SEYİTHAN Günlerdir tek odak noktam o şerefsiz kansızı yakalamaktı. Hedefime ulaşmama çok az kalmıştı. Girdiği delikten onu bulup çıkaracaktım. Mardin’den kaçma ihtimali yoktu. Zaten bunu kendinin de istediğini sanmıyordum. Kadınımı kendine takıntı yapmış o herifi yavaş yavaş acı içinde öldürecektim. Çoktan yapacağım işkenceleri belirlemiştim. O piçin kanına susamıştım ve vücudunda tek damla kan kalmayana kadar kesip biçecektim şerefsizi. Uykusuzluktan iyice gerilen sinirlerim yüzünden oldukça agresiftim. Ofiste otururken kafamı masaya yaslayıp Suna’yı düşünmeye başladım. Beni affetmemek için her yolu deniyordu yaralı ceylanım. O kadar yarası varken bir de ben yara olmuştum yerime. Kapı çalınınca gel demeden açıldı. Kafamı kaldırıp bakmadım bile çünkü muhtemelen Habib yine önemli bir

