Atlas'ın bakışlarını boş verip son yirmi dakikadır yaptığım gibi ağzına mısır tıkıştırmaya devam ettim. Bana sinirli bir şekilde bakıyor olabilirdi, davranışım onun garibine gidiyor da olabilirdi ama eğer maça tezahürat yaparsa onlar kazanır düşüncesiyle ne zaman ağzını açsa izin vermiyor sürekli mısırla dolduruyordum ağzını. Saçma ama güzel bir taktik. Böylelikle hem sinirimi bozmuyor hem de maçı tek kale oynamamıza laf edemiyordu. Bu arada daha önce söylemiş miydim? Top son yirmi dakikadır onların kalesinin etrafında dönüyordu. Bu durum beni her ne kadar mutlu etse de ilk saniyeler Beşiktaş'ın şans eseri bizim kaleye gol attığını hatırlamak sinirimi bozuyordu. "Ben bu maçın neresindeyim tam olarak?" Atlas ağzındakileri ne ara bitirmişti? Ona bakmadan elimi mısır kovasına daldı

