Saçlarımı savurup salondan çıktım. Göz yaşlarım çoktan durmuştu. Yanından geçerken bıyık altından gülüşünü gördüğümde benimle bu şekilde konuşmasının da tam olarak bu yüzden olduğunu fark ettim. Sinirim anında yatışırken bu kez gülümsememek için dudağımı dişledim. “Nereye gidiyorsun!” “Mutfağa? Biraz şeker bulmaya… Sen nereye gittiğimi düşünmüştün?” “Seni küçük yaramaz!” diyerek atıldığında ona yakalanmamak için kahkaha atıp mutfağa koştum. Mutfağa girdiğimde o da hemen arkamdaydı. “Bir şekerin düzeltemeyeceği hiçbir şey yoktur,” dediğimde burukça gülümsedi. “Evet…” dedi. Önüme geçip bana göz kırptıktan sonra üst dolaplardan birini açıp eline bir kavanoz aldı. Kavanozu sallayıp bir adım geriye çekildi. “… ama senin gibi numaracılara şeker falan yok.” “Ya!” diyerek kavanoza uzanınca a

