. Uzaktan, çürümüş demir parmaklıklar, sönmüş projektör kuleleri ve göçmüş bir binanın silueti görünüyordu. “Elif,” dedi sessizce. “İşte burası. Dosyalarda geçen yer… Ketebe’nin ana merkezi.” Elif eldivenlerini taktı, çantasını omzuna geçirdi. Gözleri kararlıydı. “Buraya kadar geldik, artık dönmek yok.” Serdar bagajı açtı, içeriden küçük bir el feneri ve susturucu takılı tabanca çıkardı. “Elif, içeride kayıt sistemleri hâlâ çalışıyor olabilir. Sessiz kalmamız gerek.” Elif başını salladı ama gözleri binanın çatlak duvarlarına takıldı. Her taş, sanki geçmişten bir fısıltı taşıyordu. “Burası… babamın çalıştığı laboratuvarlardan biri olabilir.” İki

