"Dünya'nın en güzel yeri neresi biliyor musun?" "Neresi?" Elindeki kahve bardağını sehpaya koyup bana baktı. "Biraz kenara kaysana." Yaptığı iltifata istemsizce gülümseyip yattığım koltukta sağa doğru çekilip yanıma yerleşmesi için ona yer açtım. Hiç beklemeden yanıma uzanıp kafamı göğsüne yerleştirdi. Bir elimi karnına sardığımda sağ elini sırtıma atmıştı. Diğer elini de sağ koluma yerleştirip sarıldı. "Kahveni boşuna mı yaptım?" "Ben sana 'bana kahve yap' demedim ki. Ayrıca hani bu evde kahve işleri bana bırakılmıştı?" "İddiayı kaybetmiştim?" Koluma yerleştirdiği elini saçlarıma götürüp oynamaya başladı. Aramızda kısa süreli bir sessizlik oluştuğunda bundan rahatsız olup kafamı kaldırmayı denedim. Denedim diyorum çünkü Ural engel olmuştu. "İddia yemekti, kahve değil." "Anla

