Geri dönmek için kepenkten çıktı, tuşa basarak onu tekrar indirmeye başladı. Ancak tam o sırada donakaldı. Gözleri ön bahçeye takılmıştı. Orada... bir grup insan—ya da en azından bir zamanlar insan olan şeyler—sürüklenir adımlarla ilerliyordu. Bedenleri titriyordu, gözleri boş bakıyordu. Hırıltılar çıkarıyorlardı. Aralarındaki biri, Zoe’nin çocukken gördüğü komşularından birine benziyordu ama artık o kişi değildi. Elazia tam da onların önündeydi. Önce konuşmayı denedi. “Hey iyi misiniz?” Sesi titriyordu ama güçlü kalmaya çalışıyordu. Yanıt hırıltı oldu. Sonra biri aniden üzerine yürüdü. Elazia, tereddüt etmeden elindeki bıçağı adamın omzuna sapladı. Bıçakla birlikte koyu, katranı andıran bir sıvı dışarı fışkırdı. Elazia’nın yüzünde ne korku ne de zafer vardı—yalnızca hayatta kalmaya dair d

