15. BÖLÜM

3122 Kelimeler
Uyandığım en saçma ya da en mutlu sabah bumuydu bu konuda kararsızım. Eve girdiğimde Ada odasında olmadığı gibi yatağıda hiç bozmamıştı, anlaşılan dün gece annesigilde kalmış. Banyoya girip hızlıca duş aldıktan sonra bugün üzerime rahat birşey giymek şartı, iki gündür üzerimdekilerle uyuyup duruyordum. Dün Türkan teyzenin sürdüğü krem iyi gelmiş olsa gerek kolumdaki morluk sararmaya başlasada saçıma taktığım bandajı koluma takıp üzerime siyah şort ve beyaz bluz giyip hazırlandım. Saçlarımı yarım yamalak kuruturken gözümün önüne gelmeyecek şekilde topladım. Ne demişti Barış hoca; 'Saçlarını böyle topladığına göre anlaşılan abine savaş açmışsın.' demişti. Ben fark etmeden tanımışmıydı beni ve dünkü gibi bir yakınlaşma olmaması için elimden geleni yapmalıydım. Kerem'le aramdaki savaş değildi benim ki sadece inatlıktı. Bunca yıl beni arayıp sormadığı için kızgındım ve en baştan beri Özğür abi, Kerem isteği için benimle mi ilgilenmişti, bilmiyordum. Herkesin bir araya gelmesinin nedeni o kadar merak ediyorum ki ilacımı kullanıp anahtarımı aldığım gibi merdivenleri birer ikişer çıktım. Kapının üstünde anahtarı bıraktıkları için yavaşça açıp girerken adımın geçtiğini duyduğumda dinlemeye başladım. "Aşk olsun Kerem, insan en baştan söylemez mi Gece kardeşim diye?" dedi Selma teyze sitem ettiğinde Kerem kısık sesle cevap verdiği için biraz daha yaklaşırken mutfakta kimse görünmediğinde birazcık daha yaklaştım. Maşallah ne bu samimiyet...... "Selma teyzecim biliyorsun, işimden dolayı bir tek Özğür'le konuşabiliyordum." dedi Kerem kışık sesle. Kerem'in işi neydi ki bir tek Özğür abiyle görüşüyordu. "Kerem oğlum, şimdi senin mecburi askerlik görevi bitti mi?" diye sordu Oğuz amca aynı kışık sesle. Askerlik mi?......... Nasıl bir askerlik mecburi olabilir ki?........ "Bitti Oğuz amca." dedi Kerem rahatlamış bir şekilde. "Anne, baba çocuğu darlamasanız mı?" diye Özğür abi aralarına girice Selma teyze Özğür abiyi fırçalayınca bir de benim kızsın istedim. Haklıydı yani kadın..... "Sus bakıyım, sen suçlusun. Gece'nin, Kerem'in kardeşi olduğunu niye söylemiyorsun?" Selma teyzenin kızmasına Özğür abi kendini savunurken de Kerem'i suçlamıştı. "Duy Kerem duy. Senin yüzünden önüne gelen bana kızıyor. Gece'nin ne yapacağını bilmiyorum bile?" Herkes birbirini suçlarsa ben kime kızıcaktım. Özğür abiye ne yapabilirim ki trip atmaktan başka...... Kulağımın dibinde biri seslenince birden irkildiğim için dirseğimi geçirmiştim. "Aahhh." diyip elini karnına koyup acından kıvranan Barış'ı gördüğümde telaşla "Acıdı mı?" diye sordum, elimi karnına koyarken "Öyle sessiz yaklaşır mı insan?" diyip sessizce fırçaladığımda acısını unutup elimden tuttu. "Benim için endişelendin." dedi acısına rağmen gülerken. Deli ya deli....... 'Mesafe koy Barış hocanya mesafeye koy' diye içimden tembihliyorum kendimi....... "Oğlum iyi misin?" diye Türkan teyze sesimize gelirken hızla elimi çektim. "Anlaşılan Gece'nin gazabına uğramış." dediğinde Kerem'in içten içe güldüğüne eminim. Önce sen uğrada benim gazabıma...... "Bilerek değil refleks olarak vurdum." diye saçma şekilde kendimi savunurken buldum. Barış hoca kendini toparlayıp "Bir şeyim yok ya." dedi iyi görünmeye çalşırken kıvramasına gülücekken yanağımı dişledim. Komikti. Kıvranması tabi... "Gece'de geldiğine göre, hadi kahvaltıya." diyip Türkan teyze salona geçmemizi sağladığında kahvaltı için her şey hazır beni beklediklerini fark ettim. "Kayıp güzelimi de buldum." diyip Eğe bana sarılacakken Kerem gıcık tutmuş gibi öksürmeye başladığında "Su iç istersen." dedim Kerem'e yandan bir bakış atıp Eğe'ye sarıldım. Güzelim yok demek istiyor heralde...... "Dün bütün gün seni aradık ve Peri'nin yanında bulduk." diye fısıldıyarak durumdan kısacık bahsederken Peri'min sesine ayrılmıştık. "Ya ben." "Ya sen." dedim Peri'yi kucağıma alıp "Benim tatlı Peri'msin." diyip boynundan öptüğümde kıkırdamaya başlamıştı. Herkes masaya geçip yavaş yavaş otururken Peri'mi kucagımdan indirip en uç köşede yana oturduk. "Senin de gözün aydın kızım, abine kavuştun." dediğinde Selma teyze tebessüm etmeye çalıştım. Ya ne demezsiniz diye cevap vermek istesemde "Sağol Selma teyze." dedim sadece. Peri'nin tabağına kahvaltılıklardan koydugumda Eğe çalan telefonu bana uzattı "Babam, seni sorucak zaten. Al konuş." Eğe'nin uzattığı telefonu alıp masadaki meraklı gözleri görmezden gelip adımlarımı mutfağa yönlendirdim. -'Efendim Asaf amca.' --'Şükür sesini duyabildim kızım. Neredesin sen? Telefonun niye kapalı?' Bir Asaf amcadan yemediğim fırça kalmıştı oda oldu... -'Dün telefonum Kerem'de kalmıştı.' Diye savundum kendimi ama Kerem'le ilğili konuda temkinli yaklaşmam gerekti...... --'Kerem'in dönmesine çok sevindim.' Sade verdiği cevap için konuyu biraz daha açarken biri geliyor mu diye kontrol ettim. Ben dinlersem herkes dinleye bilir. -'Bende çok sevindim Asaf amca. Temelli geldi zaten bir daha gitmicek.' --'Seni arayıp sormadığı için sakın abine kızma.' Asaf amca da Kerem'in tarafını tuttuğuna göre belli ki bilgisi var.... -'Kızarmıyım hiç, askerlik bu mecburi görev işte.' Konuyu komple biliyor gibi koşmak şart olmuştu. --'Keşke babanda senin gibi sakin karşılaşaydı, o gün tartıştıp abini silmeseydi.' Doğru mu duydum, babam abimi silmişmiydi. Ellerimi öyle bir sıkmıştım ki nefes almaya çalıştım... --'Bundan sonra hiç birinizden ayrılmayın. Abinin yardımına ihtiyacın olur.' Asaf amca konuşmaya devam ederken yine bir sorun olduğu belliydi. -'Bir sorun mu var?' Nefesimi toparlıya bildiğimde kendime bir bardak su alıp içmeye çalıştım. --'Seni merak ettiğim için aradım da ama Özğür'e olanları anlatmıştım.' -'Dersler yogun, Kerem'de geldi ya konuşamadık.' --'Karakolda verdiğin ifadeyi Barış Altınay'ın açtığı bir velayet davasına eklemişler. Eğer yalan söylediğin ortaya çıkarsa davayı kaybeder.' Asaf amca sitemle durumu anlatırken Türkan teyze seslenmişti. "Gece, hadi kızım." -'Tamam Asaf amca, ben Özğür abiyle konuşurum. Görüşürüz." Sorunlar neden tek tek gelmez insanın üzerine, ben insanları uzak tutmak için küçük yalanlar söylerken neden herkes hayatımı etkileyecek büyük yalar söylüyor. Telefonu kapatıp bardakdaki kalan suyumu içtiğimde kendimi toparmaya çalıştım. İçeriye tekrar girdiğimde herkesin keyifi yerinde olduğuna göre sorunu halletmişlerdi. Yerime oturup telefonu Eğe'ye uzattım. "Eee ne diyormuş babam?" diye sordu. "Telefonum kapalıya merak etmiş." dedim kısaca cevap verdim. "Siz ikiniz kahvaltıyı güzel yapın, dün yenizle duruyorsunuz." diye Türkan teyze parmağıyla bizi işaret ederken Peri'me baktığımda, masmavi gözleri masumca gülümsedi. Benim canımı yakmaya çalışırken küçücük masum bir çocuğu ailesinden nasıl ayırmayı göze alabiliyordu. Elimden düşürdüğüm çatalın sesine sıtrarken masada bakışlar bana dönmüştü. "Pardon." dedim çatalı elime tekrar aldım. Masadaki herkes birbirine tabakları uzatıp servis yaparken Eğe burnum dibine peynir tabağını tuttu. "Al bakalım." Peyniri elinden alıp tabağıma koyarken önüme bırakılan helva tabağına baktığımda benim dışımda penir ve helvayı bir arada yiyen Barış hocaya baktım. Tebessüm ederken elindekini göstermişti. Peynir ve helvayı denediği geceyi düşündüm, yaptımız konuşmaşa gözümün önünden geçerken sanki görmemiş gibi bakışlarımı Peri'me çevirip kahvaltıyı sakince yapmaya çalıştımda diğerlerin sohbetini dinliyordum. Mesafeye koymak ne kadar zor olabilirdi....... "Eee oğlum heralde Kerem gibi başarılı birini kaçırmazsın." diye Oğuz amca, Kerem'i işe alma konusunda öneride bulunsada onlar zaten arasında anlaşmıştı. "Yok baba Kerem okulda başlıyamaz." diyip Özğür abi hemen kestirip attığında bana bakıp göz kırpmıştı. Dün olanlar Özğür abiye yetmiş anlaşılan ya da boş yere salladığım tehtitler işe yaramıştı........ "Sebep oğlum." diyerek ağzındaki lokmalar eşliğinde Selma teyze sorarken konuşmaya dikkat kesilsemde çayımdan bir yudum aldım. "Ben istemiyorum Selma teyze." dediğinde Kerem anlık bana baksada Selma teyzeye geri döndü. "Sen bir düşün, hem Gece'de abisini yanında ister. Dimi kızım?" diye bana sorduğunda şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. Daha dün yurt dışına gidip beni unuttu diye kızıyordum, bugün hem askerde olduğunu hemde giderken babamın onu evlatlıktan sildiğini öğrendim. Ne cevap vermeliyim? Kızgınlıktan ziyade kırgınım yalan söyledikleri için.... Benim cevap vermeme fırsat vermeden Özğür abi araya girdi. "Anne kız niye istemesin abisini?" diye Özğür abi ufak çaplı bir sitem ederek devam etti. "Sorgusuz kahvaltı mı yapsak?" dediği an masaya sessizlik hakim oldu. Gerginliği his edip Peri'me döndüğümde ellerinin arasına aldığı bir bardak sütün içine bakıyordu. Tatlı meleğim kendi halindeydi...... "Bu sütü içersem Barış abim gibi uzarmıyım?" diyerek sütü gösterirken abi diyişi bir şeye kızdığına işaret etti ama neye? Tabi ya benimle tartıştı diye kızmıştı..... "Cimcime dayıya ne oldu?" diye Özğür abi gülerek söylerken eline aldığı sigara böreğinden ısırdı. "Suçumu bilmiyorum ki." dedi Barış hoca "Barış abime küs-..." "Peri'm ne konuştuk biz?" dedim konuyu uzatmadan barış ilan etmeye çalışırken elindeki bardağı birden masaya bıraktı. "Banane yine de küstüm, sütümüde içmicem." diye kızarak masadan kalkıp gittiğinde artık bu davranışlarının sebebini biliyorum ama yanında tartışmız için biz suçluyduk. Bakışlarımı Barış hocaya çevirdiğimde gözleri zaten benim üstümdeyken, umarım bunu yaptığıma pişman olmam. Anlamasını umarak kaş göz işaretiyle mutfak dedim ama anladımı bilmiyorum. Peri'nin böyle kızmasına herkes alışık olduğu için bir şey demesede elime bardağımı alıp kalkarken Barış hocaya gözümün ucuyla tekrar bakıp salondan çıkıp mutfağa girdim. Bardağımı tezğahına bırakıp ellerimi belime koydugumda sakinleşmek için aldığım nefesi geri bırakırken aynı zamanda arkamı döndüm. Barış hoca gelmişti ve karşımda duruyordu...... Hemen arkamdan kalkarmı insan..... "Valla suçumu bilmiyorum yoksa gönlünü alırdım." diyip teslim olurcasına iki elini havaya kaldırdığında gülmemek dudağımın kenarını dişledim. Her haliyle mi komik olur insan ya da gülmem için çabalıyordu. "Merak etme tek suçlu sen değilsin. Peri'nin yanında tartışarak ikimizde suçluyuz." "O gece uyumuyor muymuş?" diyip hemen hatırladığında başımı sallıyarak onayladım dediğini. "Tamam barıştığımızı söyler gönlünü alırız." diye sorunu basitçe çözerken olayları bir ben mi büyütüyordum. "İyi git söyle o zaman bana değil sana küs." diyip tezgahanın üstündeki bardağıma uzanıp önüme koyduğumda Barış hocanın söylediyle çayı hızlıca doldurmaya çalıştım. "Gece başka sorun daha mı var? İçerdekiler dışında." diye sorarken sesimden de mi anlıyordu artık. Sorunların maşallahı var üstüme yağmur gibi yağıyor tabi de. "Sen Peri'ye bak, ben içerdeyim." dedim her zaman ki gibi sorusunu havada bırakırken mutfaktan çıktım. Her sorun konuşulucakta içerdekilerin derdini çözemedim. Yerime tekrar geri oturacakken Kerem'in çayının bittiğini fark ettiğimde çekinkenliğimi tuttuda söylemiyordu, karşısına geçip elimi uzattım. "Kerem.... abi bardağını verirsen çay doldurcam." diyip tam adını söylerken düzeltip abi dediğimde gözlerini bana dikip yavaşça bardağı uzattı. "Ufaklık." dedi Özğür abi çayının son yudumunu içip bardağını uzatırken. "Zehirlenmezsek bir tane ben alabilir miyim?" "Çok şanslısın Özğür abi evde fare zehrinin yerini bilmiyorum." dedim kaşlarımı kaldırarak elindeki bardağı alacakken geri çekti. "Aaa kızım o nasıl laf öyle?" dedi Selma teyze kızarcasına. "Ama Selma teyze o başlattı." diye savunmaya geçtim. "Oğlum sende büyüdükçe çocuklaşıyorsun." diyip bu sefer Özğür abiye döndüğünde bardağı elimden aldım. Gerçi Selma teyze niye kızdıysa her zaman ki Özğür abi işte......... Çayları tazeleyip dolu bardakları verdikten sonra yerime geri oturdum. Barış hoca Peri'm el elle içeri girip benim yanıma geldi. "Kömür gözlü abla dayımla barıştım." diyerek gülümserken anlık Barış hocaya baktığımda başını sallayarak onayladığında bakışlarımı Peri'me çevirdim. "Aferin Peri'me, şimdi sütünü içer misin?" dediğimde Peri itiraz etmeden oturup sütünü içerken Barış hocada yerine geçip kahvaltıya devam etti. Nihayet kahvaltı faslı bittiğinde Ada'yla masayı toplarken beyler koltuklara geçmişti. Odada sessizlik hüküm sürerken biraz sonra fırtına kopacakmış gibi hissetmem gerilmeme neden oluyordu. Türkan teyze Peri'yi alıp Selma teyzeyle işleri olduğunu söyleyip evden çıkarken Oğuz amcada olarla çıkmıştı. Bilerek bizi yalnız bıraktıklarına eminim ya neyse........ Ada beylere kahve yaparken bende bulaşıkları makineye yerleştirmeye başladım. "Sen abimle benden iyi anlaşıyorsun." diye fısıldıyarak imâ ederken yüzü asık hâlde makineye kahveyi koydu. "Ada, abin sana çok düşkün ve seni çok seviyor." diyerek ona bunu hatırlattığımda biraz olsun bakışları düzelsede beni öyle bir süzdü ki rahatsız olmuştum. Anlıyorum abisini benle paylaşmak istemeyip kıskanmış olabilir de bu nasıl bakmak böyle..... "Biliyorum." dedi beni onaylayarak. "Deli abin sevgilisi olursa ne yapacaksın?" dedim omuzumu hafiften omuzuna vurarak tebessüm ederken Ada dudaklarını büzerek omuz silkti. Kahve fincanlarını çıkarıp hazırlarken "Gece dün neler oldu neler?" diye konuyu hızlıca değiştirdi. Belki söylediğine pişman olmuştur diye konuyu değiştirmesine takılmadım.... "Aman abin her şeyi öğrenmiş, İzmir tehtitimden dolayı Kerem'i okula almamış. Tabii sevgili haberleri için benimle konuşmak istedi, sende eve gitti dedin." diyip olan biteni tahmin ettiğim şekilde anlatırken son olarak bardakları yerleştirmeye başladım. "Maşallah oradaymış gibi anlatıyorsun." dedi şaşkınlıkla kaşlarını kaldı. "Eve geldinizde ben yoktum, Kerem bey sihirli parmaklarını konuşturmuştur. Binaya girdiğime göre nerede olabilirim Ada? Tabii ki Peri'min yanında. Neden hep beraber kahvaltı yaptık? " diye sordum makinenin kapağını kapatıp ellerimi yıkamaya koyuldum. "Asıl soruya geldiğin iyi oldu. Konuşmak için içerde seni bekliyorlar." dediğinde hazır olan kahveyi fincan dolduruyordu. Suyu unuttuğunu fark ettiğimde bardakları çıkarıp tek tek su doldurup tepsiye koydum. "Konuşmak istemiyorum ki." Her şey tamam da Çağla hanımın son yaptıklarına sebep oldugumu konuşmak zor..... Mutfaktan çıkarken Özğür abinin görüş alanına girmiş olmalıyım, beni görünce seslendi. İçeri girmeden ellerimi arkamda birleştirip omuzumu kapıya yaşladım. "Şu konuları konuşup halledelim mi?" dedi güven vermek istercesine gülümsesede herkesin gözü üstümdeyken gerilmiştim. Ada yanımdan geçip kahveleri servis ederken sessizce derin bir nefes aldım. "İstemiyorum desem, ısrar eder misin?" dedim sadece Özğür abiye bakarken beni anlamasını umdum. Konuşurum da ağzımı açarsam kapatırmıyım bilmiyorum...... "Ne demek istemiyorum? Küsmenin sırası mı oturda-......." diye Kerem'in ısrarcı sesi Özğür abi sayesinde bölündüğünde gülümsedim. "Israr etmem Gece." dedi anlayışla. Bu sabaha kadar ikisinede kızğındım ama şimdi sadece kırgınım...... "O zaman eve-....." "İnatlaşmada iki dakika otur konuşalım." dedi Kerem şuan tek inatlaşan benmişim gibi kendini nasıl görmüyordu. "Hay hay konuşalım." dedim tehtit edercedine Kerem'e bakıp Özğür abiyle Eğe'nin arasına oturdum. "Senin her şeyden haberin var dimi?" diye Özğür abi bana yaklaşıp fısıldıyarak sorduğunda sırıtmıştım. "Ama kendi kaşındı." dedim hâlâ gülerken Özğür abide benimle gülmüştü. Sabahtan beri o kadar stres yaptım ki artık sinirimden gülüyorum. "Abi." diye Ada uyarırcasına seslendiğinde gülümsemem aniden kaybolurken kollarımı göğüsümde birleştirip koltuğa yaşladım. "Kahven soğuyor." dedi. Ah şimdi ne diye kıskandın, sevgilini kıskan sen..... "İçiyorum canım." diyip kahvesini alıp yudumlaya başladı. "Kerem ben soruyum sen cevapla istersen." dediğimde Özğür abinin içtiği kahve öksürmesine sebep olurken bir kaç kere sırtına vurdum. "Helal helal." dedim yan yan baksada toparladı kendini. "Anlaşıldı her şeyi biliyorsun." diye Kerem şüpheli bakışlarını üzerimde gezdirirken "Yooo." dedim onunla dalga geçerek. "Bu dediğine ben bile inanmadım Gece." diyip Eğe'de onu desteklercesine söylenince karnına dirseğimi geçirdim. Eliyle karnını tutarken öksürdü ve "Yok yok inandım." diye düzeltti. "Eee konunun ne kadarını biliyorsun?" diye Barış hoca meydan okuyarak baktığında ilk ondan başladım. Kaşınmak isteyeni kaşıyalım bakalım..... "Peri'm ilğili her şeyi biliyorum, eğer onu soruyorsan." dedim kaşlarımı iğneleyici bir tavırla kaldırırken. "Bunu ne ara öğrendin?" diye sordu hemen ardından Özğür abide. "Maşallah sorunlar ortaya çıkmaya görsün, yağmur gibi yağıyor." diye dalga geçerek söylenirken kısa bir sessizlik oldu. "Offff zahmet olmazsa konuşun." diyip herkese göz gezdirdiğimde bilmediğim bir şey söyleyecekleri belliydi. "Aslında senin bildiğin gibi ben okula gittim, hani bir günlüğüne seni ilk defa tatilde görmeye gelmiştim." diyip sustuduğunda hatırladığımı bekliyordu. Tabiki hatırlıyordum, tek kelime konuşmadan bütün gün miskin gibi bahçede oturmuştuk............ Vedalaşırken öyle sıkı sarılmıştı canımı acıttıgı için kızmıştım... O günü hatırladığımda kaşlarımı çatarak baktım. "O gün nereye gittiğimi bir tek babam biliyordu-...." "Babamla o gün mü tartıştınız?" diye sordum. Az önceki halimden eser kalmamış sesim boğulmuş gibi çıksada beni duyduğuna eminim. Eğe sıkıca elimi tuttu. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin insan babasını unutur mu? Baba kelimesini kullanmak bile gözlerim dolmasına yetiyordu...... "Sen bunu-..." dediği an sustu Kerem. "Hayır." diyip devam etti anlatmaya "Ben öncesinde rutin askerlik için gittim. Özğür'le görev yerinde tanıştık-....." "Kerem sen askere kaç sene gittinde, gelmedin?" diye yeni bir soru yönelttim dayanamayıp, çünkü Özğür abi ben bildim bileli yanımdaydı. "Benim askerlik biraz farklıydı. Rutin askerliğim bittiğinde özel göreve kalmam gerekti. Babam da bu görevi tehlikeli buldugu için katılmama izin vermedi o yüzden tartışmıktık. Görevde olduğum içinde........... cenazede fazla kalamadım. Görevim iki ay önce bitti ve ben her şeyi geldiğimde öğrendim." diyip Kerem sustuduğunda birkaç dakika sessizlik oluştu. Ne kadar kolay anlatmıştı, yanımda olmayışını. Kendince haklı olabilirdi ama bende haklıydım. Geçen zamanı geri getiremiceğime göre sessizliğimi korudum sadece..... Herkes tepki vermem için baksada ben Özğür abiye baktım. Gerçekten her şeyi en başından bildiği halde kimseyle paylaşmamıştı. "Görevdeyken seni uzaktan takip etmeye çalıştım. Özğür'ün okulunda olman tamamen tesadüf, sadece önceden okulda yaptıklarını düşünce dikkat etmesini söyledim." diyip Kerem lisenin başında yaptıklarımızı hatırlatsada umursamadım. "Abartma istersen, ben gayet sakin bir öğrenciydim." dedim ters ters bakarak. "Saka olsun diye üç öğrenci Eğe'yi havuzda bıraktığında onlara yaptıklarını hatırlattırım." dediğinde o an gözümün önüne gelirken gülmemek için kendini zor tutuyordum. Aynı şekilde biz de basit bir saka yapmıştık, bu üç öğrenciyi beyaz tüğlere buladık ve o sene okul bitene kadar herkes arkalarından tavuk sesi çıkarmıştı..... "Aman abi hatırlatcak başka bir şey bulamadın mı?" diye Eğe tatlı bir sitemde bulunduğunda kendimi tutamayıp küçük kahkaha attığımda oda eşlik etmişti. "Gece daha net hatırlar diye aklıma o geldi. Neyse işte ikiniz de hatırladınız." "Ne yapmıştınız?" diye merakla soran Barış hocaydı ama hiç cevap veresim yoktu. "Ben biliyorum ya, sonra anlatırım." dedi Ada buz gibi sesiyle Barış hocaya bakarak söylerken şuan bu davranışına anlam veremedim. Nesi vardı bu kızın normalde böyle yapmazdı ki takılarak anlatırdı....... Oda da yeniden sessizlik hakim olurken konuşulucak ne kalmıştı? Peri'm kalmıştı. Özğür abi elimi tuttuğunda bakışlarımı ona çevirdim. "Kızıcağım bir şey mi söyleyeceksin?" "Sizin şu yalanı iki hafta devam ettirmelisiniz." "Hayır!" dedim hızla ayağa kalkarak "Asla böyle bir olamaz! Başka bir yol bulun." diyip itiraz etmeye devam ettim. "Onu o gün karakolda yalan söylerken düşüncektiniz." dedi Kerem, Barış hocaya bakarak. O günkü öfkesine rağmen nasıl böyle bir şeye izin verebiliyordu. Eğe bileğimden tutup oturmamı sağladığında fısıldıyarak söylediği şey gerilmeme yetmişti. "Her şeyi annen yaptığı için kabul etmek zorundasın." diyip gerçeği yüzüme vurunca bunu Peri'me borçlu olduğum için kabul etmek zorundaydım. Ben bu hocaya verdiğim sözleri niye tutamıyorum ya, her seferinde bana daha yakın oluyor....... "Kimzse zor durumda kalmasın ifademizi değiştiriz." dedi benim aksime daha sakince söylesede bu durumdan memnun oldugu kesin. "Gerek yok bence iki hafta birbirimize katlanabiliriz." diyerek umursamazca onayladın tekliflerini. "Sorunlar hâl olduğuna göre-...." "Yooo hâl olmadı." dedim Özğür abinin dediğini reddedip. "İkinize kestiğim cezayı kabul ediceksiz yoksa konuşmam. Yani İzmir'e gitmemden iyidir." "İyi kabul." "Bi cezayı duysaydık." diye itiraz etti Kerem. "Ne o korktun mu?" dedim meydana okurcasına. "Kabul kabul yeniden abimeye başlada." dedi keyifle gülümserken. "Çok beklersin hem dün pek bi eğleniyordun." dediğimde hemen kaşlarını çattı. "Anlaşılan sen çekeceğimiz var." dedi sabır dilercesine başını iki yana salladı. "Cezalarınız basit Özğür abi; geçen sene Ada senden bir şey istemişti onu yapmanı istiyorum." dediğimde Ada şaşkınlıkla abisinin ağzından çıkacak cevaba baksada bu gün onun mutlu olacağı bir istiyordum. Abisinin onu ne kadar sevdiğini anlardı böylece. "Kabul ama konserde biriken parayı okula harcamam." diyip her zaman ki gibi iş para olunca Özğür abi kendini kasıyordu. Sonuçta para herhangi bir yere bağış yapılabilir. "O kısma karışmıyorum, istediğini yap." "Abi gerçekten konser için izin vericek misin?" diye inanmayan gözlerle bakarken. "El mahkum." diye karşılık verdi Özğür abi. Ada mutlu olur diye düşünürken tepki vermeden bana baktığımda gülümsedim, sevinmesi için. "Kerem beyin cezasına gelelim. Bizim dersimize girmeden öğretmenliğe geri dön ama asistanını ben seçicem ve herkese abim olduğunu sen söyleyeceksin." diyip dün yaşadığımız bütün sorunları yoksayarak gerçeği açıklamayı ona bıraktım. Ona öyle bir asistan seçicektim ki yaptıklarına pişman olsun. "Hayır sen söyleyeceksin." diye itiraz etti hemen. Bir insan hiç mi akıllanmaz..... "Çok beklersin." dedim aynı şekilde itiraz ederek. "Yani sende kaşınıyorsun Kerem." dedi Özğür abi uyarırcasına. "Bu yanlış anlaşılma için Özğür abi bir mail atar." diye Emir hoca durumu toparlamamız için önerdiğinde Özğür abi hiç aralı olmadı. "İki kardeşin arasına giremem." diyip bana baktığında gülümsedim. Bu demek oluyor ki benim tarafımda.... "Aman girme, telefonu alabilirsin, programı da sildim. " dediğinde ayağa kalkıp yanıma gelirken cebimden çıkardığı telefonu uzattı. Uzattığı telefonu alırken kaşlarını çatıp baktığında anlamamıştım. Sorunları halletmedik mi? Kolumdaki bandajı yavaşça çıkardı "Bunu ben mi yaptım?" diyip bir kaç kez yüzüm ve kolumdaki iz arasında gidip geldi gözleri. Başımı sallıyarak onayladım sadece. "Senin elinin ayarını si-.. tövbe tövbe. " diye Özğür abi, Kerem'e daha hiç görmediğim ifadeyle baktı. "Öküz gibi tutmuşsun." dedi Eğe çıkışırak. "Özür dilerim." dedi bütün pişmanlıkla önümde eğilip ellerimden tutsada affedilmek kolay değildi. "Elimi kolumu tutarken bir daha düşünürsün." dedim elimi çekip ayaklandım. "Her şeyi halletimize göre sonra görüşürüz." Elindeki bandajımı çekip direk evden çıktım. Şimdi zar zor geçirmem gereken iki hafta var, Barış hoca diyip dururken ben nişanlılık oyununu nasıl sürdürecektim. Ada'nın tuhaf davranışından da hiç bir anladım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE