SEYİTHAN Beni odaya bıraktıktan bir kaç dakika sonra Habib’i yanıma göndermişlerdi. En azından bunu yapmışlardı. Suna tabiki bana bakacak durumda değildi ama en azından aynı odada kalsak birbirimizi iyi ederdik biz. Ama ona bile mani olmuşlardı. Elim böğrümde, sevincim kursağımda kalmıştı. “Habib bir çare bulmamız lazım. Olmayacak böyle.” sandalyenin tekerleklerini yavaş hareketlerle döndürüp pencerenin önüne doğru sürdüm. Konak kapısının dış tarafı adamlarla doluydu. O şerefsiz sonunda ölmüş ama arkasında bir sürü soru işareti bırakmıştı. Aşiret mensubu olmayan bir adamın bizim topraklarımızda bu kadar güçlenip kendini saklamış olması sonunda da canımıza kast etmesi hepimizi düşündürüyordu. Arkasında kesinlikle birileri vardı. Hem bizim hem de Alacadağ aşiretinin düşmanı saymakla bi

