Bilinmeyen Bakış Açısı Anlatıyor Asil, hastane koridorunda, alnındaki yeni dikişlerin sızısını umursamadan volta atıyordu. Kendi kaşını ne zaman yardığını bile tam hatırlamıyordu; sanki o an, bütün dünya gürültülü bir uğultuya dönüşmüştü ve o sadece enkazın altında kalmıştı. Açelya’nın başka bir hastaneden buraya naklini bekliyordu. En azından burada, kendi gözetiminde, güvende olacaktı. Koridorun sonundan gelen ayak sesleriyle başını çevirdi. Gelen, sağ kolu, her daim soğukkanlı ve mantıklı olan Tibet’ti. Ancak Tibet’in yüzündeki ifade, Asil’in kalbinin buz kesmesine yetti. Gözlerinde ne o tanıdık sükûnet ne de kararlılık vardı; sadece derin, acı bir boşluk. "Tibet?" diye sordu Asil, sesi kendi kulağına bile yabancı ve boğuk geliyordu. "Açelya nerede? Getirmediniz mi daha? Geciktiniz."

