Gözleri istemsizce, kısa bir süre için Anna’ya değdi; onun küçülmüş, kırılgan ve çaresiz duruşu Gordan’ın içine derin bir sızı sapladı. Dudaklarının kenarı titredi, ama hemen kontrolü yeniden ele aldı. Sonra bakışlarını zorla tekrar yola çevirdi; gözlerinin önündeki karanlık yolun bulanıklığı gibi düşünceleri de dağınıktı. Elleri direksiyonun üzerinde hâlâ gergindi, parmaklarını hafifçe oynatarak sakinleşmeye çalıştı. Alnındaki ter damlacıkları, gerilimden solgunlaşan yüzüyle zıtlık oluşturuyordu. “Konuşmalıyız. Ne olursa olsun. Hadi sessizlik delirmenin en kolay yoludur.” dedi, sesi sertleşirken yine de altında titreyen kırılganlığı gizleyemiyordu. Duruşundaki sertliğin arkasında, yıllardır bastırdığı korku ve çaresizliğin sessiz çığlığı vardı. Arabada o ağır ve boğucu hava, aniden bira

