Sabaha karşı gözlerimi araladığımda hava aydınlanmak üzereydi. Sıkı sıkıya kapalı perdeler bile gün ışığının içeri girmesine tamamen engel olamıyordu. Beni neyin uyandırdığını anlamak için kirpiklerimi kırpıştırıp ayılmaya çalıştım. Pencereye konmuş olan bir kumru saçma sesler çıkarıp duruyordu. Gagası ya da pençesi, -görmediğim için emin olamadığım bir uzvu- sürekli olarak cama vurup duruyordu. Evet, bir sürü olası neden varken aptal bir kumru cama vurduğu için uyanmıştım. İlk fark ettiğim şey aptal kumru, ikincisi ise Ayaz’dı. Hala onun kollarındaydım. Bunu fark edince dudaklarımda geniş bir gülümseme oluştu. Yüzümü, az sayıda tüylerle kaplı olan göğsüne gömmüş, kollarımı beline dolamıştım. O da beni kolları ve bacaklarıyla sarıp sarmalamıştı. Böyleyken minicik hissettim çünkü kalın kol

