Mehmet, Davut Ağa’nın yüzündeki kasveti fark etmişti. “Sende ne var be ağam?” diye sordu. Davut başını ona çevirdi, buruk bir gülüşle, “Ne varmış bende eşkıya?” dedi. “Ben hatunuma nasıl bakıyorsam, bir an sen de Hatice’ye öyle baktın,” dedi Mehmet. Davut tok bir kahkaha attı. “Ben onu gelin alacağım da kendime değil be eşkıya… Koydum kafaya, Tahir’ime alacağım,” dedi. Mehmet güldü. “Kendine almayacağını biliyorum,” dedi. Sonra başını salladı. “Allah var, oğluna niyetlendiğini de anladım da… Derdim o değil. Bakışın sanki sevdalı gibi,” diye mırıldandı. Davut’un gözleri dalgındı. “Sana bir masal anlatayım mı eşkıya?” dedi, esprili ama titrek bir ses tonuyla. Mehmet başını salladı, anlat dercesine. “Bir padişah varmış… Taa bu yandan öte diyarlara kadar toprağı varmış. Ünlü, heyb

