7. Bölüm

1039 Kelimeler
"Beyaz atlı prensim siyah giyinip sigara dumanını yüzüme üflemek isteyen klişe bir badboy çıktı arkadaşlar napmalıyım?" Duygu ve Kaan'la oturmuş kahve içiyorduk ve ben pat diye sormuştum işte... İçinizden çok hızlı diyorsunuz di mi? Kaan ile meğersem sınav haftaları kurduğumuz bağ kanka olmamız için yeterliymiş hemen kaynaşıp kahve içmek için kafeye geçmiştik. "Kızım şimdi ciddi ciddi sana yazan bir anonim mi var." Kaan tekrar sormuştu. Esinli havaya rağmen aldığım soğuk içeceğin pipetiyle çirkin sesler çıkardım. "Evet hem de aylardır." "Kaan Adana'da düğüne gitmiştik ya o zamanlardan beri izliyormuş Cemre'yi." Duygu lafa girmişti. Kolunu dürttüm ve pipetimi ısırırken alttan alttan konuştum. "Bu kadar detay bilmesine gerek yok aşko." Kaan hafif sarışın, kıvırcık saçlı bir çocuktu. Aynı zamanda dersleri de çok iyiydi. Sınav haftası notlar ondan sorulurdu ama fena bi kusuru vardı. Sürekli sevgili değiştiriyor, kızların canını yakıyordu... Ramiz dayı modumdan çıkarak ortama döndüm. "Cadılar bayramı partisi var bir de unutmayalım." "Şu Mert'in evindeki parti değil mi? Okul sahibinin üvey oğlu Mert..." Kaan bunu söylediğinde şaşırmıştım. "Okul sahibinin oğlu mu?" Atalay Koleji, Ersin Atalay adlı bir iş adamının okuluydu ama kendisini hiç okulda görmemiştik ve Kaan söyleyene kadar Mert'in üvey oğlu olduğunu bilmiyorduk. "Mert çok iyidir ama severim," diye devam etti Kaan. "İyiyse öldüreyim de cennete gitsin," dedi Duygu. Ani çıkışı karşısında kahkaha attım. "Sebebi neydi ki?" "Ne bileyim zengin züppeleri sevmem." Savunmaya bak... Bu savunma > Sokratesin savunması. "Ee partiye gidiyor muyuz kızlar?" Kaan'ın bizi kısa sürede benimsemesi gözlerimi yaşartıyordu. "Aslında pek benlik değil, kostüm falan hiç gidesim yok be Kaan. Bir de şimdi saçma sapan okulun magazin dersine malzeme veririz falan hiç gerek yok," diye fikrimi belirtecek oldum fakat ikisi birden çıkıştı. Evet ayrıca okulun çok boktan bir magazin gazetesi vardı. "Gidelim kızım manita buluruz." Duygu yine çıkar odaklı gidiyordu... canım kankam. Kaan, Duygu'ya çarpık bir gülüş attı. "Duygu lütfen sen bana kanka deme belki lazım olurum." Duygu'nun yüzüne öküz tren ilişkisini anımsatacak avellikte bir ifade inerken neden sevgili yapamıyoruz sorusunun cevabı kabak gibi ortaya çıkmıştı. Yürüyen erkeklere şekil a'da görülen Duygu gibi baktığımız için... "Yarın partiye birlikte mi gidiyoruz o zaman?" dedim Duygu bozuk plak gibi takılıp kalınca. "Gidelim ve ortamın tozunu dumana katalım." Kaan'ın coşkusuna karşılık gülerek cevap verdim. "Ne giyeceğiz kostüm olarak var mı aklında bir şeyler." "Duygucuğum?" Dedi hala şok olmuş bakışlar atan Duygu'ya. Kolumu dürttüm. "Kendine gel tamam geçti." "Ben Harley Quinn olayım mı kanka?" diye yükselerek ayağa kalktı Duygu. Sonunda ortamın enerjisini yakalamıştı. "Tamam ben de Joker olurum," diye ona katıldı Kaan. İkisine birden gülümseyerek bakışlar attım. Birbirlerine çok yakışacaklardı. "Hadi o zaman," dedim ayağa kalkarak. "Ben de normal bir cadı kostümü giyeceğim sanırım. Çok da sırıtmaz diye düşünüyorum. Gidip alışveriş yapalım." Biz kalkarken telefonum titredi. Anonim: nerelerdesin? Adımlarımı yavaşlatırken arkalarından yürümeye devam ettim ve anonime cevap yazmaya koyuldum. Cemre: dışarıya çıktım Anonim: kiminle Cemre: duygu ve kaanla birlikteyim Anonim: sarı kaan mı? bonus kafa olan Cemre: evet Anonim: severim kaan'ı iyi çocuktur. siz arkadaş mıydınız bilmiyordum Cemre: tanıyorsun yani? arkadaş sayılırız Anonim: kanka gibi mi? Kanka olun. Kanka de ona. Kanka demeyen her kıza yavşar çünkü. Kaan'ı dövdürme bana Cemre: yalvarırım çık şu kötü çocuk havasından Anonim: neyse sen keyfine bak işime döneceğim Anonim: öptüm bebeğim :) (görüldü) ***        Parti için hazırdım ve aynada şaşkın bakışlarla kendime bakıyordum. Anonim görse karşıma çıkmaya karar verirdi. O derece iyi olmuştum. Turuncu saçlarımı kapatmak için sağ ve sol taraftan farklı renkli olan bir peruk takmıştım. Anonim: demek parti kızı olacaksın bu gece vay be Anonim: ben senin dürüm sever kamyoncu kişiliğine hayrandım kızım Anonim: sen kalkmış cadılar bayramı partisine gidiyorsun Cemre: bi fotoğraf atarım şu dediklerine pişman olursun, afet oldum afet Anonim: bakayım sana Cemre: sen zaten bu gidişle anca bakarsın bana Cemre: Anonim yazıyor Bir süre yazıp yazıp sildi. Heyecanla ne diyeceğini bekliyordum. Anonim: çok güzel bi cadı olmuşsun Cemre: sen partide olacak mısın Anonim: bilmem belki Cemre: görürüm seni belki :) Anonim: hayal kurmaya devam et güzellik Cemre: bad boyumuz ortam çocuğu değil demek ki Anonim: yoo hızlı zamanlarımdayım :) Cemre: o halde partiye bekliyorum, gel ve beni okulun yakışıklı çocuklarına kaptırma Anonim: ah kızım ah.. sen çok tehlikelisin Cemre: çıkıyorum görüşürüz :) Telefonu küçük çantama atarak pencereden dışarı baktım ve Duygu'nun geldiğini görünce cadı şapkamı takıp evden çıktım. Kaan'ın arabasıyla gidiyorduk ve yol boyu "Happy happy halloween," diye bağıran Duygu'yu saymazsak eğlenceli geçmişti. Parti evine geldiğimizde ağzım açık kalmıştı. Ev değil köşktü mübarek. Arada bir evimize temizliğe gelen Kevser Teyze bu evi görse kaç kişiyle kısırlı gün partisi yapılır onu hesaplar, sonra temizliği ne kadar sürer diye kafasında kurardı. Haftalardır da ortalıkta yoktu. Annemle babam gittiğinde sahip çıkıp ara ara yemek getirirdi bana. Aklıma not ederek yarın Kevser Teyzeyi yoklamaya karar verdim ve parti alanına döndüm. Mert bize doğru geliyordu. "Hoş geldiniz. Çok güzel olmuşsun Cemre, sen de Duygu. Kaan kanka naber?" Gülümseyerek karşılık verdiğimde Kaan ile konuşmaya devam ettiler. Ben de o sırada Kaan'a hayran hayran bakan Harley Quinn Duygu'ya bakıyordum. Kaan'da dediği gibi Joker olmuştu. Onları shiplemekden duramıyordum. Çok yakışıyorlardı. Mert de vampir kostümü giymişti. Onları bırakıp etrafa göz attım. Bal kabakları ve korkunçlu figürlerle doldurmuştu bahçeyi. Ayrıca okuldakilerde ne meraklıymış cadılar bayramına... herkes havaya girmişti. Çantamda titreyen telefonu hissedince kalp atışlarım hızlandı ve hızlandığı için azarladım kendimi. Anonim sandığımdan heyecanlanmıştım ama değildi, ne alakaysa Kevser Teyze arıyordu. Hay amk... yaptığım telepati yanlış yere gitmişti. Kevser Teyze'ye... "Alo Kevser Teyze," diye açarak kenara çekildim ve sesten uzaklaştım. "Guzuum naptın guzum, seni kimsesiz bıraktım kuzum, köyden kör olasıca akrabalar geldi bi türlü vakit bulamadım. Gitmek bilmediler." "Kıyamam sana Kevser teyze tam da aklımdan geçiyordun." "Kuzum valla ben de kendime kıyamıyorum ama zındık akrabalar öyle değil. Tanrı misafiridir diyip evimizi açıyoruz salonun ortasına pislemedikleri kalıyor affedersin. Tövbe tövbe ya... tanrı misafirleri camiye gitsin bu vakitten sonra herkes işine baksın." Gülmemek için dudağımı dişledim. Sinirlenince çok hızlı konuşuyordu. "Yarın pazar zaten, bize gel müsaitsen Kevser Teyze. Dedikodu yaparız." "Deme öyle guzum hiç sevmem dedikodu falan yakışmıyor ağzına günaah annem günah." Gülmeye devam ediyordum. "Gel yine de ruhani sohbetler ederiz." "Heh kuzum o olur bak." "Anlaştık Kevser Teyze kapatıyorum şimdi görüşürüz." Telefonu kapattıktan sonra gülerek Duygu'nun yanına gittim. "Yarın bize gelirsen Kevser teyzenin kısırından yersin." "İnna ateyna kel kevser teyzenin kısırı mı?" Kafasına vurdum. "Çarpılıcaz bir gün geri zekalı sus." O sırada telefonum titreyince onu bırakarak telefona döndüm. Anonim: evin üst katındaki terasa gel
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE