Geçmişin Gölgeleri

1132 Kelimeler
Fatih, Ayla’nın karşısına geçip koltuğuna yerleşti. Ayaklarını rahatça uzatmış, ellerini dizlerine koyarak ona odaklandı. Gözleri soğuk ve dikkatli bir şekilde Ayla’yı izlerken, yüzünde herhangi bir duygu izine rastlanmıyordu. Ama sesindeki tını, derin bir anlam taşıyor gibiydi. “Ayla,” dedi, sesi sanki bir müzik gibi derin ve etkileyiciydi. “Aslında bakarsan, benim kalemim senin melodilerinden çok daha güçlüdür. O yüzden beni etkileyemedin. Biliyorum, geçmişte çok karanlık bir dönem geçirdin. O yüzden bu yeteneğe sahipsin. Senin karanlık geçmişini merak ediyordum, ne yaşadın peki?” Ayla, bir an gözlerini kaçırdı. Bu adam, her şeyini biliyor gibiydi. Onun içindeki en derin yaralara dokunan kelimeler söylemişti. Ama anlatmak… Sözcüklerin ağırlığı, yıllardır görmediği bir karanlık, sanki tekrar üzerini örtüyordu. Bir süre sessiz kaldı, kafasında cevaplar arasında gidip gelirken. Sonunda derin bir nefes alarak, sesini zorlayarak konuşmaya başladı. “Anlatmak… zor,” dedi, ama gözleri hala Fatih’in gözlerinden kaçıyordu. “Ama belki de anlatmalıyım.” Ayla bir an duraksadı, sonra gözlerini sert bir şekilde kapatarak, geçmişin tozlu sayfalarına doğru bir yolculuğa çıktı. “Aslında, ben 7 yaşındayken, üvey babam bana işkence yapardı,” dedi. Sesi titriyordu ama kararlıydı. “Annem, geçim sıkıntısı yüzünden sessiz kalıyordu. O, üvey babamı sevmek zorundaydı. Ama ben… ben dayanamıyordum.” Yavaşça devam etti, sanki her bir kelime ağır bir taş gibiydi. “Üvey babam beni ritmik döverdi. Bundan keyif alırdı. Bir gün annemin canına tak etti. Gözümün önünde boğuşmaya girdiler. Annem, üvey babamın sırtından bıçaklamıştı.” Ayla, anlatırken gözleri uzaklara dalmıştı. O an, gözlerinin önüne gelen görüntüler, yaşadığı dehşeti yeniden yaşatıyordu. “Üvey babamın sırtından bıçak kalmıştı. Şırıl şırıl kan akıyordu. O an, biliyordum ki bu yarayla ölecekti. Ama gitmeden önce annemi boğazından tutup boğmaya başladı.” Ayla, gözlerini kapatarak derin bir iç çekti, sanki o anı bir kez daha hissetmişti. “Üvey babamın can vermesi için dua ettim ama… O, annemi öldürmeden bu dünyadan ayrılmak gibi bir niyeti yoktu. En sonunda, annem gözlerimin içine bakarak öldü. Üvey babamsa annemin üzerinde elleri boğazındayken öldü.” Ayla bir an duraksadı, sesini duyurmakta zorluk çekiyordu. Her kelime, yıllarca içinde biriken birikintiler gibiydi. “Sonrasında polisler geldi. Birkaç gün sonra beni yetimhaneye verdiler. Orada çok düşündüm, her şeyi sorguladım. Ama en kötüsünü yaşamamıştım.” Bir anlığa sessizlik oldu. Ayla, derin bir nefes alarak devam etti. “Yetimhanenin müdürü… bana tacizde bulundu. Daha 10 yaşındayken, yüzümde onun tırnak izleri çıktı. Ve bir gün… bir gün yetimhaneden kaçtım.” Bu sırada Fatih, sakin bir şekilde Ayla’yı izliyordu. Adamın gözlerinde bir şeyler değişmişti, fakat Ayla dikkatini ondan çok kendi anılarına vermişti. “Ayla,” dedi Fatih, sesindeki sertlik yavaşça kaybolmuştu. “Sonra ne oldu?” Ayla, gözlerini yere indirerek devam etti. “Günlerce sokaklarda aç kaldım. Ama bir şekilde… para kazanmam gerektiğini öğrendim. Dilendiğim iki üç kuruşla bir melodika aldım. Bir yandan çalarken, diğer taraftan ağlıyordum. Ve sonra… ilginç bir şey oldu.” Ayla, ağzında bir gülümseme belirdi, ama bu gülümseme acıyla karışmıştı. “İnsanların dikkatini fazlasıyla çektiğimi fark ettim. Her bir bestemi dinlerken, yüzlerce para atan insanları gördüm.” Fatih, başını hafifçe eğerek dikkatle dinledi. Ayla, yıllar önce başlayan bu müzikal yolculuğunun başlarını anlatıyordu. “Aralarından biri, bana kendi kafesinden çalışmamı teklif etti. Daha 11 yaşındaydım. Tabii ki kabul ettim. Güzel paralar kazandım. Kafeye gelen insanlar beni dinlemek için sıraya giriyordu. Kafenin sahibi, Selim abi bana yardımcı oldu.” Ayla, gözlerini tekrar açarak Fatih’in gözlerine bakmaya cesaret etti. “12 yaşımda kendi evimin sahibi oldum. O zamanlar en iyi piyanoları önüme getirdiler. Ve ben geliştikçe… insanları melodilerimle kontrol etmeyi