Keyifli okumalar...
.
.
.
******************
Seher
Gecenin bir yarısı öylece mutfakta durmuş ve tezgahın üstündeki tabağa bakarak kara kara düşünüyordu....
Ne yapacaktı ...
Gitse mi kalsa mi bir türlü karar veremiyordu...
Kendi, kendi başını yakmak böyle bir şey olsa gerek....
Sabah olanları düşündü....
**********
Mutfağın ortasında güpegündüz el ele, göz göze dururken bir den kendine geldi ve ellerini Yaman'ın elinden çekerek endişeyle etrafa baktı...
Seher:" Yaman git lütfen....
Şimdi biri bizi görücek..."
Yaman umursamadan omuz silkti....
Yaman:" görsünler...."
Seher'in gözleri fal taşı gibi açıldı...
Seher:" ne demek görsünler...?!!
Biri görürse ne deriz...?!"
Yaman başını dik tutup, elini pantolonunun cebine koydu....
Seher'e yaklaşti ve yüzünde büyük bir keyifle gözlerinin içine bakarak, tane tane konuştu...
Yaman:" bu güzeller güzeli kız benim karım derim....
Benim karım dan size ne derim..."
Onun elinden gelen tek şeyse yine yanaklarının kizarmasiydi...
Böylece Yaman'ın yüzündeki keyif daha da arttı...
Gözlerini kaçırıp, konuya dönmeye çalişti....
Yaman:"Lütfen şimdi git....
daha sonra görüşürüz ..."
Yaman yaramaz bir çocuk gibi diretti....
Y:" daha sonra, ne zaman?"
S:" bilmiyorum, buluşuruz işte bir ara...."
Yaman yerinden bile kıpırdamadı:
"Ama ben biliyorum..."
Seher yüzünde koca bir soru işaretiyle bakti...
Gücü yetse kolundan tutup mutfaktan dışarı firlaticakti da... işte...
Yaman:" eğer akşam bana, bu mis kokusu bütün eve dolmuş olan kurabiyelerin den getirmeye söz verirsen, bende şimdi gider akşama kadar seni beklerim ama..."
Seher devam etmesine izin vermedi:" tamam tamam getiricem, şimdi lütfen..."
Yaman gülümsedi:" bak söz verdin, geliceksin...."
Seher'in gözü kapıda, panikle:
"tamam dedim ya..."
Yaman:" öyle olsun bakalım..."
Ve birden onun dikkatinin başka yerde olmasından istifade, iki eliyle seher'in kafasını tutup kendine çekti ve dudaklarını sertçe sol yanağına bastirip, kokusunu içine çekerek sesli bir şekilde öptü...
Aslında içinden yanağını ısırmak geliyordu, ama neyse....
Yaman:" ohhhh...
Bu da yolluk olsun...."
Seher şok içinde hiç bir şey diyemeden sadece elini yanağına koyup, Yaman'ın arkasından baktı...
****************
Ve şimdi sözünü tutma vaktiydı..... Ama nasıl....
Şu an, bu saatte onun yanına gitmek, sabah onunla birlikte mutfakta olmaktan daha tehlikeli olduğunu maalesef ki panikten akıl edememişti....
Bu adamdan uzaklaşmaya çalıştıkça, ö mutlaka yakınlaşmanın bir yolunu buluyordu......
eğer gitmezse o buraya gelirdi....
Bunu biliyordu...
Ve seher'in aksine, onun hiç kimseden bir çekingesi yoktu...
Hatta herkesin herşeyi anlaması için gün sayıyor diyebilirdi...
" Kızım, sen napiyorsun burda?"
Seher irkildi...
Öyle dalmıştı ki birinin geldiğini farketmemişti bile....
Gelen Nadire hanimdi.....
Seherin önündeki kurabiye dolusu tabağı görünce:" acıktın mi sen?
Bir şeyler mi atiştırmaya geldin?...."diye sordu...
Seher:" hayır....
Yani evet...
Acıktım biraz...."
N:" e acikirsin tabi sabahtan beri doğru dürüst bir şey yemedin ki.
Sana bir şeyler hazirlamami istermisin?"
