9.BÖLÜM

2206 Kelimeler
... Zamanın sanki hiç geçmiyormuş gibi akıp gittiği o anlarda, Bilgeden aldığı komutları yerine getirmek üzere odaya kapının önünde ki korumalardan birini çağırdı Arel. "Ilık bir su kasesi ve temiz bir bez parçası getirin."diye emir verdi. Aldığı emri dakikalar içinde yerine getiren koruma hızla odadan ayrılırken eline aldığı su kabı ve temiz bezle genç kızın yanına döndü Arel. Hemen sağ tarafındaki sandalyeyi çekerek genç kıza daha yakın olurken, son kez ateşinin ne durumda olduğunu öğrenmek için elini kızın sıcak alnına götürdü. Tenin altındaki yüzeyde hissettiği sıcaklık hala aynıydı. Sıcaktı. Daha fazla vakit kaybetmeden Bilgenin telefonda anlattığı gibi yapması gerekenler için işe koyuldu. Elindeki temiz bezi ılık suya batırıp çıkardıktan sonra hafifçe sıkarak suyunu aldı. Ardından bezi genç kızın alnına doğru götürdü. Hafifçe bastırdı bezi alnına, teninin sıcaklığını alsın diye. Yaklaşık on dakika aynı işlemi yapmaya devam etti Arel. Geçen dakikaların sonunda bulunduğu durumun saçmalığına hayret etti. Şehrin savaşçısı, olması gereken yerde, savaşta düşmanlarının yanında değil, henüz tam olarak tanımadığı şifacı denilen kızı iyileştirmek için onun yanındaydı. Onu kimsenin kolay kolay ayak basamadığı odasında, hatta yatağında tedavi ederken , bu kızın hayatına tesadüfen girmediğini anladı. Belki de düşman sarayından içlerine sızdırılan bir ajan bile olduğunu düşündü. Bu kadar kısa sürede hayatlarına girip, içlerine bu kadar karışmasına başka bir anlam veremiyordu. Tüm bu düşüncelerini bölüp dikkatini dağıtan gözlerle denk geldiğinde hafifçe öksürdü Arel. Genç kızın bilinci yavaş yavaş yerine geliyordu. Kısa bir sürenin ardından gözleri zoraki açılan şifacı, karşısında gördüğü yüzle kısa bir şok yaşadı. Bakışları Arel'in gözlerinde takılı kaldığında buraya nasıl geldiğini hatırlamaya çalıştı. En son hanedan sarayına Bilgeyle konuşmak istediğini hatırladı. Ardından onu içeri geçmesine izin vermedikleri çaresiz ana..her şey bitti dediği anda hemen karşısında Arel'in yüzünü gördüğünü anımsadı. Zihnindeki parçalar yavaş yavaş belirli bir şekle büründüğünde zihnindeki karmaşanın çoğunu çözdü. "B-ben, gitmek istiyorum." Kurduğu cümleyle beraber olduğu yerden doğrulmak istediğinde Arel buna izin vermedi. "İyi değilsin, ateşin hala düşmedi."diyerek gerekli açıklamada bulundu. Arel'in bu açıklamasına rağmen direnmekten vazgeçmeyen genç kız sağa sola tutunarak kalkmaya çalıştı. Ama bedeni o kadar zayıf ve güçsüzdü ki yapamadı. "Boşuna direnme bu odadan iyi olana kadar çıkmana izin vermeyeceğim."diyerek kesin olarak yaptığı uyarısıyla geri çekildi Arel. Sesindeki keskinlik bir ok kadar keskin ve ciddiydi. "Beni burada zorla tutamazsın." Başını sağa sola hafifçe sallayan Arel, genç kızla az önce açtığı mesafeyi kapattı. "Seni burada tutmayı isteyen ben değilim, Bilge. Şimdi sabrımı sınamaya çalışma şifacı kız, zira bundan sen zararlı çıkarsın." Arel'in sözleri üzerine kaşları hafifçe çatıldı genç kızın. "Ben iyiyim, odama dönmek istiyorum sadece."diye söylendi yutkunurken. "İyisin öyle mi?"diye sordu Arel. "Seni bulduğumda donarak ölmek üzereydin." Öfkeyle bakışlarını genç kızın yüzünden çekerek derin bir nefes aldı. "Seni onlarca kez uyarmama rağmen