EYLÜL Söyledikleri, zihnimde yankılanan arsız bir melodi gibiydi. Parmaklarım kadehin ayağına öyle sıkı sarılmıştı ki, camın her an tuzla buz olmasından korktum. Gözlerindeki karanlık ve zafer kazanmış parıltı canımı yakıyordu çünkü haklıydı. Bunu kendime bile itiraf edememenin sancısını çekiyordum. Ona karşı ısınmaktan, bedenim gibi duygularımın da ona kapılmasından korkuyordum. Sancak’ın dokunduğu her yer alev alıyordu ve ben o yangının içinde kendi kimliğimi, bana yaptığı tehditleri, babam için ettiği intikam yeminlerini unutuyordum. Unutmak istemiyordum. İçten içe beni farklı bir oyunun içine çektiğini düşünmekten kendimi alamıyordum. Matteo ile geçirdiğim aylar, bir kış uykusu gibiymiş meğer. Onunla güvenli, sığ ve ruhsuz bir kıyıda bekliyormuşum. Fakat Sancak... Sancak beni okyan

