Kalp Kırıklıkları

1746 Kelimeler
Nazlı Oda da olduğum yerde donup kalmıştım, ellerimle başımı tutuyordum ve titriyordum. Hareket edemiyordum, gözüm bir yerde sabitlenmişti. Yerde kan vardı, kafasının hemen altından başlıyordu kan. Testi ağırdı ama o an bunu düşünecek durumda bile değildim. Çıksam, yardım istesem bana yardım eden olur muydu? Bu durumu nasıl açıklayacaktım? Seslenmek istedim, sesim çıkmıyordu, sanki içime kaçmıştı sesim. “Nazlı hanımım” kapıdan dışarısından gelen sesle irkildim, Haşimdi bu! İçimi büyük bir korku kaplamıştı. Abim benim ne halde olduğumu umursayacak biri değildi, amcamla arasını iyi tutmaya çalışıyordu zaten ve bu olay öğrenilirse ilk harcamak isteyeceği kişide bendim. Babam desem beni haklı bulsa bile amcama bir şey diyemezdi çünkü bilirdi ki bunu sonuna kadar kullanırlar ve yeni yeni düzene girmiş işlerimizi baltalarlar. “Nazlı hanım?” Haşimin tedirgin çıkan sesi bana garip bir güven vermişti, titreyerek kapıya yaklaştım. Kapının kolunu tutmak istiyordum ama ellerim o kadar titiriyordu ki açamadım ilk başta “Hanımım iyi misiniz? Ses verin ne olur” galiba Mahmutu buraya gireken görmüştü ama neden evimize kadar gelmişti anlamamıştım “A-açamıyorum” sesim o kadar kısık çıkmıştı ki beni duymuş muydu bilmiyorum “Hanımım kilit mi vardı bir bakın” haşimin önerisi mantıklı gelmişti, baktığımda kilit vardı ve muhtemelen de kilitliydi. Çevirdim ve kiliti açtım, Haşim hemen açtı kapıyı “Hanımım” onu görünce bütün sinirlerim boşalmıştı bir çırpıda boynuna atlayıp “K-kan var H-Haşim” hıçkırarak ağlamaya başladım “Tamam hanımım ben halledeceğim sakin olun” dedi. Beni kendinden uzaklaştırıp hemen Mahmutun yanına gitti, tiksinerek bakıyordum ona nasıl bu kadar ileri gidebilirdi? Sırf Baranla arası iyi değil diye bu kadar abartmış olamazdı. Ben ise ona bu şekilde davranacak umudu vermemiştim. Kafayı bulup odama dalmıştı ve hayatımın şokunu yaşatmıştı. Haşim onu odadan çıkarırken ben köşede yere oturmuş, bacaklarımı kendime çekip oturmuştum. hala sessiz sessiz ağlıyordum, durduramıyordum kendimi. Bu yaşadıklarım bana ağır gelmişti “Nazlı Hanım iyi misiniz?” odayı temizledikten sonra yanıma çökmüş ve bana hüzünle bakan Haşime dönüp tekrar ağlamaya başladım “H-hayır” dedim güç bela çıkan sesimle. “Merak etmeyin ben Kerime verdim o iti. Sabah uyandığında hiçbir şey hatırlamaz büyük ihtimalle çünkü hem içki içmiş hemde uyuşturucu almış pezevenk” sona doğru sesi öfkeli çıkmıştı sadece kafamı salladım “Kafasında da pek bir şey yok konağa bıraktık, düşüp çarptığını söyleyecek Kerim” ona da kafamı salladım. Komidinin üzerinde duran sürahiden su doldurup bana içirdi, bir an gözlerine baktım. Bana acıyordu farkındaydım ama bu durumdan kurtulmama Haşim yardım etmişti ve ona borçlanmıştım “Teşekkür ederim” dedim “Ne teşekkürü hanımım, bu durumu konuşacağız ama burada daha fazla duramam kapıya çıkacağım ama uzakta sizi gözetleyeceğim. Pencereden ne zaman