Zaman… Bazıları için bir iyileşme süreci, bazıları içinse kapanmayan yaraların üstüne serilen ince bir perdeydi. Ama İdâl ve Mert için zaman, çalınan bir çocukluk, birbirlerinden koparılmış yirmi koca yıl demekti. Birbirlerini bulduklarında, içlerindeki özlem kelimelere sığmayacak kadar büyüktü. İdâl, ikiz kardeşi Mert’i ilk gördüğünde içindeki boşluğun dolduğunu hissetmişti. Ama şimdi, hastane koridorunda, yanında yürürken kalbini bir kez daha korku sarıyordu. Mert’in elleri titriyordu. Onun yanında olmanın, onu bulmanın verdiği mutluluğu, vücudunu saran hastalık gölgelemeye çalışıyordu. Ama İdâl, buna izin vermeyecekti. O, kaybettiği kardeşini yeni bulmuştu, Mert’in ellerini bir daha bırakmaya hiç niyeti yoktu. "Bunca yıl sonra buldum seni, Mert," diye fısıldadı. "Ve seni kaybetmeyec