S:" yok Nadire annem....
Ben öylesine...
Yani geç oldu...
Yaticam..."
Nadire hanim sürahiyi aldı:
" tamam kuzum, git dinlen...
Ben sabah sana güzel bir kahvaltı hazırlarım....
İyi uykular..."
S:" sana da Nadire annem...
Ben bunları kaldırayım, sonra gidip uyurum ..."
Nadire hanım tebessüm ederek gitti...
her kes onu farketmeden gidip gelse iyi olacakti...
Yoksa tekrar yakalanicakti...
Kendi kendine:
"Ne olacak ki yani....
Sadece kurabiyeleri verip geliceksin...
Bu kadar korkak olma seher..." Dese de, konu Yaman kırımlı olunca hiç bir şeyin bu kadar basit olamicağini az biraz biliyordu....
Buna rağmen tabağı eline alıp, yola koyuldu...
.
.
.
Kapının önünde çalıp çalmamak için karar veremeden, elini bir kaldırıp sonra indiriyordu...
Derken, birden kapı açıldı ve karşısında Yaman belirdi...
Seher'in eli havada öylece kala kaldı.....
Yaman:" hele şükür..."
Onun o havada kalmiş elini tutup, çekti ve seher ne olduğunu anlayamadan evin içindeydi...
çok değil, sadece bir kaç saniye içinde korktuğu başına gelmiş ve yaman'la duvar arasında sıkışmış durumdaydi...
Neyse ki elinde ki tabak biraz olsun aralarına mesafe koymayi başarabilmişti....
Yoksa bayılmak an meselesiydi...
Seher yutkundu:" kurabiyelerini getirdim ..."
Yaman:" öyle mi....?
Ama biraz geç olmadi mi sence? hiç kimse Yaman kirimliyi bu kadar bekletmeye cüret edemez!"
Seher ne diyeceğini bilmeden sadece elindeki tabağı kaldırıp gösterdi...
onun dikkatini başka yere çekmeye çalışarak, gülümsedi:
" Tadına bakmak istemez misin?"
Yaman bir seher'e, bir de elindeki en az onun kadar tatlı olan, güneş şeklinde ki gülümseyen kurabiyelere bakti...
Daha fazla ciddiyetini koruyamadı....
Elini seher'in küçük burnuna götürüp iki parmağının arasında sikti...
onun bu tatlılığina karşı, dişlerini ısırma isteğiyle gicirdatti...
Y:" şirinlik yapma küçük şirin!"
Başını yaklaştırarak gözlerini kisti ve muzipce fısıldadı....
Y:" yoksa kurabiyelerin yerine seni yerim....!!!!"
Seher'in gözleri büyüyüp, kızardı...
Yaman onu utandirma görevini başarıyla tamamladıktan sonra, rahatlıkla tabaktan bir tane kurabiye aldi ve seher'e bakarak ısırdı...
Bu muhteşem tadı damağında iyice hissetmek için gözlerini yumdu...
Gözünü Açtığında karşısındaki zümrütlerde sadece merak vardı...
Onun beğenip, beğenmediğini merak ediyordu...
gülümsedi ve şaka yollu teşekkür etti....
Y:" çok lezzetli olmuş, eline sağlık eminim her koca böyle becerikli bir karısı olsun istiyordur..."
Seher biraz sinirle başını salladı ve içinden:
"Hi-hi...
Kesin her kadın da böyle yüreği ağzında yaşamak istiyordur..." Diye geçirdi...
Yaman elindeki tabağı alıp, yanlarındaki sehpanın üzerine bıraktı...
Daha da yakınlaştı....
derin ve etkileyici siyah bakışlarini zümrütlerine dikti ve onu tesiri altına almaya çalıştı ...
Seher'in küçükte olsa, kendine karşı bir zaafiyeti olduğunu sezmişti ve bundan kaçmasına izin vermeye hiç niyeti yoktu...
Bir elini saçına götürüp, yüzünün kenarında ki bir tutami eline aldi....
dokunmaya kiyamiyorcasina baştan aşaği parmaklarıyla nahifçe okşadı....
Sona geldiğinde yumuşak saçlar parmaklarının arasından kaydı ve ö tutmak için hiç bir çaba sarf etmeden sadece elinden süzülüp getmelerini izledi....
Bütün servetini kaybeden elini seher'in küçük omuzuna yerleştirdi....
başını eğip burnunu onun burnuna sürttü ve sevdiğinin nefesinde soluklandi...
Bakışlarını onun gözleri ve gül goncasi gibi olan dudakları arasında gezdirdi...
Ve usul usul yaklaşarak onları öpmeye yeltendi....
Seher gözlerini kapatıp, iki elini Yaman'ın göğsüne koyarak biraz itti....
Seher:"dur Yaman, gitmem gerek, lütfen..."
Yaman:" yok öyle bir şey, izin vermem..."
Seher:" Yaman Allah Aşkina...
Bak buraya gelirken Nadire annem beni gördü bir şey anlicak diye ödüm koptu...
Hem bahçede bir ordu koruma var ya tesadüfen birisi görüp şikayet ederse...."
Yaman kendinden emin konuşu:
"edemezler..."
Seher sinirle:" niye? Onları da mi tehdit ettin...?!"
Yaman bir kaşını kaldırdı:
"aslında fena fikir değil..."
Seher ağzı açık karşısında ki adamı izledi....
Seher:" ben senin yapacaklarının sınırından korkuyorum artık..."
Yaman'in dudağı kivrildi...
Yaman:" valla mevzu sen olunca, ben de kendimden korkuyorum..."
Seher gülmemek için dudağının içini ısırdı ve gözlerini kaçırıp yere baktı...
Ama göz göze gelmemek neyi ispat eder...
Sevmediğini mi?!!
Ne saçma....
Ne kadar inkar etse de, hoşlanıyordu işte...
Yaman bir elini yanağına koydu... başını eğerek dudağını seher'in alnına bastırdı ve saçlarını koklayarak öptü...
Sonra elini tutup, kapıya doğru götürdü...
Seher durdu:
"Ben kendim giderim..."
Yaman:"olmaz...
Seninle geçirebileceğim tek bir saniyeyi bile kaçırmak istemiyorum..."
Seher yutkundu...
Onun her bir sevgi dolu lafı ve bakişiyla içinden ona doğru bir şey kopup gittiğini hissediyordu...
Ve ona göre bu hiç iyi değildi..
El ele evden çıktılar....
Dışarı çıkar çıkmaz ufak ufak yağmurun çiselediğini farkettiler...
Yaman seherin elini çekip tekrar eve götürme niyetindeydi...
Ama seher elini damlaların altına tutup, küçük tanelerin avucunun içine düşmesini izliyordu...
Yaman:" eve girelim, belli ki biraz sonra dolu yağıcak...
Yağmur açtıktan sonra gidersin..."
Seher hayranlıkla:" ya ne evi, görmüyor musun yağmur yağıyor...."
Yaman ne demek istediğini anlayamadı :
" bende onu diyorum işte...
Eve girelim ki ıslanmayasin...."
Seherin gözleri sevinçten ışıl ışıl parliyordu :" ya deli misin...!
yağmurda ıslanıp, bu kadar yakından dokunup hiss etmeyeli ne kadar oldu biliyormusun....!!!"
Yaman daha o an onun neyi kast ettiğini idrak etti ...
Bazen onun kendi evinde bir tutsak gibi yaşadığını unutuyordu...
dilinin altında buna sebep olana saydırdı:" şerefsiz köpek..."
Artık kara bulutlar şiddetle yağmaya başlamişti...
Seher elini Yaman'ın elinden çekti ve koşa koşa yağmurun altına girdi....
ellerini iki tarafında açarak, başını göğe doğru tuttu ve mutlulukla gülümsedi...
Yaman şimdiye kadar onu hiç bu kadar mutlu ve heyecanlı görmemişti ...
Böyle daha da bir güzel olmuştu meleği...
Tıpkı rüyasında oldüğü gibi...
Oysaki yaman yağmurdan hep nefret etmiştir....