bakmak isterseniz beni görebilirsiniz merak etmeyin. Toparlandıktan sonra konuşalım” diyip ayaklandı. Aklıma gelen şeyle arkasını dönen Haşimin elini tuttum ve korkuyla “K-kimseye bir şey deme Haşim” dedim. bunu birilerinin duymasından çok korkuyordum ve utanıyordum “O ne demek hanımım kimse bir şey bilmeyecek” diyince içime bir su serpildi. Ne kadar garipti, eğer Mahmut hatırlasaydı bunu herkese övünerek anlatırdı ama yaşayan ve hatırlayan ben olunca birilerinin duymasından hem korkuyordum hem de utanıyordum. Bu akşamı hala idrak edememiyordum, Barana kızıp eve koşarak gelimiştim ama yaşadığım şeye bak amcamın oğlu bana tecavüz etmişti. Haşim gelmese ne yapardım düşünmek bile istemiyorum. Yatağıma yatamamıştım bile, baktığımda o yatağın üzerinde az önce Mahmutun olduğunu hatırlıyordum. Pencereden ara ara Haşime bakıyordum orada mi diye? Her baktığımda göz göze geliyorduk ve her seferinde gözünü açıp kapatarak bana güven veriyordu. Yatağıma geçemediğim için odada bulunan koltuğuma kıvrıldım ve Allaha dua ederek bu günü unutmayı diledim. Düşümcelerim kafamda dönüp dururken artık göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı, bende artık kendimi uykunun o huzurlu kollarına bıraktım. 3 Hafta Sonra “Nazlı kızım bana bir yardım ette yıkanayım” Annemin bana seslenmesi ile kıyafetleri düzenlemeyi bırakıp ona döndüm “Olur annem, şunları dolaplara yerleştiriyim hemen hallederiz” dedim ve işimi daha çabuk halletmeye çalıştım. “Hadi gel annem” “Tamam kızım” Annemi banyo yaptırırken çok nazik olmaya özen gösteriyordum, ya bir yerini incitirsem diye çok korkuyordum “Kızım sende bir haller var ama bana bir şey demiyorsun, bak çok endişeleniyorum. Kaç gündür rüyamda da hep gülüyorsun ama gözlerinde hüzün oluyor” annemin söylediği şeyle duraksadım, beni rüyasında ne zaman gülerek görse sıkıntı içinde oluyordum ve ona bunu inkar edemiyordum. Anneydi hissederdi biliyorum ama yaşadığım şeyleri ona nasıl anlatacaktım. Kahrından çlürdü ve eminim ki Kocalar aşiretini birbirine katardı. Bunu göze alamazdım. “Bir şey yok annem” diyip her zaman ki gibi geçiştirdim ve saçlarını masaj yaparak yıkamaya devam ettim “Kızım öyle diyorsun ama var bir tuhaflık bak ben annenim seni bilirim. Gülendama bile gitmiyorsun sürekli benim ihtiyaçlarıma koşuyorsun” bir şeyler şüphe ediyordu ama ona açık vermek istemiyordun “Baran abi gelince ailecek daha fazla vakit geçirmek istediler anne bende zırt pırt onlara gitmek istemedim açıkçası” dedim. Aslında annemin bunları sorgulaması çok normaldi. Annemin banyo gibi ihtiyaçlarında hep yengem Zelal yardım ederdi, bende evin diğer işlerini hallederdim. Fakat o lanet geceden sonra amcamlarla arama kesin bir çizgi çektim ve yengemi bile eve almamaya çalışıyordum. Annem, babam ve abim ilk başta çok karşı çıktılar ama eve çok müdahale ettiklerini ve bunu artık istemediğimi kesin bir şekilde söyleyince kabul etmek zorunda kaldılar. Gülendama gelince, ona defalarca anlatmak istedim ama yapamıyordum. Dilim varmıyordu söylemeye, bize kaç kez gelmiş ve neden o gece haber vermeden çıktığımı? Neden onlara gelmediğimi falan çok kez sormuştu ama hep geçiştirmiştim. “Çok sağol kızım, iyi ki sen yıkamaya başladın beni” “Annem, gül kokulum keşke daha önce memnun kalmadığını deseydin ben sen istiyorsun diye hiç ses etmiyordum” “Ah be kızım daha düne kadar ellerimle yıkadığım kızıma gel de beni yıka demek ne kadar da zor bir bilsen” bunu söylerken sesi çatallaşmış ve gözleri dolmuştu “Annem sen hiç merak etme bu halinden kurtulacaksın ben inanıyorum” dedim. aslında annemin bunca sene yatalak kalması bile tuhafrı. İyileşebilirdi, doktorlar ilk muayenesinde güzel şeyler söylüyor ancak daha sonra umutsuz diyip bizi elimiz boş geri gönderiyorlardı. “Kızım benim artık umudum kalmadı” kaşlarımı çattım “Ne demek umudum kalmadı anne? Hep sen demez misin çıkmadık candan umut kesilmez diye ben inanıyorum sen de inan” dedim ve üzerini örttüm. Uyumak istediğini söyleyince odadan çıktım, mutfağa geçip akşam yemeği hazırlamaya başladım. Babamın canı ciğer istemişti o yüzden hemen kollarımı sıvadım. Mercimek çorbası, pirinç pilavı, ciğer ve salata yaptım. Babam ve abim birazdan gelirdi, masayı hazırladım. O sırada telefonumun çaldığını duydum, koşup baktığımda abimin aradığını gördüm “Efendim abi” “Akşama amcamgil bize gelecek ona göre tabak çıkar” dedi. Mahmutu görecek plmak beni germişti. Onunla 3 haftadır konuşmuyordum, babamgil evden gidince hemen kapıyı kilitliyordum. Geldiğinde ve bana sorduğunda duymadım diyip geçiyordum yanından. “Tamam ben hazırladım ama akşam yokum abi Gülendama gideceğim” deyiverdim “Ne Gülendamı Nazlı, sürekli amcamgilden kaçıyorsun farkında değilim sanma. Bu akşam yemekte olacaksın!” hep bunu yapıyordu, bana emir verip istediğini yaptırmaya çalışıyordu ve ben buna sinir oluyordum. Abim Kemal ile aramızda sadece 2 yaş vardı, Mahmutla yaşıtlardı yani “Kemal ben yokum diyorsam yokumdur beni zorlamaktan vazgeç” diyip cevap vermesine izin vermeden kapattım. Sofrayı güzelce hazırlayıp anneme “Gülendama gidiyorum” dedim o da “tamam” dedi. Hemen onu tekerlekli sandalyeyi hazırladım ve oturttum. Odama geçip alelade bir elbise geçirdim üstüme, evden çıkacakken annemin “Kızım bu ne hal yahu? Sen neden hep böyle paspal giyiniyorsun? Üzerine dügün bir şey giymeden evden çıkmana izin vermiyorum” dediğini duyunca kapıda kala kaldım. Birkaç haftadır dikkat çelmemek için neredeyse çarşafa boyanacaktım. Tabii annem bunu bile fark etmişti, ona dudak büzerek baktım “Bana hiç öyle bakma” dedi. Kandıramayacığımı anlayınca odaya geri döndüm Dolabı açıp aşırı beğenerek aldığım ama bir türlü giyemediğim elbisemi gördüm. Onu elime aldım ve biraz inceledikten sonra giymeye karar verdim. Uzun zamandan sonra oraya gidecektim, güzel giyinmek istedim birden. Kırmızı renkli, üzerinde bej renkte yapraklar olan ince askılı ayak bileklerime kadar mevlana model olarak uzanan bir elbiseydi. Bacağında kısa bir yırtmaç vardı, çok fazla hareket etmesem beklli bile değildi. Saçlarımı yarım bağladım, bej renkli bir ayakkabı giydim ve birde kırmızı dudak nemlendiricisi sürdüm. Makyaj yapmayı pek sevmezdim, zaten istesemde yapacak zamanım olmuyordu genelde. Hemen çıktım ve “Artık gidebilir miyim?” diye alayla karışık sordum anneme “Oh be şöyle! Git hadi” beni böyle görünce sevinmişti bende ona tebessüm ettim ve koşar adımlarla evden çıktım Baran abi gilin konağına yaklaşırken o tanıdık hisler sardı vücudumu. Artık ona abi demeye alışıyordum ne kadar dilim varmasa da beni o kadar kesin dille uyardıktan sonra yüzsüz gibi adıyla seslenmek istemiyordum “Nazlı hanımım” Haşinin sesini duyunca yüzümde kocaman bir gülümseme oldu, ona o kadar minettardım ki. O gece sırf başıma bir şey gelmesin diye peşimden gelmiş ve beni kurtarmıştı. Hem söz verdiği gibi kimseye bir şey anlatmamıştı “Haşim! Nasılsın?” “İyiyim hanımım sizi gördüm daha iyi oldum. Siz nasılsınız?” “Bende iyiyim. Gülendama sürprüz yapmak istedim evde mi?” “Evet hanımım buyrun” dedi ve bei içeri yönlendirdi. Antepli birine göre hep çok nazikti ve bu benim ister istemez hoşuma gidiyordu. Avludan içeri girdiğimde Baran abi kaşları çatık bana bakıyordu, onu böyle görünce içim ürperdi. Ne kadar da sert biri olmuştu yıllar içinde. Aramız daki saçma bakışmayı ve sessizliği bozmak için “Merheba Baran... abi” dedim ve yanından geçmek için hareket ettim ama bana izn vermeyip kolumdan tuttu “Sen korulamalrla hep böyle yakın mısın?” diye sorunca şaşırdım, kaşlarımı yukarı kaldırıp “kimi kast ediyorsun?” sorumla olabilirmiş gibi kaşlarını daha çok çattı “Haşimi diyorum, arana biraz mesafe koy! İlla biriyle oynaşmak istiyorsan kapımda ki korumalar olmaz” diyip sıktığı kolumu sertçe bıraktı. Ama acıyan kolum değil kalbimdi, bana böyle bir şeyi nasıl yakıştırırdı? “S-sen ne saçmalıyorsun Baran a-abi? Haşim benim arkadaşım her derdime koşturur, böyle bir şeyi nasıl yakıştırırsın? hem öyle bir şey olsa ayıp mı yani? İkimizde bekarız sonuçta” dedim. hem göz yaşlarım akıyordu hemde öfkelenmiştim “Yaa demek öyle Nazlı hanım? Daha düne kadar bana abi bile demiyordun. Süslenip konağa gelmen tamamen kapıdaki itlerim için yani?” Ona cevap ne vereceğimi bilememiştim, ağzımı açtım “Baran!” yabancı gelen sese döndüm. Bir kız vardı merdivenlerin başında, bir bana bir Barana bakıyordu “Sevgilim!” Şok olmuş şekilde Barana döndüm. Sevgilisi miydi yani? Göz yaşlarım benden bağımsız hareket ederek gözlerimden boşalmaya başladı. Bana or**pu muamelesi yapıyordu ama ona gülerek sevgilim diyordu. İçim de bir şeyler kırıldı, resmen beni hayal kırıklıklığına uğratmıştı. “Kaçmış Allah kahretsin Baran kaçmış” gelen sesle düşüncelerim bölündü. Baranla anlık birbirimize baktık “Ne oluyor ana kim kaçmış?” “G-Gülendam kaçmış oğlum?” Ne?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE