"Bana üçüncü yalanın mı?" Dudaklarındaki aralanma hızla kapanırken yaptığım şey hoşuna gitmiş gibi gülümsedi ve bir adım geri çekilip aramızda mesafe bıraktı. "Sen çok fena bir portakal kabuğu olmuşsun." Dediği şeyle birlikte güldüm. "Bir portakal kabuğu kolay yetişmiyor." Keyifli bir kahkaha atarken makarnaları suya attı ve bana yandan bakmaya devam etti. "Hadi güzellik, sosu sen de." Her ne kadar ona dönüp güzelliğin miyim gerçekten diyip salak salak sırıtmak istesem de bu isteğime şaplak attım. "Pul biberi var mı?" Güldü. "Raflarda olması lazım. Acıdan vazgeçemiyorsun di mi?" "Hayır yanlış tespit. Çektiğim acılardan yediğim acıların tadını alamıyorum." Kahkaha atıp işine dönerken bir yandan sosu hazırlamama yardım ediyordu. "Yanına ne istersin?" dedi bana bakarken. "İçeçek

