Bölüm 5

975 Kelimeler
Kafam bir milyon kurstan çıktım. Telefon şarjı bitiyordu "hass"dedim dışarıdan Korece öğrensem de Türkçe Küfür başkaydı be. Her neyse eve gitmem lazımdı ee otobüse de binemediğim için yürüyerek gidiyordum zayıflayacaktım bu gidişle tabi, bayramda Türkiye'ye döndüğümde halalar teyzeler verdiğim kilonun iki mislini bana aldırırlardı. Telefonun ışığı sönünce "Aha Yakut tebrik ediyorum seni ne diye müzik dinleyerek gelirsin ki zaten" dedim arkamı döndüğümde "Anam" dedim sesli bir şekilde. "Yakut Ben Park Young Hwa"dediğinde ağzım açık kaldı artık eminim isimleri tren düdüğü gibi "Beni hatırladın mı" "Evet Han Sang 'ın yanında oturan çocuksun sen" dediğimde başıyla onayladı. "Hadi gel Han Sang seni istiyor" "Sebep"dedim şaşkınca bunların da bir aksağını var İngilizce ancak bu kadar güzel telaffuz edilir yani. "Bilmiyorum borcun varmış" dedi gülerek. "Ona de ki başlatmasın borcundan eve gideceğim ben "dedim arkamı dönüp giderken seslendi " "Yalnız orası çıkmaz yol "dudağımın kenarını ısırıp geri döndüm.Onun yanından geçtim sırıtıyordu. İşin kötü yanı kaybolma ihtimalim büyük iyi yani Han sang 'a posta koydum. Bu kaybolduğum gerçeğini değiştirmiyor ama. Telefonuma bir kere daha baktım. Etrafta şarj edecek şeylerden yok mu hani bir lira atıyorsun da vardır. Bence Kore hem gelişmiş ülke. Renkli ışıklarla süslenmiş yerden geçerken etrafa da bakıyordum ah şu şarj şeysinden bulsam yeminle üç gün oruç tutacağım. "Allahım elin memleketinde yardım et"dedim kendi kendime arkamdan korna sesiyle yerimden sıçradım "Allah belanı"diye döndüm. Han sang bana sırıtıyordu. "Kayıp mı oldun Türk kızı" "Sana ne be "dedim sinirle sonra yine devam etmeye başladım araba ile arkamdan geliyordu. Bu araba maviydi yalnız diğerinin lastiklerini indirince. Arkamdan gelmeye devam etti. "Yalnız bak böyle devam edersen otobana çıkarsın" dedi gülmesinin arasından "Ya arkadaşım sana ne ben belki otobana çıkacağım" arabayı durdurdu. Kolumdan tuttuğu gibi arabaya tıktı. "Oha lan" dedim sinirle. "Böyle daha iyi şimdi seni evine bırakalım" dedi gülerek bu adamın gülmemesi gerektiğini söylemiş miydim kesinlikle gülmemeliydi hatta gülmemesi için kanun çıkması lazımdı. Konuşmadan kollarımı bağladım yandan bana baktı. "Bana bir ay hizmet etmeden kaybolmamalısın Türk kızı"dedi yola bakmaya başladı bu seferde. Eve gelince şaşkınca ona döndüm. "Daha çok şaşırırsın Türk kızı"dedi kapıyı gösterdi allah razı olsun kapının nerede olduğunu bilmiyordum ya ben. "Sağol ya "dedim aşağıya indim. Eve çıkarken gazladı gitti. Eve girince annem elinde telefon dolanıyordu "Şarjım bitti" deyince kapıdan onunda arkası dönük olunca bastı çığlığı. Ellerimi kulaklarıma kapattım. "anne" dedim Babam koşarak geldi "Ne oluyor ya "diye "Korkuttu beni Yakut" "Yakut neredesin sen"dedi babam annemi es geçip "Şarjım bitti anca geldim" "Haa iyi o zaman bende başına bir şey geldi zannettim" "Yok canım ne gelecek" diye odama doğru çantamı sürüklemeye başladım. Yatağıma attım çantamı Korece den aldığım notları tekrar ettim. Yatağıma uzandım çok uykum vardı her yere yürüyerek gidiyordum ve bu da beni çok yoruyordu. Sabah gene kalktı kahvaltıydı derken evden annemin terliğinden kaçtım neymiş çay içilmezse nasıl zeki olacakmışım "O balık değil miydi ya"dediğimde Annemin gözlerinden ateş çıktı. En son terliğini çıkartıyordu. Babamda gülüyordu arkadan aman ne güzel Kore'ye geliyoruz