öğrendim. Şimdi, 20 yaşındayım.” Fatih, Ayla’nın son sözlerini duyduğunda derin bir nefes aldı. Bu genç kadının geçmişi, karanlık ve derindi. Ama o karanlıkta bulduğu gücü, hem kendisi için hem de başkaları üzerinde bir oyun aracı olarak kullanıyordu. Ve Fatih, bu oyunun bir parçası olmaya karar vermişti. Ve kendi karanlık hikayesini anlatmaya başladı fatih ben 13 yaşındaydım annem babam ablam aynı evde kalıyorduk sıcacık bir evde sonra gece saatlerinde deprem oldu çok şiddetli bir şekilde babam hemen kalktı annem bagiyordu kapinin eşiğinde babam ablam ve beni kollarinin arasında dışarıya çıkartması gerekiyordur fakat apartmanda oturuyorduk merdivenlerden inerken apartman çöktü biz merdiven boşluğunda kaldık insanların sesleri kulaklarımıza geliyordu bagrisma sesleri hiç olmadığı kadar yüksekti her tarafımızdan ses geliyordu biz en azından sağlam bir şekilde merdiven boşluğunda mahsur kalmsitik buna şükür ediyorduk bir iki saat geçmişti bazı barışma sesleri kesilmişti dışarıda ne oluyor ne bitiyor haberimiz yoktu babam bizi sakinlestirmeye çalışıyordu annem tedirgin bir şekilde bize sarılıyordu fakat bize yardımcı olmaya gelen kimse yoktu 10 saat gecmsiti artık bagrisma sesleri azalmaya başlamıştı biz olduğumuz yerde ne yapacağız diye düşünmeye başladık hep bir agizdan yardım edin biz buradayız diye bağırdık ama dışarıdan hiç bir ses geliyordu oturduğumuz apartman yüksekti biz 6 katta oturuyorduk babam bizi 1 kata kadar indirmişti üzerimizde 5 katin ağırlığı vardı en ufak bir kaymada hayati tehlikesini yaşıyorduk saatler günler geçti biz ikinci günde hem çok açtık hem çok susamıştik artık tutmaktan tutmaktan vazgecmistik zor nefes aliyorduk 4. Gün ablam fenalaştı henüz 16 yaşındaken kaybettik. annem kafayı yedi babam hiç olmadığı kadar ağlıyordu ben o kadar susamıştimki babamin göz yaşlarını ellimle tutup icmeye çalışıyordum o bir gün daha geçmişti ablamı kaybetmiştim annem artık benimde pskolijimi bozmaya başlamıştı babam güçlü olmak zorundaydı ve bir babanın en zor kararını verdi ölmüş olan ablamın kanını içmem gerektiğini söyledi eğer icmezsem susuzluktan öleceğimi söyledi ilk başta red ettim annem eline bir cam parçası aldı ve bileğini kesti tam damarlarinin olduğu yerden ve bileğini ağzıma getirdi iç diye bağırdı yüksek bir sesle ben gözlerimi kapatıp mecburen 15 -20 damla kan içtim babamda annemin elinden cam parçasını alıp oda bileğini kesti artık babamda pes etmişti sadece ben kalmıştım o küçükcuk merdiven boşluğunda ablamin ölü vücudunun üzerinde annemin ve babamın intihar etmlerini izliyordum çığlık çığlığa bağırdım fakat hiç bir ses gelmiyordu annem bilincini kaybetti son nefesleri duydum babam ise ilk önce ablamı kucagina aldı sonra annemi bir eliyle annemi tutuyor diğer eliylede ablami ve bana bakarak konuştu fatih son dakikalarimi yaşıyorum merak etme annen ve ablan benim yanımda olacak diğer dünyada sen elinden geldiğince hayatta kalmaya calis biliyorum sen bizden daha güçlü birisinin yapabilirsin diyerek gözlerini kapattı ve orda babamida kaybetmiştim depremin üzerinde 9 gün geçmişti ben pskolijimi bozmustum karnımın açlığı artık beni öldürecek gibi olmuştu ve mecburen babamin ölü bedeninden bir parça kestim ellerim kanliydi ağzıma götürüp bir iki kere cignedikten sonra yedim arkamı dönüp konuşmaya başladım ellimdeki kanlarla duvara resim yapma başladım ve şarkılar söyledim arkamda ailemin cesedi vardi depremin 9. Gününde bir havlama sesi geldi bu bir köpekti sanki köpek burda biri var yardim edin dercesine enkazın üzerinde havliyordi 10 saatin ardından bana ulaştılar ilk isik gördüm ardından AFAD kasketi birisini zar zor beni ordan çıkardılar bana aşağıda birisi olup olmadığını söylediler ben ise yapmış olduğum resmi gösterim AFAD görevlisi içeriye girdi ilk önce cesetleri gördü kıyamet seneryosu yaşanmıştı afad görevlisi keske enkazın altında direk can verseydiler diyerek iç gecirdi yaşadıklarını anlamıştı ölümden beterdi
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE