"Önce maili atanı bulmamız lazım." Bella'yı kafamla onaylayıp kahvemden bir yudum aldım. Dün akşam eve geldiğimde evde olmadığı için konuşamamıştık. Bugün ise işlerin yoğunluğundan ancak öğle arasında konuşma fırsatı bulmuştuk. Anlattıklarıma hem şaşırmış hem de sinirlenmişti. Ben sinirli değildim, daha çok tedirgindim. İş hayatında böyle bir şey başıma ilk defa gelmiyordu. Los Angeles da çalışırken terfi aldığım dönemde beni çekemeyen insanlar tarafından çokça şikayet almıştım. Fakat sonunda kendimi aklamıştım. Şu an ana şirkette olsam yine kendimi çabucak aklardım fakat uzakta olmak elimi kolumu bağlıyordu. "Buraya yeni geldin ve kimseyle işin yok yani kimsenin sana takıntılı olabileceği bir pozisyonda değilsin. Kim yapmış olabilir ki?" Benim bu konu hakkında en ufak bir fikrim bile