Türk adetleri devam. Okula geldiğimde mıntıka temizliği yapılıyordu iyide bunu bize hocalar ceza olsun diye yaparlardı burada gönüllü çöp toplayıcıları var. Okuldan içeriye girdim dolabıma doğru ilerledim eyvah boya alarmı olabilir diye yandan açtım dolabı. Ama bir şey olmadı. İyi güzel kitaplarımı aldım. Sınıfa geçtiğimde Park young benim yerimde Sagin J inin yanında oturuyordu. Han Sang In yanı boştu ve sırıtıyordu bildiğin sırıtıyordu. Mecbur gittim yanına oturdum. "İlk isteğim köle"diye bana dönmeden konuşuyordu. "Dur lan Bismillah yeni geldim" dediğimde bana baktı anlamadığını belli etmeyen bir tavırla. "Yani yeni geldim" diye düzelttim. "Neyse git bana kantinden kahve al" dedi sırıtarak "Niye lan elin kolun yok mu senin "diye Türkçe saydırdım. Bana bakıp gülmeye devam etti. Kapıda Choi Dong ile karşılaştım. Ona ters ters bakarak çıktım kantine gittim. Kahveyi aldım geldim yerime Choi dong oturmuştu. Bende eski yerime giderim diye düşündüm ama sırada yoktu başka bir yerde. Ayakta mal gibi kaldım. Oflayıp elimdeki kahveye baktım. Han sang'a verirmiş gibi yapıp kahveyi Choi dong un üzerine döktüm "Ayyy"diye kalktı yerinden "Seni geri zekalı"dediğinde sahte bir üzüntüyle ona baktım "Özür dilerim" dedim Ayaklandı lavaboya doğru gitmeye başladı. Boş bardağı Han Sangı n önüne itip sırama oturdum. Yandan bana bakıp güldü "Bu kadar kıskanç olma " "Bana bak elime verseler seni eşek sudan gelinceye kadar döverim sen ne kendini beğenmiş bir şeysin ya" diye ona döndüm gülümsemesi silinmişti. "Bana bak Türk Kızı fazla ileri gidiyorsun" Ona baktım kapı açılınca Hoca girdi içeriye başımı hocaya çevirdim. Öküz işte kendini bir şey zannediyor. Ders başlayınca sessizce oturuyordum ki önüme bir kağıt düştü. Onu aldım içinde ne yazdığını merak ediyordum ki hoca elimden çekti ona şaşkınca baktım. "bu ne yakut"diye Korece yazılmış kağıdı gösterdi "Ben bilmiyorum, ben Korece bilmiyorum ki sizde biliyorsunuz öğrenmeye çalışıyorum"dedim şaşkınca "Evet doğru kim yaptı bunu arkadaşınıza"diye sınıfta bağırdı hoca. Sonra Korece bir şeyler söyledi. Sınıf sessizlikle dinliyordu. Han Sang kendi halindeydi. İyi de kim atmıştı ki o notu ne yazdığını bile bilmiyordum. Zil çalınca "Han Sang"dedi çocuğun biri Han sang tekme ile sıradan çıktı. Çocuk Korece bir şeyler söyledi Han Sang kapıdan öyle bir çıktı ki. Bende merak edip arkasından çıktım koridorda öyle bir yürüyordu ki herkes önünden çekiliyordu. Park yong da yanındaydı. En son bir çocuğun önünde durdu. Yumruğu indirdi çocuğa çocuk kan tükürerek yere düştü. Bir şeyler söyledi çocuk gülerek Han Sang bir tane daha vurdu. Diş falan kalmamıştır kesin. Onlara şaşkınca bakarken Shin Ji yanıma geldi. "Ne oluyor" diye ona sordum "Ying Yang Han Sang'ın sevdiği kız ona laf atmış Jung Rae Sub zaten ying yang da biraz şey bir kızdır" dedi bana bakarak. Anladım ne demek istediğini sevdiği kız mı başkasını mı seviyormuş. Han Sang geri geldiğinde yanımdan geçti. Hiç takmadan dışarıya çıktı. Arkasından baktım bende Shin Ji de beni dışarı çıkardı. Dışarıya çıktığımızda Ying Yang sanırım vardı Han Sang 'ın karşısında ki Shin Ji o olduğunu söyledi. Güzel kızdı saçları alnına dökülmüştü. Onun da üzerinde okul forması vardı. Demek başka bir sınıftaydı. Han Sang'ın gözlerinin içi gülüyordu kızla konuşurken yandaki banka oturdum artık onları seyretmeyi bırakıp.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE