Çorbaları koyduktan sonra kendisi de oturdu ve yemeye başladılar. Aslında kızlar çok şey sormak istiyordu. Mesela, genç adamı yaralayan o adamın onlardan ne istediğini, neden öldürmek istediğini. Ve daha bunun gibi nice sorular vardı akıllarında. Fakat çekiniyorlardı. Biliyorlardı ki, bu adamlar normal değillerdi. Karanlık bir tarafları vardı. Özellikle de Karan'ın. Bakışları bile 'ben karanlığım' diye bas bas bağırıyordu. Bunu pekala görebiliyorlardı. Belki de hiç sormamaları gereken sorulardı bunlar. Hadleri değildi çünkü. Bu adamlar da sorularına karşılık öyle düşünebilirlerdi. Çorbadan sonra sıra diğer yemeklere gelmişti, Güneş onları da servis ederken Nilay'da içecekleri koyuyordu. "Ellerinize sağlık her şey çok güzel olmuş. Hatta ben hayatımda ömrümde bu kadar güzel el yemekleri

