Ömür, kendisine bakan adamdan duyduğu rahatsızlığı belli etmemek için, avuç içlerini birbirine bastırıyordu. Bu şekilde dağıtmaya çalışıyordu, aklına gelen kötü düşünceleri. Umut'un kötü bir insan olmadığını söyleyen yanı, fısıltıdan farksız bir şekilde yankılanıyordu zihninde ve Ömür, duymak istiyordu bu sesi. İnanmak istiyordu Umut'un iyiliğine, güzel yürekliliğine... Konuşmasını bekliyordu, bir şeyler söylemesini... Suçlayacak mıydı kendisini? Yapsındı, önemli değildi. Hakaret de edebilirdi. İçi rahattı Ömür'ün. İlk başta yaptığı hatalardı tek pişmanlığı. Özgür'e kızıp da, canını yakmak istediğinden kabul etmişti Umut'u, hayatına. Ama olmamıştı. Olamazdı ki... Ömür, kalbinde yeşil bir sevda taşırken, adı Umut olan bir karanlığa nasıl kapılırdı? “Niye geldin diye sormayacak mısın?” diy

