Doğan Atmaca
Hayalet'ten gelen mesaj ile harekete geçmiş, tarama alanını genişletmiştik. Sevkiyatların önü kesilse de incirlikten havalanan uçaklar can sıkmaya başlamıştı.
Adana İncirlik Hava Üssündeki Üsteğmen Cesur ile yaptığım görüşme ve Diyarbakır Ana Jet üssündeki bazı şüpheli durumlar iyice mide bulandırmaya başlamıştı.
Her yerde mi benzer durumlar söz konusu diye araştırma yapılırken bir çok hava aracının tamirlerinde gecikme ve aksama olduğu raporunu almıştık.
Cesur " Komtanım sanki birileri çok fazla havada kuş olsun istemiyor" dediğinde işin boyutunu araştırdığımızda sadece Savaş değil aynı zamanda sivil güvenlik açısından da bir çok ihmalin, gecikmenin olduğunu görmüştük.
Kim durumu rapor etmişse yerleri değiştirilmiş, ya da bir şekilde uzaklaştırılmışlardı.
Eskişehir de dahil bir çok yer aynı durumdaydı. Kamp alanında beklerken yanıma uzun boylu, kırmızı montlu bir adam geldi
" Bayrak açıp gelseydin birader, böyle fark edilmezsin, işaret fişeği atsaydın" dedim sırıtarak gelen adama bakıp
" Alay etme lan, yolda kılık değiştirdim, onlar benim yüzbaşımın peşinde şuan kuzeye doğru tırmanıyorlar"
Elimde olmadan kahkaha atmıştım. " E oturdukları yerden rütbe atlarlarsa böyle madara olurlar, daha çok tırmanırlar kuzeye" diye söylenmeyi de ihmal etmedi peşindeki adamı mat etmenin mutluluğu ile.
Gözü yeni demlediğim çayımdaydı. " Al hadi al taşağın şişecek" deyip uzattığımda itiraz etmeden aldı elimden.
" Hiç öyle nazlanamayacağım birader, götüm dondu!"
Karşımdaki adam sat komandolarının en taşaklı subayı, bir zamanların efsane komutanıydı.
" Vay be, saatlerce suda pusu kurmaktan soğukta motoru bozmaya terfi etti ha" diye takılırken aldığı yudumla yüzünü ekşiterek baktı
" Bok gibi " dedi çayın tadını beğenmediğini belli ederek " Sallama mı lan bu?"
Sabırr, diye içimden saydırarak " Sallama birader , sallama!" dedim
"Ulan utan, dağda pet şişede demleme çay yapmış adamlarsınız, her ekipman elinin altında sallama çay mı yaptın?"
" İlker başlatma çayından!"
Derin derin soluyup " Ön sevişme yok direk sik diyorsun" dedi kafamı işaret ederek
" Daha ne kadar sikebilirsen..."
Gözlerinde yüz yılın haberini verecek gibi bir ifade vardı
" O halde sıkı tutun sert gireceğim. Havada 8 uçak dışında havalanacak uçak yok, hepsine program yüklenmiş. Fahiş fiyata alınanların ise tüm verileri aktarılmış. uzaktan müdahaleye açıklar"
" Ne demek lan o ?"
Sinirle nefesini verdi "Sadece o kadar da değil "
" Daha ne var amına koyayım?"
" Bir plan yakaladık, eylem planı. Olası durum senaryolarında... "
...
Anlattıkları ile gözüm dehşet içinde açılmıştı. Yapacak tek bir hamle bırakmamışlardı bize.
" Sen ne dediğinin farkında mısın?" dediğimde kafasını sinirli şekilde salladı
" Başlıklar teslim edilmedi. efsaneye göre 12 başlık halen kayıp. Komtanlardan birisi deşifre olduğunu anladığı anda kendini öldürdü başlıkların yerini söylememek için. Kod Adı Artemis olan bir başkan ve gizli bir teşkilatın başlıkları sakladığı düşünülüyor"
" Ve?"
" Saldırıyı başlatamıyorlar. Başlıklara ulaşamadıkları için..."
" Tarsusta çıkartılan?" Sorum güldürmüştü. Keyfi yerine gelmişti sanki...
" Artemisin işi, bir hainden şüphelenmiş yem atmış. Bozuk başlığı deşifre ettirmiş. Sağlam başlıklar halen vatanseverlerde ama yerini kimse bilmiyor"
Taşlar yerine oturmuştu. " Bu yüzden saldıramıyorlar" Kafasını salladı beni onaylayarak.
" Artemise ulaşmaya çalışıyorlar, onun kimliğimi deşifre etmek için sinir uçlarına dokunuyorlar. Ülkenin muhafızlarının peşindeler. Hamle yapmaya mecbur bırakmaya çalışıyorlar"
"Başlıklar gizli kaldığı sürece saldıramayacaklar " dediğimde " Çok sürmez, hava üssü projesi var, eğer imzalanırsa ve İsrail'in radar sistemindeki tarama başlatılırsa başlıkları gömülü oldukları koşullarda saklamak pek mümkün olmayacak. Görebilecekler"
" Şeytan üçgeninden mi bahsediyorsun ?"
Kafasını salladı. " Afrika ayağı da tamamlanınca saklı başlıkları görebilecekler."
" Kürecik?"
" Bilerek müsade edildi, Afrika ilerlediğinde sac ayağını kırabilecek bir hamle şansımız olsun diye" dedi. " Bu da taş çatlasa bize 2 yıl kazandırır. "
Artemis başkan bir efsaneydi, bir çok kişi hurafe olduğunu bile düşünürken karşımızda bizi koruyan güç olarak çıkmıştı.
" Napacağız?" diye sordum
" Sağlam duracağız, hazır olacağız? Her şeye hazır olacağız? Bu coğrafyada savaş kaçınılmaz, öyle ya da böyle bir savaşa gireceğiz, mesele topraklarımızın içinde mi olacak bu savaş dışında mı?"
Öğrendiğim tüm bilgileri raporlayıp Volkan ile konuştuğumuz şekilde arayıp sohbete başladım.
Buğlem'in çizim yeteneğinden konu açıp şifreli şekilde raporlarımı nereye ve nasıl sakladığımı anlatıp havadan sudan konuşup kapattım telefonu.
Bir müddet sonra telefonuma uygulamadan mesaj geldi. Şifreyi bana öğretildiği şekli ile çözdüğümde Suriye'den kurtarmam gereken bir kişiden bahsediyordu.
Hazırlığımı yapıp haber beklemem emredildi.
Baktığımda kod adının yine HAYALET olduğunu görmüştüm.
Bir çok konuda bize yardım etmişti, şimdi de bizi tartıyordu. Biz ona nasıl güveneceğimizi bilmezken o bizden çok emindi. Bu da içimi rahatlatan bir diğer husus olmuştu.
Volkan
Yok amına koyayım,Volkan'a gün yüzü görmek, huzurlu uyku diye bir bok yok!
Ne hayaleti sustu, ne Atmacası, ne serçesi...
Sevdiğim kadının koynunda yatırmadılar amına koyayım! Defalarca öpüp kokladım yüzünü.
Teninde aldığım kokuya doyamıyordum. Hayaletten bir bildirim daha geldi " Yakın tarihte Suriye, hazırlıklı olun!"
Amına koyayım Suriye dendi mi sinirlerim tepeme çıkıyor! Son Suriye operasyonundan sonra küçük bir travma yaşamışlığım yalan değil!
Cenk piçine mesaj attım "?"
Saniyesinde cevap geldi " !!!"
Güldüm, anlamıştım. Aynı mesaj ona da gitmiş belli ki, soyuna sopuna sövüyor milletin!
Karısının doğumuna bir elin parmağı kadar gün kalmıştı. Haklı adam ne diyeyim.
Mete paşa ise hâlâ Zuhal hanımın götünde. Kız buna yakınlaşmayınca hali ile de açılmıyor, bizim namus abidesi de yatağa girmeden sırlar alemine girme peşinde koşuyordu.
Başka türlü olmayacaktı. Dayandım kapısına.
Mete
Sabah sabah kapıma kıracak gibi çalarak dayanacak kaç dengesiz vardır.
Kameradan baktğımda Volkan'ı gördüm.
" Tabi ki Volkan!" diye söylenerek açtım kapıyı.
Onun da üstünde benim de üstümde pijama vardı " Bu ne hal lan, gece gece beni rüyanda mı gördün?"
" Sen niye bu kızla yatmıyorsun lan?" diye sitem ile sövme karışık ortaya salata tadında daldı evime.
" Yuh amına koyayım bir sikimin hesabını vermediğim kalmıştı"
Söylenerek mutfağa girdim. Kahve hazırlamaya başladım kendime. " Oğlum kim yatmadığı, sevgilisi olmayan adama sır versin göt! Kızın evine gitmeden nasıl dinleme cihazı yerleştireceksin ibne!"
Bir yandan dolabımı açmış süsünün yaptığı reçelleri çıkartıp iştahla yiyor bir yandan kahve içiyor bir yandan bana saydırıyordu! Dört dörtlük performans!
" Yapamam kardeşim, çok meraklıysan git sen yat ya "
" Oğlum görev görev " deyip bir müddet süzdü beni " Lan yoksa?"
Kahvemi başıma dikerken Kaşımı çatarak anlamadan sorguladım " Yoksa ne?"
Elinde dik tuttuğu kaşığı aşağı doğru eğdi
" Ha? öyle bir durum mu var??? Bak varsa söyle!"
Bana çüksüz mü diyor bu?
" Siktir git lan"
Israr etti " Bak oğlum, vardır her şeyin bir çaresi, neyse sıkıntın söyle"
Derin bir nefes al Mete, " Birader sana performans çalışması yaparım duracell kalitesinde kesintisiz güç sunarım üstünde" deyince oturduğu koltuktan fırlayıp
" Ha işte o kesintisiz gücü Zuhal' e sakla Zuhal'e!. Hadi ya , biraz hareket! ülkenin bekası senin... " sustu
" Ülkenin bekası benim performansıma bağlı ise yandınız" dedim " Çünkü o kıza peçete ile bile elimi sürmem"
" Kondom takarsın" deyip çıkışa doğru yürümeye başladı, bende arkasından saydırarak " Yapmayacağım diyorum, allaha Allah! Zorla mı ya ?"
Bir eli ile kapıyı tutup sinir ile bana döndü
" 48 saat içinde halvet haberin gelmezse senle ben halvet yaparız, üstelik ben duracell falan da dinlemem direkt ana şartelden elektrik akımı ile acımadan,kesintisiz sikerim" dedi yüzüme tüm ciddiyeti ile bakıp
" Tamam lan uzaklaş" deyip kendimi geri çektim " Bakarız bir çaresine "
" Bakma yap!" deyip kapıyı yüzüme kapattı.
Ulan bir kadını sikmiyorum diye komtanımdan azar işiteceğimi birisi bana dese asla inanmazdım.
Ne ara Prut savaşındaki Katerina oldum ben!
Bu günde Baltacı Mehmet Paşayı anıp , onun için yakacağız bir sigara anlaşılan!
O değil de ben bu kadınla nasıl yatacağım ya?