beni hiç dinlemedin. Bu şehir hakkında hiç bir şey bilmezken kafana buyruk bir şekilde nasıl hareket edersin? Üstelik buna hiç bir şeyden haberi olmayan arkadaşımı, Baralı dahil ederek." Durdu. Bir süre daha nefes alıp verdi Arel. Ardından sözlerine devam etti. "Ne geçti eline şimdi? Neredeyse hayatını kaybetmekten başka ne geçti? Eğer orada olmasaydım, Bilge beni biraz daha geç aramış olsaydı ne olacaktı?" Sustu her ne söyleyecekse bunu söylemekten son anda vazgeçip geri çekildi. "Ne mi olacaktı?"diye sordu genç kız. "Hiç bir şey. Sadece yaşadığımı bile hissetmediğim hayatıma gözlerimi kapatacaktım o kadar." Sinirden dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi Arel'in. "Madem bu kadar meraklısın ölüme o zaman bunu farklı bir zamanda farklı bir şekilde yap. Sonra üzerime kalıp beni uğraştırma." Sinirle ayağa kalkan Arel odadan çıkmak üzereydi ki Bilgenin sözlerini hatırladı. Ona "Ben gelene kadar şifacı kızım sana emanet."demişti. Eğer şimdi giderse Bilgeye karşı kendini mahcup hissedeceğini bildiğinden bu fikrinden vazgeçti. Ardından derin bir nefes alıp yeniden genç kıza döndü. "Madem bilincin yerine geldi. O zaman ılık bir duş yap. Bilge telefonda söyledi, kendini daha iyi hissetmeni sağlayacakmış." Arel'in sözlerine karşı umursamaz bir ifadeyle başını çevirdi Lavinya. "Gerek yok, iyiyim."dedi bitkin sesiyle. "Buna beni mecbur etme şifacı kız. Hoşuna gitmeyeceğin şeyler yaşanabilir." Arel'in ne kast ettiğinden tam emin olamayan genç kız yine de bu söylediklerini es geçemedi ve her ne kadar istemese de dikkatle ayağa kalkıp odada ki banyoya doğru ilerledi. Fakat hala başının dönmesinden dengesini kaybedip hemen yakınındaki masaya tutundu. Biraz bekleyip kendini iyi hissettiğinde yürümeye devam edecekti ki hemen arkasında hissettiği varlıkla istemsizce bakışları o tarafa döndü. Genç kızın her an yere düşmesini engellemek ister gibi soluğu onun yanında Arel bozmadığı yüz ifadesiyle "Bana tutun."diye söylendi. Lavinya yeniden karşı çıkmak için hazırlanıyordu ki Arel'in muhtemel karşılaşacağı ifadesini düşünürek bundan vazgeçip Arel'in uzattığı koluna tutundu. Arel oldukça dikkatli ve yavaş adımlarla genç kızı banyonun kapısına bıraktığında, her ihtimale karşı genç kız içeride ki işini bitirinceye kadar kapının önünde bekledi. Dakikalarca sessizce olduğu yerde dönüp durdu Arel. İçeriden geçen zamana rağmen hiç bir ses çıkmadığını fark ettiginde kapıyı tıklattı. "Daha bitmedi mi işin?"diye sordu. Fakat sorusuna herhangi bir yanıt gelmediği sırada kapıyı bir kaç kez daha tıklatmaya devam etti. Sonunda artık içeri geçmek için kapının kolunu kavradığında sonunda kapı hafifçe aralandı ve içerden genç kızın sesini duydu Arel. "Temiz kıyafetlere ihtiyacım var."diye söylendi çekinir bir sesle. Genç kızın söyledikleriyle beraber şu an için ona ne verebileceğini düşünen Arel kendi giysi dolabını açarak, içinden uzun kol bir kazak ve hemen altına ise ona ne kadar büyük geleceğini bilse de bir eşofman verdi. Arel'in uzattığı kıyafetleri hiç düşünmeksizin alan Lavinya dakikalar içinde giyinip dışarı çıktı. Kapının önünde onu bekleyen Arelle karşılaştığında usulca yutkunup utançla başını öne eğdi. Üzerinde onun kıyafetleri olması kendini tuhaf hissettirmişti. Arel'in ise bu durum pek umrunda olmamıştı. Aksine "Daha iyi hissediyor musun?"diye sorup, durumunun ne olduğunu merak etmişti. Arel'in sorusuna karşılık "Daha iyiyim."diyerek yanıt verdi. Hemen ardından eski yerine geri dönerek geniş yataktaki yerini alıp örtünün altına girdi. Lavinyanın hemen arkasından odaya dönen Arel de az önceki yerini alarak önüne döndü. Bir süre rahatsız edici bir sessizlik kapladı odayı. İkisinin de konuşmaya niyeti yokmuş gibi sustular. Fakat Lavinyanın aklına gelen anı bir düşünce ortamdaki sessizliği saniyeler içinde yok etti. "Annen,"diye fısıldadı. "Burada bana yardım ettiğini öğrenirse-"devamını getirmesine izin vermeden sözünü kesti Arel. "Hiç bir şey yapmaz. Yapamaz. Ayrıca burada asıl yardım ettiğim kişi sen değilsin Bilge."diyerek kendini ifade etti. Lavinya, aldığı cevaba karışılık başını iki yana salladı. "Yine de Bilge aracılığıyla bana yardım ediyorsun."dedi. "Buna mecbur olmadığın halde. Tüm bunlar senin için bir sorun farkındayım. Ve ben daha fazla sorun yaratmak istemiyorum." Arel derin bir nefes alıp Lavinyaya baktı. Gözlerini açığından beri ilk kez uzun bakıyordu yüzüne. "Bak,"diye başladı sözlerine. "Bugün yaşananların sorumlusu yalnızca sen değilsin." Lavinya duydukları karşısında kısa bir şaşkınlık yaşadı. Arel'in ilk kez bir cümlesinde onu suçlamadığını duyuyordu. "Evet bu saatte saraydan ayrılman büyük bir hataydı. Bunun için seni uyardım. Ama aldıkları emirle kapıyı açmayıp seni zor durumda bırakan o görevlilerdi. Ve tabi onlara o emri veren kişi. Yani benim annem." Sözlerini tamamlayarak ayağa kalkan Arel, sinirlerine hakim olmak için ellerini yumruk hale getirdi. Annesinin böyle bir karar alıp yalnızca genç kızı değil onu da zor durumda bıraktığını hatırlayınca bastırmaya çalıştığı öfke yeniden gün yüzüne çıkıyordu. "Olan oldu,"diyerek sözlerine devam ettiğinde "Sorun aramak, şu an bulunduğun durumu ve yaşananları değiştirmeyecek. Bu yüzden yapabilirsen eğer bu yaşadıklarından ders çıkar ve karşındaki kişinin uyarılarına bir daha ki sefer kulak ver." Son sözleri genç kızın hafifçe kaşlarının çatılmasına neden olduğunda hala oldukça yorgun çıkan sesiyle"Ne söylersem söyleyeyim beni anlamayacaksın."diye mırıldandı. "Yanılıyorsun şifacı kız."diye söylendi Arel oldukça sessiz bir tonla. "Seni benden daha iyi kimse anlamayacak." O an ne kadar sessiz konuşsa da her şeyi duydu Lavinya. "Ne demek bu?"diye sordu. "Boşver, bilmek, çoğu zaman büyük bir yük."diye yanıt verdi Arel. Ardından adımlarını pencereye doğru attı. Ve içinden kalan son sözlerini arkası Lavinyaya dönük bir şekilde söyledi. "Sen de bu yükün altında ezilme." Lavinya merakla Arel'in ne yapacağını izlerken Arel açtığı pencereye karşı durmuş öylece soğuk rüzgarın bedenine en çokta ruhuna işlemesine izin veriyordu. Esen her soğuk rüzgar yüzüne vurdukça kendini daha iyi hissediyordu. Bir süre yalnızca soğuk havayı içine çekti. Gözlerini kapattı ve dışarıdaki fırtınanın sesini dinledi. Dakikalar sonra hemen arkasından duyduğu sesle dikkati dağıldı. Gözlerini açtı. "Üşümüyor musun?" Lavinyanın duyduğu sesiyle arkasına dönüp bakışlarını genç kıza sabitledi. "Bu şehrin havasına alışığım."diye yanıt verdi sorusuna. "Neyse ki benim alışmam gerekmeyecek."diye devam etti sözlerine Lavinya. "Bu ilk ve son olacak." Kapattığı pencereyle eski yerine geri dönen Arel "Bu kadar emin olma,"dedi. "Bu şehir hakkında hiç bir şey bilmiyorsun. Bugüne kadar plan yapıpta o plana uyum sağlayan çok az insan gördüm." "Belki de bende o çok az insandan biri olacağım."diye karışılık verdi Lavinya. "Sanmıyorum ama sen öyle düşünmeye devam et. Bu şehirde hayatına devam edebilmen için gerçekleşmeyecek olsa da bir umuda tutunmaya ihtiyacın var. En azından alışma sürecine katkı sağlar." Lavinya Arel'in onunla dalga geçtiğini düşünerek uzandığı yerden hafifçe doğrulduğunda Arel'in sözlerine karşı çıkacaktı ki bunu önceden tahmin eden Arel sözlerine devam etti. "Şimdi artık izin verirsen dinlenmek istiyorum. Bugün yeterince yoruldum." Hemen ardından gözlerini kapatan Arel, bir daha genç kızın sesini duymadı. Fakat ona karşı şu an ki yüz ifadesini ve öfkesini az çok tahmin edebiliyordu. Yine de bunu umursamayıp günün doğmasına bir kaç saat kala uyumayı tercih etti. Yarın onun için bugünden daha zor bir gün olacaktı biliyordu. ? Karanlık kendini aydınlığına bırakırken gözlerini araladı Lavinya. Gözlerini tamamen açmak adına göz kapaklarını bir kaç kez elleriyle ovaladığında görüş açısına giren tanıdık beden bir süre afallamasına neden oldu. Arel hemen üzerinde uyuyakaldığı sandalyede başını arkasındaki duvara yaslamış kollarını birbirine bağlamıştı. Boynu hafifçe bükülmüş bir vaziyette uyuyordu. Uyandığında tüm eklemlerinin tutulacağını tahmin eden Lavinya hissettiği suçluluk duygusuyla bir anlığına başını öne eğdi. Dünden beri yeterince sorun yaratmıştı ona. Ama daha fazla sorun yaratmak istemiyordu, bu yüzden dünden beri yapması gereken ilk şeyi yapacaktı. Kendi odasına geçecek, sorunlarından bir şekilde yine kendisi kurtulacaktı. Hafifçe doğrularak kalktığı yatağı dikkatli bir şekilde sanki dün burada hiç uyumamış yokmuş gibi eski haline getirerek düzeltti. Ardından odadan çıkmak için hazırlandığında hemen karşısındaki boy aynasına takıldı gözleri. Üzerinde hala Arel'in dün gece ona verdiği kıyafetleri vardı. Aynadaki yanmasına uzun bir şekilde baktığında kıyafetlerin ona en az dört beden büyük geldiğini fark ettiğinde, bu durum ister istemez dudaklarında hafif bir tebessüme neden oldu. Dün gece çekingenliğinden fark etmemişti belki ama bu kıyafetler üzerinde gerçekten komik duruyordu. Daha fazla vakit kaybetmeden kurumuş olduğunu varsaydığı kıyafetlerini geri giymek için banyoya doğru ilerledi. Seri bir şekilde üzerini değiştirip bir an önce Arel uyanmadan çıkmak istiyordu odasından. Fakat tahmin ettiği gibi olmamıştı hiç bir şey. Üzerinde yalnızca Arel'in ona vermiş olduğu uzun kazakla kaldığı sırada oldukça uykulu bir halde kapıda belirmişti Arel. Karşısında Lavinyaya görmeyi beklemediği her halinden belli olan uykulu gözleri bir anda tamamen açıldığında aynı şaşkınlığı Lavinya da yaşıyordu. "S-sen.. burada ne yapıyorsun?" Arel'in sorması gereken soruyu bir anlık şaşkınlıkla Lavinya sorduğunda kaşları çatıldı Arel'in. "Burası benim odam. Benim banyom. Burada olmayacağımda nerede olacağım?"diye sordu. Arel'in cevabıyla sözlerini haklı bulan Lavinya usulca yutkunup hala yarı çıplak olduğunu hatırlayarak "Çıkarsan üzerimi giyeneceğim."diye söylendiğinde utançla bakışlarını kaçırdı. Lavinyanın sözleriyle bakışları kısa bir anlığına bedenine kaydığında üzerinde yalnızca ona dün gece vermiş olduğu kazağı olduğunu fark etti Arel. Ardından usulca yutkunup hızla yanından ayrılarak kapının önünde bekledi. Beklerken "Hızlı ol."diye söylenmekten vazgeçmedi. Çok değil yaklaşık beş dakika sonra ellerinde dün gece Arel'in ona vermiş olduğu kıyafetlerle çıktı Lavinya. Üzerinde hala az önce yaşadığı utancın etkisi vardı. "Kıyafetler için teşekkür ederim. Ayrıca dün ettiğin yardımlar içinde. Ama merak etme bir daha böyle bir şey yaşanmayacak." Lavinyanın teşekkürüne karşı hiç bir yanıt vermedi Arel. Aksine odadan bir an önce ayrılması için geri çekilerek ona yol açtığında elindeki kıyafetleri masanın üzerine bırakarak kapıya doğru ilerledi Lavinya. Hemen ardından ise vakit kaybetmeden odadan çıktı. Soluğu anında soğuk suyun altında alan Arel, bir süre buz kadar soğuk suyun altında kaldı. Gözleri kapalıydı fakat hala karşısında onun yüzünü görüyordu. Lavinyayı. Dün kü o çaresiz hali aklına kazınmıştı. Gözlerinde gördüğü çaresizlik ona çok tanıdıktı. Yaşadığı o hissi iliklerine kadar hissettiği o güne gitmişti aklı. Hatırlamak istemediği o zamana...bu şehre geldiği o ilk güne. 12 SENE ÖNCE Güçlü bir ağrı. Genç çocuğun yürümesine engel olan ve hareket etmesine dahi izin vermeyen eşsiz bir acı. Hemen üstünde yatılı olduğu sert ve soğuk zemin üzerinden doğrultmaya çalıştığı bedeniyle tiz bir çığlık koptu dudaklarından. Tüm bedenine işleyen o acı tüm eklemlerini işlevsiz hale getirdiğinde boğazı yandı, gözleri karardı. Gözlerini kapatmadan hemen önce ise tek bir şey duydu. O da hemen başı üzerinde konuşan kalın sesli bir adamın kendi kendine söylediği sevinç sözleriydi. "Şehrin kahraman gücü geldi. Henüz küçük ama artık burada. Harla Hanım bu habere çok sevinecek." Bu şehre geldiği ilk günün küçük bir parçası yeniden zihninde canlandığında usulca yutkundu Arel. Dün gece genç kıza söylediği gibi onu, Arelden başkası daha iyi anlayamazdı. Çünkü bugün yaşadığı her şey bir zamanlar onunda yaşamış olduğu şeylerdi. Aynı acı aynı çaresizliği 12 sene önce Arelde iliklerine kadar hissetmişti..Hem de daha 14 yaşında küçük bir çocuk iken. ? Odasına geçer geçmez kendini tek kişilik yatağına bırakan Lavinya dünden kalma hafif bir baş ağrısıyla gözlerini kapattı. Dün yaşadıkları aklına geldikçe kendini suçluyordu. Merakı yüzünden neredeyse ölmek üzere olduğunu, Arelin zamanında yetişip onu kurtarmasa bugün hala hayatta olamayacağını bildiği için tüm yanlışı kendinde görüyordu. Belki de Arel'i dinleyip sabahı bekleseydi tüm bunlar yaşanmayacaktı. Hissettiği pişmanlığı bir kenara bırakıp gözlerini hafifçe araladığında kapının tıklatıldığını duydu. Uzanmış olduğu yataktan doğrulup kapıyı açtığında karşısında Bilgeyi gördü. İstemsizce dudaklarında beliren gülümsemeyle Bilgeye baktı. "Yardımına ve vereceğin bilgilere ihtiyacım var Bilge." Genç kızın sözleri karşısında tek bir cümle döküldü Bilgenin dudaklarından. "Maalesef sana yardım edemeyeceğim kızım. Çünkü Harla Hanım kesin bir emirle seninle görüşmemi yasakladı. Bugünden itibaren bir daha beni görmeyeceksin." BÖLÜM SONU ? Yorumlarınızı bekliyorum.?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE