Tam arabasına binmek üzereyken, seslendim. "Atahan." Dönüp baktı. O her zamanki gibi cool, yakışıklı yüzünde hafif bir şaşkınlık ifadesi vardı. Gözleri, benim üzerimde gezinirken, içimde bir kasırga koparıyordu. "Evet Yaren?" dedi, sesi her zamanki gibi sakin. "Konuşabilir miyiz?" dedim. Sesim, umduğumdan daha güçlü ve daha istikrarlı çıkmıştı. İçimdeki fırtınayı belli etmiyordu. "Tabii, buyur." diyerek kapıyı açtı. "Ama," diye ekledim hemen, "Uzakta bir yerde olsun. Bu kalabalıkta değil." Bir an düşündü, sonra omuz silkti. "Peki. Atla." Arabanın içi, onun kokusuyla doluydu. O pahalı parfümün, deri koltukların ve bir parça da onun kendine has 'Atahan' kokusunun karışımı... İçimi acıtıyordu. Çünkü bu koku, o lanet yüzüğü attığı gece de aynıydı. Hiçbir şey söylemeden camdan dışarı ba

