Baharın ilk güneşi avlunun taşlarına vururken, kuş sesleri çocuk kahkahalarına karışıyordu. İdâl, kırmızı işlemeli sabahlığıyla avluya çıktığında, Şervan ile Bervan yerde bir şeyler çiziyorlardı. Elleri çamur içinde, suratları merakla birbirine dönüktü. “Ne yapıyorsunuz siz yine?” dedi İdâl, ellerini beline koyarak. Bervan hemen doğrulup parmağını kardeşine uzattı. “Anne! Şervan bebek çizmeyi bilmiyor! Böyle olur mu hiç bebek? Kafası kocaman, göbeği yok!” İdâl kahkahayla güldü. “Demek bir bebek çiziyorsunuz ha?” Şervan kaşlarını çattı. “Çünkü senin karnın şişmiş biraz. Belki içinde nohut vardır dedik ama... Bervan dedi ki belki... bebek vardırmış... var mı?” İdâl, gözlerini ikisine birden kırparak eğildi. “Bunu öğrenmenin zamanı geldi demek...” dedi. “Ama bu sırrı önce babanıza s
Ücret ödemeden günlük olarak güncellenen sayısız kitap ve hikayeyi okumak için QR kodunu tara ve hemen indir


