Dicle Şanlı Sabahın erken saatlerinde olan uçağımız bu sefer rötar yapmadığı için çok şükür ki ülkemize geri dönebilmiştik. Uykusuz geçen gecenin ardından sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yola koyulmuş, Mardin’in mistik havasına adım atmıştık. İçimdeki karmaşık duygularla Ahraz’a karşı olan öfkem hâlâ dinmemişti. Uçağın inişinden itibaren, onun üzerine yapmam gereken tribi hakkıyla yapıyordum. “Dicle, küs müsün bana?” diye sordu Ahraz, bakışlarını yoldan ayırmadan. Sesindeki yumuşaklık, yaşananların ağırlığını hafifletmeye yetmiyordu. Ona göz ucuyla baktım, ama sesimdeki soğukluğu gizlemeden cevap verdim. “Sence? Bazı şeyleri fazla abartıyorsun. Sırf bana baktı diye bir adamı hastanelik etmek nedir ya? Dua et, şikayetçi olmadı, yoksa başımız belaya girecekti. Sen öfkeni kontrol edemiyo

