Odaya yeniden sessizlik çökmüştü. Atahan biraz önce çıkmıştı, hemşire de son kontrolünü yapıp gitmişti. Pencerenin önünden sızan loş ışık odanın içine dağılmıştı. İçimde hâlâ bir yorgunluk vardı ama gözlerim uyumaya izin vermiyordu. Tam başımı yastığa yaslamıştım ki kapı hafifçe aralandı. İçeri giren Tuğçe oldu. Onu görünce kalbime bir sıcaklık yayıldı. Çocukluk arkadaşım değil, ama öyle yakın hissettiğim, sırlarımı paylaştığım dostumdu. “Yaren, iyi misin?” dedi koşar adım yanıma yaklaşarak. Daha sözünü bitirmeden boynuma sarıldı. Sıcağını hissettim, bu sarılışın bana verdiği güveni içime çektim. “İyiyim Tuğçe, merak etme,” dedim usulca. Sesim biraz kısık çıkmıştı ama gözlerim dolmuştu. “Allah seni bana bağışladı,” dedi, gözlerindeki yaşları saklamadan. “O anı duyunca kalbim yerinden fı