Ona soğuk buz gibi geceleri, çaresizliği, kimsesizliği ve üç küçük çocuğun başını sokabilecği tek bir çatisinin bile olmadiğini hatirlatirdi...
Ama şimdi bu sevmediği şey, en sevdiğinin yüzünü güldürmuştu...
Onun güzel gülücüğü içine sıcak bir nehir gibi aktı ve kaç metre öteden ruhuna sızdı...
yüzünde huzur dolu bir tebessüm oluştu...
Meğerse bu dünyada " gülüşünü sevmek" diye bir şey vermiş....
O an anladı...
Bakışlarını kaldırıp, gök yüzüne ve durmadan akan yağmura baktı...
İçinden, yıllarca kin beslediği su damlalarina seslendi:
" Bu gökyüzü şahidim olsun ki, bu anın hatrına ve sevdiğimin tek bir gülüşü uğruna, o küçük yetim ve öksüz çocuğun hakkından geçtim..."
Bakışları tekrar seher'e döndü...
Kararlı adımlarını ona doğru attı...
Ve ilk kez hayatında hiç yapmadığı şeyi yapti...
Yağmurla barıştı...
güvenli çatısının altından çıkıp, ıslanmayi göze aldi...
Ama bu kez çaresizlikten değil belki Bile bile, isteye isteye en değerlisinin yanında olmak için İslanicakti...
Seher döndüğünde, yamani arkasında görünce çok şaşırdı...
Kıyafetleri tamamen tenlerine yapişmiş ve kıvrımları belli oluyordu...
Seherin zarif hatları ve Yaman'ın sert kasları...
Saçlarından damlalar süzülüyordu....
Yüzlerine vuran Yağmurun yoğunluğundan nefesleri kesiliyor ve soluk alabilmek için dudakları araliydi...
Seher güldü :" hani ıslanmak istemiyordun...
Şimdi ikimiz de aynı olucaz..."
Yaman karşısında ki muhteşem manzarasindan gözlerini alamıyordu ...
Bir türlü bu hissi içinde çözemiyordu...
Bu kızın her hareketiyle içinde ona karşi yükselen bir şeyler vardı...
Durduramıyordu...
Gün geçtikçe daha da müptelası oluyordu...
Hele o gözleri ..
Berrak yeşilleri önü kendinden alıyordu....
damarlarında ki kanın Akış hızını bile değiştiriyordu o bakışları ....
Içini eritiyordu adeta...
sesi ihtirasli ve buğulu çıkti...
Yaman:" Aynı olalım....
Tıpkı benim sana olduğum gibi,ikimiz de baştan aşaği sırılsıklam olalım...."
seher'in yüzünde ki gülüşü dondu...
Sanki Yaman düşüncelerini ve zihnini okuyor ve içinden geçen her şeyi biliyor gibi hissetti bir an ...
Açikça ona "Duygularından kaçma diyordu..."
"Sen de benim gibi aşka teslim ol diyordu...."
Ama ö yapamazdı...
Kendine söz vermişti...
Gerçeği göz ardi edemezdi...
O yüzden yine kaçmayı seçti...
Seher:" ben gidiyim artık uşutucez..."
Ama tam gidicekken yaman kolundan tutup kendine çekerek, sımsıkı etrafına dolandı ve sertçe onu kendine bastırarak bedenlerinin tek çizgi olmasını sağladı, öyle ki artık aralarından rüzgar bile geçemezdi...
O yakın mesafeden kulağına fısıldadı...
Yaman:"Korkma, ben varım....
isitirim seni...."
Ve gerçekten de öyleydi...
Teni Sanki kışın ortasında alev alev yanan bir ateş gibiydi...
Hiç bir şeyin onu söndürmeye gücünün yetemiceği bir ateş....
Git gide her yeri sarip sarmalayan, yakıp kavuran bir ateş...
Sert sakallarını onun yumuşak ve ıslak yanağına sürttü...
Hafif Arali kalmiş dudaklarindan, yağmur damlaları süzülüp seher'in böyün çukuruna düşüyordu...
Seher gözlerini kapattı ve elinde olmadan ona eşlik edip başini Yaman'ın sakallarina yasladı...
