"Asil!" diye bağırdım boğazım yırtılmak üzereydi. "Bir şey yap ne olur! Ölmesin, Özlem ölmesin! Özlem!" Gözlerim küvetin içinde, bileklerinden süzülen kırmızıya kilitlenmişti. O kırmızı…Sanki gözlerimin içine yürüyordu. Göğsüm sıkıştı. Nefesim yarım kaldı. Birden boğazımdan yırtıcı bir çığlık fırladı. “Özlem!” Kendi sesimle irkilip geri sendeledim. Ayaklarım kaydı, sertçe yere oturdum. Ve…Her şey dağıldı. Küvet, kırmızı, o uğursuz sessizlik…Hepsi sisin içinde çekildi gitti. Gözlerimi açtığımda karşımda Özlem vardı. Üzerinde bol, buruşuk bir tişört, saçları darmadağın…Göz altları mor, yüzü neredeyse kâğıt gibi soluktu. Sonradan fark ettim üzerindeki Dennis'in çok eski bir tişörtüydü. Elini omzuma koymuş bana bakıyordu Özlem. “Açelya…Korkuttun beni. Ne oldu?” Ciğerlerime çektiğ

