Anıl'dan Yavaşça eğilip Hüma'nın alnına küçük bir buse kondurdum. Ayağa kalkıp kendi odama gittim ve ince bir battaniye getirip üstünü örttüm. Benimle konuşmuyordu. Haklıydı da. Ondan her şeyi saklamıştım. Ama benim de kendimce sebeplerim vardı. İç çekip bir süre yüzünü seyrettim. Evden çıktığımda adımlarım yandaki garajı buldu. Elimdeki düğmeye basıp kapının yavaşça aşağıdan yukarı doğru açılmasını sağladım. Tam ortadaki sandalyede bağlı bir şekilde duran Baran'ı görünce sırıttım. Hâlâ baygındı. Yanına vardığımda kafasını tutup kaldırdım. Yüzü gözü yara içindeydi. Yandaki kovayı alıp içindeki suyu bir anda üzerine döktüm. "Lan!" Sıçrayarak uyandığında ona sırıtarak baktım. İlk önce etrafına daha sonra da bana baktı. "Nasılmış bakalım Baran hazretleri?" Bana sinirle bakıp bir küfür

