Mustafa Kemal Karalı Metin ve Özlem denilen kadın gittiğinde yüzüm aynı ifadesizlik maskesiyle örselendi. O kadına gram ısınmamıştım ve işin arkasında başka şeyler olduğuna da emindim. Sıla’yı yukarı gönderirken bir süre arkasından izlemiştim. Havuza düştüğü an gözlerimin önünden gitmiyordu. İlk kez biri için bu kadar çok endişelendiğimi hatırlıyorum... Kalbim sanki o an atmayı bırakmıştı ve ben ben değildim. Ne kadar da bağlamıştı beni kendine öyle, ona bir şey olacak düşüncesi bile kahrediyordu beni artık. Derin bir nefes aldıktan sonra burun kemerimi ısıttım ne Doruk’a döndüm. Düzgün gözlerle etrafa bakınıyordu. “Gel bakalım,” diyerek onu elinden tuttuğum gibi salona doğru çektim. Konuşma vakti gelmişti. Ardından karşıma oturtup koltuğunu biraz kendime çektim. “Bak oğlum,” diyerek