Bütün ağırlığını onun güçlü bedenine bırakmış, güvenli ve sıcak göğsüne sinmişti...
Yaman önü içine sokmak istercesine bastırdı göğsüne....
Seher'in itiraz etmeyişiyle, nerde olduğunu umursamadan büsbütün kendini
Kaptırdı...
Başını eğip, onun ıslak ve mis kokulu boynuna yerleştirdi...
Kokusu Vanilya, gül ve Yaman'ın daha önce öğrenmek için çaba sarf etmediği çiçeklerin karışımıydi....
ferahlatici ve ilik bir esinti gibi...
Dudaklarını şah damarın da gezdirip,hiç acele etmeden üstüne derin ve küçük öpücükler bıraktı...
Seher Yaşadığı tutkunun etkisiyle, başını biraz yana eğerek ona dahada alan verdi...
tenine batan sakalları rahatsız etmek yerine, derininde ki gizli hisleri uyandıran küçük çaplı bir dürtü gibiydi...
Bir de tabi yumuşacık dudakları ve gerdanini ısıtan sıcacik nefesleri...
Karnının içinde kasılan ve git gide tüm hücrelerini ele geçirip vücudun da yayilan çok yoğun ve güçlü bir duygu vardı...
Ama tam o esnada, gökte çakan şimşeğin ışığıyla her yer aydinlandi ve kapalı olan gözleri aralandi...
daha o an nerde ve ne halde olduklarını idrak edebildi...
içinde olduğu duruma ve Kendine inanamadi...
Bu kadar zayıf olamazdı...
ona yakınlaştiği, dokunduğu an bildiği her şey aklından çıkıp gidemezdi...
Sanki yer yüzünde değilde, bir boşluğun içinde yuvarlanıyor gibi hissedemezdi...
Çok saçmaydi....
Ona bu denli muhtaç miydi...!!!
Bu kadar kısa zaman da ona böylesine bağlanmış olmak tüm benliğini sarstı...
Gitmeliydi...
Kaçmaliydi...
Bu yangın onu ele geçirmeden,
Bu girdap tamamen onu içine çekmeden kurtulmaliydi...
Yoksa şimdi, hiç olmadık bu yerde ona her şeyiyle teslim olucakti...
Bütün gücünü iki elinde topladi ve şiddetle yaman'i geriye itti....
Yaman bunu beklemediği için sendeledi ve istemeden onu bırakmak zorunda kaldı...
Seher arkasina bile bakmadan koştu...
Ama yaman başını bile kaldırmadan, yaşadığı sarsıntı yüzünden iki büklüm kalmış ve artık orada değildi...
Tek bir saniye içinde o güne gitmişti...
Daha Küçük bir çocukken, hayatında ö en güvendiği kadının elini tutup, gözleriyle gitmemesi için yalvardiği o güne...
Tıpkı şimdi ki gibi itildiği, sevilmediği, istenmediği o güne....
O kadının, Onun canının yandığını umursamadan, arkasına bile bakmadan o adamla çekip gittiği güne....
Dayanamiyordu artık...
Aynı şeyi tekrar yaşamayi kaldıramazdı....
Buna izin veremezdi...
O yüzden bir şey yaptı...
Şu ana kadar hiç yapmadığı bir şey...
O gün çıkaramadığı sesini, kırılmış kalbinin hissettiği o acıyı bugün burda, tıpkı yaralı bir aslan gibi, dehşetverici ve gur şekilde kukreyip bağırdı...
İçindeki zehri dışarı akıttı...
Ve tam o sırada sesli bir gök gürültüsü ona eşlik edip; ışığı, geceyi ve yaman'in yüzünü ikiye böldü...
Bir tarafı aydınlık, diğer tarafı karanlık....
Yaman:
" AHHHHHHHHHHHHHHHH....."
Seher olduğu yerde mih gibi çakıldı...
Arkasına dönüp baktığında yaman'i öyle iki büklüm yere eğilmiş ve o halde görünce nerdeyse akli çikicakti...
İstemeden ona zarar verip, yaraladiğini düşündü....
Artık Hiç bir şeyin önemi yoktu...
