Çekdar'dan... *3 GÜN ÖNCE* Hırsla avukatlık bürosundan çıktığım gibi arabaya biner binmez içimdeki öfke ellerime yürüdü. Direksiyona indirdiğim yumrukla beraber içimde biriken bütün hınç dışarı taştı. Göğsüm sıkışıyordu, nefes almak zordu; sanki biri boğazıma çökmüş, beni kendi kendimle boğuyordu. Zemheri...O nasıl bunu düşünebilir? Gözlerinin içine bakarak söyledim ona, 'Sana o geleceği vaat edeceğim' dedim, ama demek ki duymamış. Ya da... duymak istememişti. Güvenememişti. Haklıydı belki. Ne zaman tutsa elimden, geçmişim gelip parmaklarımızı ayırdı. Benden vazgeçmeyi düşündüğü için kızgınım ona, hem de nasıl... Ama içinde buruk bir anlayış da vardı. Küçük o daha. Kolayca sözlere kana bilirdi, tıpkı avukatın sözlerine aldandığı gibi ama biliyorum. Zemheri, o avukata 'düşüneceğim' des

