Hayattan bezmiş, kendinden geçmiş, sabır dilemeye usanmış bir reis Aykut eve bıraktı. Pardon kahvehaneye bıraktı. Dağ yolunda söve söve ağzı yamulduğu yetmiyormuş gibi bir de eve gelene kadar sövdü. Hayır, yani sen bana dedin mi hiç? 'Mısracığım gel benim sevgilim ol.' diye. Demedin. Hala bana cevap diyordu. Metal erkeği değil mi? Hepsi kalas. Hepsi odun. Kahvehane ağzına kadar doluydu her akşam olduğu gibi. Baktım yani apartmana girerken, Türkmenler apartmanı yazıyordu. Türkmenler kıraathanesi yazmıyordu ki. Sokak boyunca araba doluydu resmen. Hepsi bizdeydi. Hepsi kıraathanedeydi. Kimseye bakmadan aklımda İlknur'un öğlen bana yazdıkları olduğu için ilk olarak onun yanına gittim. Köyden arkadaşları yanındaydı. Konuşamadım tabi, çıktım odadan. Çay servisi için yardıma başladım. Bir de an