O an onun için önemli olan tek şey Yaman'di....
Bir kaç saniye içinde koşa koşa arkasında bıraktığı yoldan geri döndü...
Yol sanki gittikçe üzüyor ve hiç bitmicek gibi gelmişti o an....
Onun olduğu yere vardığında, iki kolundan tutup doğrulması için yardım etti...
Panikle eğilip Yaman'ın bacağina baktı....
Ayağını yaraladiğini ya da burktuğunu sanmişti...
bir şey göremeyince kalktı ve bedeninin her yerini inceledi...
Ama hiç bir iz bulamadı...
Ellerini Yaman'ın yanaklarına koydu ve yüzünü iki avcunun arasına aldı...
Gözlerinde ve sesinde açıkça belli olan endişeyle Yaman'ın gözlerine baktı...
Seher:" Yamannnnn...
İyi misin...?
Özür dilerim, özür dilerim..
Sana arkamı donup gitmemeliydim...
Seni öyle itmemeliydim...
Çok mu canını acittim ....
Çok mu yandı canın...?!!!"
Pişmanlıktan nerdeyse ağlicakti...
Yaman'ın dayanıklı ve güçlü biri olduğunu biliyordu...
Çok canı yanmasa öyle yakinmazdi.....
Yaman hiç bir şey söylemeden sadece gözlerinin ta içine baktı....
Görebiliyordu....
Oradaydı....
O yemyeşil iki ormanda sadece kendi dolaşiyordu...
Oradaki her şey ona aitti....
Korku, endişe, pişmanlık ve en önemlisi sevgi...
Bu kez terk edilmemişti.....
Umursanmadan yıkılıp, geride birakilmamişti...
Küçük sevgilisi ona kiyamamişti....
Yaman içinden cevap verdi:
"Çok yandı seher...
Çok yaktılar canımı....
Ama artık sen varsın ya...
Hepsi geçti...."
İçindeki küçük Yaman Öyle mutluydu ki, sanki yolun kenarında bırakilmış bir çocuğun, annesi dayanamayıp geri gelmiş ve elinden tutup eve geri götürmuş gibi hissediyordu....
Öylesine memnun ve güvende....
Yaman elinde olmadan,Sevinçten gülmeye başladı...
kendini tutamiyordu....
Her zaman ki gibi duygularını gizleyip bastıramiyordu...
Seher onun hiç bir cevap vermeden, sadece güldüğünü görünce once şaşirdi.....
Ama sonra onu kandırıp, onunla dalga geçtiğini zanneti...
Tatlı bir kızgınlıkla gözlerini kısıp, dişlerini birbirine sıkarak ona bakti....
Hem ona bir şey olmadığı için rahatlamıştı, hemde onu bu kadar korkuttuğu için sınırlıydı...
Ağzını açıp azar çekmek istedi...
Ama onun hakettiği tek bir cümle bile bulamadi...
Sonunda da hiç bir şey söylemeden arkasını dönüp, sınırlı adimlariyla eve gitti....
Yaman biraz daha guldukten sonra sakinleşti, şimdi artık yüzünde küçük huzurlu bir tebessüm vardı...
Seher'e bakıp, eve girdiğinden emin olduktan sonra, başını tıpkı onun yaptığı gibi göğe kaldırdı ve yağmurun yüzünü ve kalbini yikamasina izin verdi...
Öyle sakın ve hafiflemiş hissediyordu ki kendini...
Sanki sırtından büyük bir yük kalkmıştı....
Artık daha kolay nefes alabiliyordu...
Seher farkında bile olmadan, onun en derinin de olan yaralarını tek tek iyileştiriyordu......
Öyle iyi geliyordu ki yaman'a, onu kana kana içmek istiyordu...
Ve Bu tarifsiz bir histi...
.
.
.
Her insanın ömrü boyunca hayatında tutulduğu bir yağmur vardır...
Ansızın ve ya keskin bir gök gürültüsü...
Sonrası, şehre düşen o yağmuru sonsuza kadar ezberinde tutmaktır...
Ve Yaman ölenedek tutulduğu bu yağmuru hiç unutmicağina emindi...
______________________________