Roni'nin anlatımı..
Şu dünya bir Ömer, bir Ömer'in avuçlarına dünyayı koymuşlar sanki .
Şimdi gel otur aşkı anlat derseniz ,ben oturur,Ömer'in gülüşü anlatırım size.
Vallahi ben aşkı tanımam etmem.Ben Ömer'i bilirim,
Onu her gördüğüm içimden geçen tek şey (Allah'ım sen görüyorsun ne kadar çok seviyorum nasip et Allah'ım) diyordum.
Sonra Ömer'in gülen yüzüne bakıyorum acaba beni duymuş mu ? da bu kadar güzel gülümsüyor.
Hissediyor mu ?bilmem ama ben ona her baktığımda sanki kalbim aşk,tan duracak gibi hissediyordum.
Kalbim deli gibi atarken benle Ömer birbirimize bakıyorduk.
O dik dik bakmıştı,Ben ise onun aksine utanıp başımı eğmiştim..
İnsan neden sevdiğinden utanır ki ?
Bazen ne var diyorum bu kadar bakacak,sen bakınca ben bakamıyorum be adam Anlasana.
Biraz görmezden gelsene beni ,biraz görme ki ben bana doya doya bakayım.
Aşkımı parça parça yapıp gökyüzüne pay edersen gökyüzünde yer kalmazdı.
Özlemden burnumun direği sızlarken bir adım attım her adımın beni sevdiğim adama yaklaştırırken sanki heycandan kalbim duracak gibiydi.
" Buldum mu? kızım" Ömer'in babası Musa amcanın sesi geldiğinde,bulmuştum,sen gelmeseydin sarılacaktım,kulağıma gelen sesle arkadamı dönmeden alt dudağımı ısırıp güldüm.
Ömer bir bana bir de babasına bakıyor tabi .
Bana bakıp gülüyordu oda " hoş geldin (dotmam)(amca kızı)" bende babasına arkam dönük olduğu için rahattım gülmekten konuşamamıştım.
Sanki basılmış gibi hissediyordum.
Başımı salladım sadece," Ömer ' Roni kızıma amcanın arabasının anahtarını getir " dediğinde.
Ömer" bu evin kızı değil mi ? Alsın " Munzur bakışları ile ikimiz neredeyse yan yana durmuştuk,
Başımı sallayıp yukarı çıkarken " Ömer oğlum arabanın suyuna bak tamam mı? " Diğen Musa amca Ömer söylene söylene gitti.
Bende çeketini alıp hızlıca aşağı indim. Musa amcaya verdiğim çeketle" kızım sen alsaydın ya "
" Yok amca " ben ölsem kimsenin cebine elimi koymam nefret de ederdim.
Yağına,suyuna baktığı arabadan çok bana bakan Ömer'e bakmadan bahçeden çıkıp Mustafa amcalara gittim.
Hala olanlara inanmayarak gülüyordum onu görmenin mutluluğu ile gülümsüyordum,
onu uzaktan olsa görmeye razıydım.
Ömer' bahçeden söyleniyordu " bak gömleğim mahf oldu baba zamanıydı Allah için"
Ben de gülerek sevidiğim adamın sesini dinliyordum.
Biraz sonra Ömer'in annesi kalktı "ben eve gidiyorum, Ömer'in gömleğini ütülemeye, " Heja yengeye söylediğini.
Ben tabi hiç oralı değilmiş gibi duymamazlıktan gelirken annesini dinliyordum.
" Bu Musa' nın işleri bitmiyor bu Çocuk daha yeni geldi,eve " annesi Ömer'i çok sevdiği için kocasına söylene söylene gitti.
Bizde arabalara binip gittik, ablama baktığım,da eli titriyordu belliydi ablama kendini zor tutuyordu.
Elini sıkıca tuttum.
Bana bakıp ses etmedi ama öyle bir bakışı vardı ki ? Ölüyorum der gibiydi.
"Abla "işaret parmağını duraklarının üzerine götürüp sus der gibi .
ablamın koşacak halı yoktu.
O an ablama baktım o benimle göz göze bile gelmiyordu.
Biliyorum benimle göz göze gelirse ağlardı.
Ablam bana telefonu uzattı.
Bakınca Ömer'den msj gelmiş" güzel gözlü sevgilim başka bir elbise giy lütfen yoksa seni mahf ederim ,aşkım çok güzel olmuşsun," msjini ablama gösterdim.
"Birde elbisenin sırtını görse"
Ablam bana bakıp gülümseyip.sırtımı görünce alt dudağını ısırdı.
" Delirir " omuz silkip " banane, en sevdiğim elbisem" derken biraz olsun ablam gülsün istiyordum.
" Abla biz Ömer'le sarılacaken Musa amca içeri girdi" kulağına söylediğim şeyle ablam başını yan yapıp zoraki gülümser gibi olmuştu.
Ama ablamın gülüşü öyle değildi ki ?
Önünde durduğumuz düğün salonu ile daha millet gelmeden bir sürü kalabalık vardı.
Misafirleri ağırlamak için kapıda duran aile büyükleri ile biz ile içeri geçtik.
Oturduğumuz koca masa'da Zeliha yengemlerde vardı.
" Senin sırtını niye bu açık kız "
" Anne saçlarım üzerinde Allah için yeter ya " derken annemin haklı olduğunu bilsemde sonuç ben bu elbisemi çok seviyordum.
Ablam sırtını herşeye ve herkese vermişti.
Millet yavaş yavaş gelirken şimdiden düğün salonu dolup taşıyordu.
Ben ablamın yanında oturdum.
Ömer msj attı.
" Aşkım hangi tarafta oturuyorsunuz, "
"Gelin ve damadın çaprazında" diye msj atıp telefonu ablama geri verirken.
Zeliha yengem ablama elbisenin çok yakıştığını söylüyordu.
Aynısı pembesi Rukiye, yeşilini de Zeynep'e almıştı.
üçü Dalton kardeşler gibi olmuştu, ama yok yok güzel olmuşlardı.
Zeliha yengem " Evin' Serhat sana seçti, elbiseyi" dediğinde ablam ses etmemişti.
Bir umut ısınır diye onunla annemin çabaları taktire şayandı.
Karışmızda Serhat,Ciwan , Hogır amcam " Ahmet amcam , babam hepsi oturuyordu ve gerçekten Hogır amcam bana bakıyordu.
" Nerdesin "
" Tam karşında " yan oturduğum için önüme döndüm Ömer bana bakıyordu.
Bende ona bakıyordum ama amcam sağolsun gözleri üzerimdeydi.
Ömer kalkıp gitti.
Nereye gitti diye çaktırmadan etrafa bakarken hiç bir yerde yoktu.
Kim bilir nereye kayboldu.
Hogır' Amcamın Yanında oturan Bawer bile anlamıştı gözü üzerimde olduğunu.
Sandalyesini döndürmüş zorla..
Bu adam başıma bela olmuştu yemin ederim.
Yanımıza gelip ensemi tutmuştu.
" Oğlum bu ne elbise " ben gülümserken ses etmemiştim.
" Güzel mi ?"
"Yok bok gibi ,ayrıca yüzüne sürdüğünle (tü buyı wek psika xe dı ariye bidi )
(Kendini küle süren kedi gibi olmuşsun")
Yüzümü ona ekşitip ses etmedim.
Bawer abi onu zorla alıp halaya götürdü de kurtuldum resmen bana sarmıştı.
Ablamdan ses seda çıkmazken Serhat abi ablam bakışını başka tarafa çevirince ona bakıyordu arada.
Ablamı zar zor konuşturan Zeynep ve Rukiye,ile ablam az olsa hayat belirtisi veriyor gibiydi.
Yanımıza gelen Filiz" Güzelim gelsene" dediğinde onunla birlikte kalktım.
Elini sırtıma verince güldü, bende onunla gülümsedim.
Murat ve karısı kapıdan girince Filiz "hoş geldiniz" değip abisini ve yengesini öptü.
ben Murat'ın düğünde Ömer'i görüp aşık olmuştum.
Onlarla hal hatır sorarken Murat ve karısı annesi Heja yengenin yanına gittiler.
Yukarı kata çıkarken Filiz " Ömer seni bekliyor" dediğin de yerimde durup ona baktım.
" Yürü,yürü nazlanma hadi utanma" diye alay eden Filiz gülüyordu.
" Ben kapıda,yım merak etme"
Ben kapıda durdum çok utanıyordum ben içeri geçmedim resmen Filiz beni itti.
Ömer bana bakıp gülümsedi tutup elimi sarılınca heyecandan nefesim kesildi sanki.
Ömer' in kokusunun özlemi ile burnumun direği sızladı.
O sızı ,ta ciğerlerime kadar indi.
Bir adım geri çekilip Yüzüme bakıyordu " nasılsın aşkım "
Bu niye aşkım dediğinde ben çok utanıyordum bilmiyorum?
" İyiyim sen nasılsın Ömer"
Benim için en güzel hitap onun ismiydi ben onun ismini söylemeyi çok seviyordum.
Aşık olduğum gülüşü ile bana bakıyordu.
İçimden (Allah'ım sen aklıma mukayyet ol ) derken ben ve aklım iç sesime hak verdim.
Giydiği siyah takım elbise ile bu sefer içine siyah gömlek giymişti.
Yanağına bir tokat atmak istiyordum.
" Niye bu kadar yakışıklı oldun diye' vallahi bu adam benim iç sesimi duysa kesin deli diye beni terk ederdi !
" İyi ki geldin güzelim çok özledim " değip sarıldı.
" Ben,de seni çok özledim "Bende ona sarılmıştım
Elini sırtıma verince alt dudağımı ısırdım,başını kaldırıp yüzüme bakıp gözleri kocaman oldu.
" Nasıl lan senin sırtın açık mı?" Diye beni omuzlarımdan tutup tek hamlede çevirdi.
" Ya ne bakıyorsun"
" keşke ben tek görsem yüzlerce kişi yarıya kadar olan sırtını görecek" saçlarım ile kapatırken kızıyordu.
Arada saçımı çekmeyi de ihmal etmiyordu.
" Haline bak hele bu kızım bu ne "
" Çok güzel değil mi ? Elbisem " değip
Yüzüne bakarken
" Lan oğlum lan zaten çok güzel olmuşsun " değip yüzüme bakıyordu.
Çok hoşuma gidiyordu ama Ömer açık sırtımdan sonra gerdanım için kızmıştı.
' lan ne diye böyle bunu giydin, her yere açık seçik,benim aklımla oynuyorsun bak yemin ederim kalbini pis kırarım,biri bakarsa onun yedi ceddini beklerim"
" Sus be sanane ,sanki ne var annem babam birşey demiyor" diye çemkirdiğim Ömer üzerime adım atıp nefesi yüzüme çarparken" bir daha söyle" bu sefer baya baya sinirlenmiş gibiydi.
Gözlerimin içine bakıyordu.
ben pis pis gülerken Hogır amcamdan sonra Ömer'de beni haşlanmıştı.
Anlık uçan sınırı ile " kızım niye böyle giyindin " diye bu sefer sitem etti.
Omuz silkip" güzel de ondan giydim "
Yüzünü sıvazlayıp" Ben biliyorum ya çok güzel olduğunu başkasının bilmesine ne gerek var "
Bir daha sırtıma bakınca " bakma,sana be"vallahi şuan ondan korktum gibi burnundan bir kaç kefes aldı.
" Merak etme orada tüm erkekler,kadınlar da dahil bakacak sana"
" Belki hayırlı bir kısmet bulacağım " der demez
" S**** o hayırlı kısmetini " Ömer sinirden ilk defa yanımda küfür etmişti.
Omuzuna vurup" terbiyesiz, sananeyse sus benimlede konuşma " değip yürüdüm.
" ilk ve son o elbiseyi giyişin"
" Yoo hiç te bile, hep giyeceğim ben çok seviyorum" delirmişti.
Ben keyif alırken Ömer delirmişti.
Çıktığımda biraz ilerledim Filiz de abisini delirmişti galiba ,
"Sus be ne arıyorsam arıyorum sanane" diğen Filiz'e Cemal'i çıldırtmıştı.
" Ne bok yiyorsanız ye , "
Filiz " seni doğuran ebenin AMK senin kafanı tuta tuta Beyim hücrelerini öldürmüş" dediğinde Cemal onu dövecek gibi kızıp " lan ne biçim küfür ağzının ortasına bir tane vuracağım şimdi"
" Vur da burayı başına yıkayım "
Benimkide içerden çıkarken abisinden farksızdı.
" Abi ne oluyor burda "
Cemal benle Ömer'i görünce Filiz'e ters ters bakıyordu.
" Bu salağa ne arıyorsun burda tek başına diyorum mal, mal konuşuyor"
" Mal sensin salak,da sensin,sen kimsin ya ,kimsin sen bana hesap soruyorsun"
Cemal" al Ömer şu salağı elimde kalacak yoksa ,hesap sordun diyor birde lan sen sahipsiz misin?"
" Benim sahibim sen misin ? Ben bir eşya miyim sahibim olacak, asıl sen sahipsizsin , terbiyesiz , "
Cemal artık kendini ve Filiz burdan atacak gibiydi.
" Git lan burdan gözüm görmesin seni"
Filiz " ben çok bayılıyorum sana Cemal çok seviyorum ya seni " dediğinde Cemal onunla alay ettiğini düşünüyordu.
Filiz Cemal fark etmeden onu sevdiğini söyledi aslında.
Ben ona bakarken güldüm,O da Sinirden güldü.
Ömer ve Cemal bize bakarken sonra birbirine baktılar.
Valla umurumda değildi, Ömer'in bu siniri çok hoşuma gidiyordu.
nedense gözüme çok tatlı geliyordu kizarken bile çok güzel bakıyordu.
" Anneleri duysa biz bunları bunları bu kadar üzdük bizi yolar "
Bende ona bakıp " vallahi gerçek bizi yolar " dediğimde"
" Ömer niye delirti " elbisemi gösterdim.
Başını sallayıp" o salak abisi de beni delirtti ,yok ne? işim var ,yok burda ne ?arıyorum "
İkimiz aşağı inince baya baya kalabalık olmuştu.
Berat ve kız gelmişlerdi.
Kız sürekli gülerken Berat'ın yüzü sirke satıyordu.
Onlara bakarken,onunla göz göze geldik, başını eğdi.
Ben onun adına da üzülürken hemen ablamın yanına gitmek istiyordum.
Filiz zorla elimi çekiştirip " Allah için gel bir kere halaya girelim " dediğinde başımı iki yana sallayarak yüksek sesten dolayı kulağına eğilip "olmaz Annemlerin yanına gideceğim ablam biraz rahatsız"
Beni hala zorla çekiştiriyordu.
Ablamın sırtını döndüktü herşeye.
" Filiz valla gitmem gerek"
" Birazcık ya benim için " dediğinde mecbur onunla halaya girdim .
Filiz Bawer abinin eline geçti bende Filiz'in eline girdim.
Ömer ve Cemal daha yeni iniyordu yukarıdan.
Filiz bana bakıp gülümsedi.Bende alt dudağımı ısırdım.
İkisi yan yana ters ters bakarken, Ömer sinirli ama aşkla bakıyordu,bende ona gülümsedim ,hemen bakışları değişti.
Gelip Bawer abi ile Xebat'ı arasına girdi.
Ömer'le aramızda Bawer abi ve Filiz vardı.
Biraz sonra Bawer abi Filiz'in elini tutup piste çıktı.
Ben ve Ömer birimize baktık tutkunup ,Uzaktığı elini tuttum.
Elim koca ellerinin içinde kaybolurken ne çok zaman oldu elini tutmayalı.
Kaç asır gibi hissediyordum.
Ömer arada bana bakıyordu.
Ben ise yanımda olan sevdiğim adamla ele ele hemde herkesin içinde olmanın verdiği utangaçlıkla bakamıyordum.
Bawer abi fotoğrafçının kulağına birşeyler söyledi.
cebinede para koydu.
İlk onunla Filiz'in fotoğrafını çekti, sonra sıra ile halay çekenleri çekiyordu,her karede birkaç kişiyi alıyordu, tam karşımızda durunca yaklaştı.
Bize bakarken gülümsedi.
Ömer ile fotoğrafımızı çekti.
Hemde üst üste kaç tane çekmişti.
Ömer' e başını sallayıp geçti.
İkimiz hiç konuşmadık, sadece bakıştık.
Ömer hem aşkla hemde kıskançlık ile bakıyordu.
" Seni mahf edicem" dediğinde
" Bende seni mahf ederim "
" Bu giyince anamı belledin merak etme"
Duran müzikle Ömer'in söyledikleri rahatlık ile kulağıma geliyordu.
Bana bakmadan konuşuyordu.
Ben,le ,Filiz Annemlerin yanına gidince ablam bir kere ile ardına bakmamıştı.
Nasıl baksın ki ?
Sevdiği adam ve onun yanında başka biri vardı.
Ömer efendi halay başını çekiyordu yine .
Bütün erkeklerler cidda oynuyordu.
Bir ileri bir geri ayaklarını yere vura vura ritim yaparak oynuyorlardı.
Ribab çalan kişi " şabaş ji sere dowendera Demirhan'ların gözde bekarı Ömer Demirhan, "
sanane be adam közde Bekarmış duyuru yapar gibi sanki az ilgi çekiyordu ,bir bu eksikti ,
Ömer Cebinden Çıkardığı parayı adamın Anlı'na sürdü , bu senin Anlı'nın teri demek ki .
Ben ablamın elini sıkıca tutmuştum.
Arada Ömer'e bakıyordum insan babasının düğününde o kadar oynamazdı( pislik)diye ona baktığımda benimle göz göze gelip yüzünü çevirip gülümsedi.
Bawer davulun yanında elinde mendille oynarken, Hogır amcam Bawer'in üzerine para atıyordu.
Hepsi takım elbise giymişti, Ömer bol bol küfür etmiştim içimden tabi.
*****
Evin'nin anlatımı..
Şu dünyada şimdiye kadar yaşadığın en büyük acı neydi diye sorsanız ,
Buydu derim ben herşey her kese sırtımı dönmüştüm.
Ne kalbim ne gözlerim tahammül etmiyordu görmeyi.
Sazcı "Gelin ve damat geliyor diğince giriş müziği çalındı Işıkları kapandı.
Rengarenk yanan ışıklarla herkes etraflarını sarmıştı.
Zılgıt ve alkışlarla Damat ve gelin göz ucuyla baktığımda hiç birşey görünmüyordu.
Kör olasın Evin' de görmeseydin.
Benim kendime yaptığımın adı neydi bilmiyorum.
Belki gözlerimin de görmesi gerekiyordu,imkansız olduğumuzu anlamak için.
Ben artık Berat'la bir gelecek hayali kurumuyordum ,ama canım çok acıyordu.
Evet canım paramparça olmuş gibiydi.
Kalbim uyuşmuş gibiydi acıdan vallahi kalbim uyuştu.
Boğazım düğüm düğümdü yutkunamıyordum masanın altında ki elim ayağım titriyordu.
Gelin ve Damat dans ederken bakmak istemesem bile gözlerim bana ihanet etti.
İkisi dans ediyordu o an yüzü Bizim tarafa dönük olan Berat ile göz göze geldik.
Yerinde durdu, kıpırdamadı.
Sanki o an tek biz vardık gibi başını eğdi.
Bende kalkıp lavaboya gittim Gözlerimi kapattım bir süre açmadım.
Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrıyordu.
Şu dünya başıma yıkıldı Bir of demedim.
Ben kendime gelmeyi beklerken gözlerimi sıkıca yummuştum.
sigara içen kadınlardan biri " gelinin ağzı kulaklarında, ama damat zorla gelmiş gibi"
" Yok kız bilmiyor musun? Evin'i istediler ya dediler, Berat Evin'i seviyor belki gerçekti"
" Hatun kızını Serhat'tan başkasına vermezdi ki hem amcasının oğlunu isteyen kızı nasıl istemişler."
" E kadın haklı değil mi ?Serhat da Serhat beni iki çocuklu halimle isterse evlenirim"
" Evin de pek somurtkan Serhat'a da yazık oldu "
" Kız yalan atma Evin gül gibi kız "
İkisi benim lavabolardan olduğumdan habersiz konuşurken, ben gözlerimi açmaya korkuyordum.
Gözlerim kapalı olmasına rağmen kenarların yaşlar akıyordu.
Lanet ettim göz yaşıma ,lanet ettim bir kere değil defalarca, gözlerim kör gibi yanarken yüreğimin ateşi sıçramış gibiydi yanan gözlerime.
Elim ayağım titriyordu bayalıcak gibi hissediyordum.
Nasıl gideyim ki içeri gitsem gözlerim bana ihanet edecek !
ya Berat'a bakacak ya ağlacaklar.
Ne kadar kaldım orda bilmiyorum,ama Rukiye gelip kapıyı çaldı.
"Yenge nerdesin iyi misin?"
Zar zor çıkan sesim ile " iyiyim "
" Abim dedi git bak belki Evin orda düşmüş belki birşey olmuş"
Ben ses etmeden çıktım" ay yüzün sap sarı olmuş "
Elimden tutup elime yüzüme su vurdu.Peçete ile yavaş yavaş bastırdı.
" Neyin var yenge"
Nasıl anlatayım derdimi bilmiyorum ölüyorum diğen yüreğime inat başımı sallayıp " kadın hastalıkları önemli bir şey değil "
Rukiye koluma girip" gel gidelim iyi değilsen kalkar gideriz " başımı sallayıp onunla masaya geçip oturduk.
Hemen yanımıza gelen Roni yanıma oturup elimi tutup hiç yanımdan kalkmadı.
Git desemde hiç gitmedi, Rukiye Serhat'ın yanına gidip onu zorla kaldırdı yanımıza doğru gelince " yenge gel halaya gidelim "
Nasıl geleyim ki insan cenazade halay çeker mi ? Ölen sevdamın üzerine halay mı? çekecektim birde.
Ben istemedikçe Serhat bana bakıp gitmek istedi," annem kalksana kızım Serhat bekliyor ayıptır " e kimse de demiyor bu Evin' e ayıptır öyle yapmayalım.
Serhat baktığım da onu zorla durduran kardeşi ile utanıp kalktım.
" Abi kızın elini tutsana ben diyeceğim Allah için" diğen Rukiye ' ye bakmadan kırılmış bir şekilde önden yürüdü Serhat.
Biz halaya girdiğimizde Serhat elime gitmişti.
Kulağıma eğilip " merak etme birazdan çıkarız" demişti ona baktım.
Üzgündü öyle yaptım diye çok üzülmüştü.
" Ben biraz hastayım," başını sallayıp ses etmedi ama yüzü biraz olsun düzeldi.
Göz göze geldiğim Berat'la başımı eğdim yanımda duran Serhat'tan utandım.
Kendime kızdım(Evin yanında duran adamdan utan ) diyorum kalbime ama boş,
Müzik durunca yüzükler takılacaktı.
Herkes oraya toplanırken hala titreyen elimi bırakmayan Serhat'a baktım.
Yüzüme bakıyordu, ben ise ondan utanıyordum, " eve götüreyim mi? Seni"
Başımı salladım.
Biraz ilerlerken Dila yengem birden bire elime tutuşturduğu nişan tepsisi ile neye uğradığımı şaşırdım.
" Al şunu götür Evin' al hele arabadan gelinin takısını çantamda getireyim"
Ta ordan gelip elime vermişti tepsiyi,Bilerek yapmıştı benden başka kimse yok muydu yani verecek,sevdiğim adamın nişan tepsisini bana taşıttıran kadereme isyan ettim..
Serhat elimden hepsiyi alıp " bunu verecek başka kimseyi bulamadı mı ? Ta ordan buraya getiriyor"
Serhat Roni' nin eline verip " Evin hasta nasıl tutsun kız zaten hasta yengemlere söylersin onu hastaneye götüreceğim" dediğinde Serhat elimi tutup dışarı doğru çıkışa giderken.
" Abi dur bende geleceğim"
Roni' ye bakıp " biz gideriz " derken herkesin içinden beni çıkaran Serhat'la çıkışta Dila yengem ile karşılaştık" ee tepsiyi kime verdin niye götürmedin kız" hiç birşey olmamış gibi gülerken söylüyordu.
Bana İstediğini yapmıştı , beni öldürmüştü, bu kadın değilmiydi Seni çok seviyorum diğen,
" bizi alakadar etmez tepsi biz gidiyoruz" diğen Serhat oldum olası Dila yengemi sevmezdi.
" Kız makas kesmiyor derdin , para alırdın" diye alay etti.
" Ben para vereyim sende sus yenge " diğen Serhat arabaya geçti.
Bende diğer tarafından dönüp arabaya bindim.
Serhat kendi kendine söyleniyordu.Ben binince sustu
" Nereye gidiyoruz"
" hastaneye ben anlamadım madem bu kadar iyi değilsin neden geldin ki "?
"Serhat'a doktora gerek yok" desemde beni dinlemedi.
Ne diyecektim ki ?bu acının ilaçı yoktu ki ?
" Hastanenin önüne geldiğimizde acil'den giriş yaptık,
Doktor diyor neyin var " diyemiyorum ki kalbim ağrıyor " şey ben derken " Serhat yüzüme bakıyordu.
Serhat anlayıp bir kaç adım geri gitti
" Ben biraz halsizim Ağrımda var, elim ayağım titriyor, kalbim sıkışıyor her an bağıracak gibi hissediyorum"
Hemşirenin yaptığı i sakinleştirici ile hastaneden çıkarken Serhat eczaneden ilaç aldı.
"Ben başımı koltuğa yasladım, Urfa'ya gelene kadar gözlerimi hiç açmadım.
Başım dönüyordu, kendimde değildim sanki.
Araba durduğunda Serhat arabadan inip benim tarafıma geldi.
Bende dönen başımla düşecek gibi hissediyordum, beni taşımayan ayaklarım tökezledi.
Serhat yanıma gelip " gel bakalım nazlı kız " değip beni kucağına aldı.
Utancımdan bayılacak gibi hissediyordum.
" İyiyim ben,indir beni biri görecek ,"
"evet iyisin o yüzden iki defa düşecek gibi oldun"
Sonra güler baktı" sen şimdiden böyle yapıyorsun bu etti iki "
Ben başımı eğip ses etmedim.
Serhat' gülmeye başladı.
Ben şaşkınlıkla ona baktım " anahtarın varmı ?" derken neye güldüğünü anladım.
"yok "
" E bende de yok " dediğinde bende güldüm.
"Kapıda mı kaldık o zaman "?
" Valla ne bileyim öyle gibi "
Cebinden çıkardığı telefonu ile " anahtar varmı bir yerde "
Rukiyenin gülme sesi geliyordu.
" Evet valla kapıda kaldık Evin'le, ne zaman geleceksiniz? tamam "
Bana bakarken başını olumsuz salladı.
" Tamam cadı kapat " değip bahçe kapısını açtı " Allah'tan bunu açık bırakmışlar" ikimiz bahçeye adım atarken terasa doğru çıktık.
Serhat' kulübeden savan getirip serdi Tahtaya minder ve yastık getirdi.
" Gel bakalım işleri bana yaptıracaksın diye korkmaya başladım" derken gülüyordu.
Zar zor tebessüm ettim.
Tahtaha çekip oturdu.
" Gelsene Evin'e "
Çekip yanına oturdum.
Ne o bana bakıyordu ,ne de ben ona.
Serhat " bana dönüp baktığında uzattğı ,dizine uzandım.
Serhat' şaşkınla ne yapacağını bilemedi.
Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. elini saçlarıma değiştirmişti,İkimiz hiç konuşmadık,
" İstemesen Evin,eğer" sonra acı çeker gibi bir nefes alıp verdi .
" istemesen ben giderim, buralardan"
Ona baktığım da o yüzüne bakıyordu.
Tutkunup ses etmedim.
" Ben duramam buralarda , nişanı bozmak istiyor musun?"