Narve Hancı :)
Ezgi kaydı başlattı ve ellerini çekti.
İlk kayıtta babam vardı sadece. Diğer kayıtları izlemeye başladık. Bazı kayıtlarda ikizler uykudan uyanıyor. Bazılarında abim gelip beni sevdiğini falan söylüyor ve gidiyor. Bazılarında dayım da geliyor. Hepsi bu olayın olacağını biliyormuş. Ağlaya ağlaya izledim.
Kayıtların birinde babam;
"Benim İzmir'li bir düşmanım var. Rohat Koç adında. Sakın kızım hiçbir şekilde bu ailenin sağından solundan geçme. Yakarlar seni. Uyuşturucu bağımlısı bir oğlu var o adamın. Karı kız hayatı olan bir pislik lütfen sakın bulaşma o aileye. Bu soyadı duyduğun gibi uzaklaş ordan. Başın sıkışınca gidebileceğin iki kapı var biri Vedat diğeri ise Murat Karahan. Bunu unutma." dedi.
Dayım cenazeden sonra;
"Kazaya sebep olan araç plakasız bir araç ve mobeselere yansıyan görüntüde yüzü tamamen kapalı elinde içki şişesi olan biri yapmış" demişti. Aklıma iki konuşma geldi. Ya bu kazanın o aileyle ilgisi varsa diye düşündüm.
Ailemi benden koparan her kim ise bunun bedelini öder.
Kayıtların hepsini ağlayarak izledim. Kayıt bittikten sonra Ezgi yardımıyla sakinleştim.
Ezgi üstünü değiştirip geleceğini söyleyince bende Vedat dayımın yanına geçeyim dedim.
Mutfağa yaklaşırken Vedat dayımla Hülya ablanın sesleri geliyordu. Kavga ediyorlardı sanki. Hemen müdahale etmek istedim. Kapıya yaklaşırken;
"O benim" dedi Hülya abla. Vedat dayım ise;
"Ömrümün sonuna kadar baba-" lafı yarıda kaldı ben girdim içeri. Beni görünce hemen toparlandılar. Hülya abla bana doğru geldi ve sarıldı.
"Günaydın kuzum"
"Günaydın sizede noluyo neden kavga ediyordunuz"
Vedat dayım araya girdi;
"Bir şey yok hadi biz Ahmet'in çalışma odasına geçelim" dedi ve önümden geçip gitti. Hülya ablaya baktım o da;
"Yok bir şey git hadi" dedi. Bende peşinden gittim.
Odaya girdik kapıyı kapattık. Karşılıklı oturduk.
Vedat dayım;
"Olanlar için üzgünüm kızım. Sana sahip çıkamadım. Kapıdaki tüm korumaları kovucam. Yenilerini getirticem. O yüzsüz köpek arka çıkıştan girmiş konağa. Aklın hiç kalmasın hallettik o piçin işini. Sittin sene çıkamaz o delikten. Şimdi asıl konuya gelelim izledin mi kayıtları"
"Evet izledim. Dayı siz hepiniz biliyordunuz sadece ben ve ikizler bilmiyorduk. Onlar daha çocuk anlayamazlar ama ben neden öğrenemedim"
"Çünkü Ahmet ve Feriha öyle istedi. Bende aile dostunuz ve avukatınız olarak işe el attım. Şimdi sen söyle kızım ne yapıcaksın"
"Dayı babam git dedi. Vasiyet etti. Ama istemiyorum. Ama yapmazsam da vasiyetini yok saymış olucam"
"Aklın burda kalacak biliyorum. Ama bir süre sonra Ezgi'yi de sana yollayacağım. Çünkü Ezgi de tehlike altına girecek. O bu evin kızı. Kan bağı olmasada öyle. Aklın ailende kalır biliyorum ama bir süre ortalık yatışsın sakinleşsin sana zarar gelmeyeceğine emin olunca artık istediğini yapabilirsin"
"Bilmiyorum"
"Güven bana her şey düzelecek"
"Babam kayıtların birinde Vedat sana ev ayarlayacak falan dedi. Dayı ben senin benimle uğraşmanı istemiyorum yormak istemiyorum seni ben kendim hallederim"
"Hayır. Seni o eve bırakana kadar her şeyinle ben ilgilenirim sonra tek kalmak istersen sen bilirsin. Şimdi ben gidiyorum evrakları hazırlamaya korkma güvendesin. Sende hazırlan topla eşyalarını" deyip başımı öpüp çıktı.
Ben tekrar milyon tane soru işareti ve sıkıntıyla babamın çalışma odasında kaldım. Az sonra bende çıktım. Vedat dayım Hülya ablanın yanından geçerken birbirilerine ters ters baktılar. Acaba benim gidişine mi sinirli diye düşündüm. Sonra Ezgi elinde tepsi iki bardak portakal suyu ve cupkek ile bana geldi. Odama geçtik hemen.
"Ezgi gidiyorum ben. Nasıl olucak nasıl kopucam sizden" dedim. Ezgi yanağıma düşen gözyaşlarımı sildi ve;
"Git. Burda kalma. O amcan olucak hayvan oğlunu çıkarmak için her şeyi yapıyormuş. En azından o çıkmadan git"
O sırada Vedat dayım aradı.
"Alo"
"Narve iki gün sonra saat 11 de uçağın var haber vermek istedim eve gelince detayları konuşuruz"
"Ne kadar çabuk hallettin"
"Herşey ayarlanmıştı zaten sadece resmiyete dökme kısmı kaldı" dedi. Odadan çıkıp balkona geçtim ve kapıyı kapattım.
"Dayı sana bir şey söylemek istiyorum ama aramızda kalsın"
"Dinliyorum"
"Dayı bizim Cizre'deki apartmanlardan birini satma onun tapusunu Ezgi'nin üzerine yap lütfen"
"Ah be kızım. Baban zaten Ezgi'nin üstüne bir apartman geçirmiş. Tapuda Ezgi'nin adı var. Sana da aferin onları arkanda bırakırken bile düşünüyorsun"
"Öyle yapmam gerekiyordu"
"Tamam kızım eve gelince konuşuruz sen dediklerime odaklan. Salı günü saat 11 de hazır ol"
"Tamam dayı görüşürüz"
"Görüşelim kızım" deyip kapadı telefonu.
İçeri girince Ezgi beni öldürecek gibi bakıyordu.
"Öyle olmaz gel yapış boğazıma Ezgi. O nasıl bakış ya!"
"Sen benden gizli telefonda ne dedin dökül"
"Senin üstüne tapu yapılmasını istedim ama babam yapmış bile"
"Ne! Hayır kabul edemem ben bunu olmaz"
"Onu bırak daha büyük bir sorun var iki gün sonra yani salı günü sabah uçağım var eşyalarımı toparlamam lazım" dedim. Ezgi sessizleşti ve sarıldı bana. Sonra da ağzıma bir cupkek tıktı.
~~~~
İki gün nasıl oldu da bu kadar çabuk geçti anlamadım. Tüm eşyalarımı topladım. Ayrıca iki ayrı valiz daha aldım. Birine anne babamın en sevdiğim eşyaları diğerine de Aslan, Aslı ve abimin eşyalarını koydum.
Sabah sıkı bir kahvaltı yaptım. Her zaman ben kahvaltı yapmaz onlar yaparken bu sefer tam tersi oldu. Ezgi ve Hülya abla gidişime üzüldüler.
Kahvaltıdan sonra uçak Cizre'den kalkacağı için oraya gitmek için erken yola çıkmam gerekiyordu.
Artık vedalaşma vakti geldi. Hülya abla beni ağlaya ağlaya yolcu ettiyse de Ezgi öyle yapmadı. Bana sıkıca sarıldı ve;
"Asla gözün arkada kalmasın biz burda iyiyiz" dedi.
Zorda olsa onlardan koptum ve yola çıktık.
Yolculuk boyu sesim çıkmadı. Uykum gelince uyumak istedim. Vedat dayım bana eşlik etti yolculukta. Beni eve yerleştirdikten sonra dönecek.
Ne kadar uyudum bilmiyorum ama garip bir hisle uyandım. Vedat dayıma bakınca;
"İniş yapıyor korkma" dedi. Nasıl korkmayayım ki yükseklik korkum var.
Uçaktan inince direk eve geçtik. Ev 2+1 di. Bana yeter de artar da. Ev bayağı güzeldi. Amerikan tarzı mutfağı vardı. Dayalı döşeli eşyalı mis gibi bir evdi ayrıca lüks bir yerdi.
Dayım evin benim adıma satın alındığını söyledi. Kira derdi çekmemem için sanırım. Dayım yarım saat benle kalıp gitti.
Salona geçtim. Uzandım kanepeye. Gözlerimi kapadım ve sesli bir şekilde;
"Bu ev benim için sadece huzur ve mutluluk getirsin" dedim ve uyumak için yatak odasına geçtim. Gerçekten her kim dizayn etmişse bu evi işinde oldukça iyi biriymiş.
Hiç duş almadan yatağa bıraktım kendimi. Saate baktım 16:22 yazıyordu. İki saat sonrasına alarm kurdum. Telefonu başucuma koyup uyudum.
Uyandığımda ilkin biraz yatakta durdum. Sonra telefonumu elime alıp saate baktım. Alarm çalmasına daha yarım saatten fazla var. Alarmı sonradan çalmasın diye kapatıp banyoya geçtim.
Sıcacık suyla duş aldım ki kemiklerim rahatlasın. Banyodan çıkınca lila rengi eşofman takımımı giydim. Saçlarımı ıslaklığını alacak kadar kurutup sıkı olmayacak şekilde ördüm.
Önce evi güzelce gezdim. Ev gerçekten şahaneydi. Hemen valizlerimi alıp giyinme odasına geçtim. Evin temiz olduğunu biliyordum ama tekrardan temizlemede bir sorun olmazdı.
Dolapları temizledikçe tüm eşyalarımı yerleştirdim. Valizleri ortadan kaldırdım. Kişisel bakım ürünlerimi banyoya yerleştirdim. Odaya dönünce kenardaki iki valize baktım. Ailem için ayırdığım iki valizdi. Onları da diğer valizlerimin yanına aldım.
Acıktığım için mutfağa geçtim. Mutfak dolaplarını bir yoklamak istedim. Buzdolabın kapağını açtığımda içinin tıka basa dolu olduğunu gördüm. A'dan Z'ye ihtiyacım olacak her şey vardı.
Diğer dolaplara da baktım. Erzak doluydu. Bu iş Vedat dayımın işi.
Mesaj atıp teşekkür ettim ve kendime en hızlısından makarna yaptım. Markarna pişerken biraz oturdum. Sonra kendime ufak bir salata yaptım.
Yemeğimi afiyetle yedikten sonra kendime bir bardak kahve yapıp balkona çıktım.
Sanırım 5. kattayım. Yükseklik korkum olduğu için çok bakamadım aşağı.
Akşam olunca yorgun olduğum için direk uyudum. Artık olduğum yere alışmam ve hayatımı düzene koymam lazım.
Tabii yarın kalkıp sıkı bir kahvaltı yapıp biraz gezicem.
1 hafta sonra...
Bir haftadır hem dans kursu arıyorum hem geziyorum hem de ufak tefek eksiklerimi alıyorum.
İki tane dans kursu buldum ama ikiside daha çok halay tarzı yöresel danslar içeriyor. Bugün ise bir tane daha buldum oraya gidicem.
Gri pembe kare desenli crop altına boyfriend pantolon kombin yaptım. Biraz özensiz oldu ama olsun. Neredeyse yok denilecek kadar az makyaj yaptım. Çantamı da alıp çıktım.
Hava güzel olduğu için yürüyerek gitmek istedim. Çıkışa gelince telefonum çaldı arayan Vardat dayımdı.
"Alo"
"Kızım Harun dün gece çıkmış salmışlar gece apar topar İstanbul'a gelmiş yerini bile öğrenmiş ben yeni öğrendim. Hemen ilk uçakla geliyorum yanına. En yakın uçak akşamüstü. Korkma tamam mı ne olursa olsun kapıyı falan açma zorlarsa polis çağır ve beni bekle" dedi.
"Daha bir hafta olmadı ya" diye sitem ettim.
"Tamam dayı endişe etme sen" deyip kapattım. Derin bir nefes aldım ve sakinleşmeye çalıştım. Tam geri eve girecekken etrafa baka baka gelen Harun abiyi gördüm.
İçeri girmek tehlikeli olur diye düşünüp hızla tam tersi yöne yürümeye başladım. Köşeyi dönünce hafif bakındım. Bana doğru geliyordu. Sanırım beni gördü ve takip etti.
"Allah kahretsin!" deyip etrafıma bakındım. Tam karşıda bir sürü koruma tarzı adamların geldiğini gördüm. Hemen karşıya geçtim. O korumaların arkasında saklanabilirim diye düşündüm.
Karşıya geçince arkama bakarak koşmaya başladım Harun abi nerde diye. Önüme döndüğüm gibi sert bir şeye çarpmamla yere kapaklanmam bir oldu. Kolum acıdı ama umursamadım. Korumalar hemen başıma üşüştü. Bu da fazlasıyla işime geldi.
Hemen ayağa kalktım. O sırada Harun abi tam karşımda benim olduğum yere doğru geliyordu. Bir korumayla göz göze geldim. Sonra Harun abi beni görmesin diye arkamı döndüm.
Arkamı dönünce bana sert sert bakan birini gördüm. Herhalde korumaların koruduğu kişi bu diye düşündüm.
Hemen kollarını tutup arkasına saklanmaya çalıştım. İlkin bana dönmedi.
"Ya bi dön ölmezsin" deyip tekrar vücudunu döndürmeye çalıştım. Bu sefer döndü. Tam o sırada Harun abi yanımızdan geçti.
Birazcık uzaklaşmasını bekledim sonra nereye gitti diye bakmaya çalıştım. Korumalar hala etrafımı kuşattığı için göremiyordum.
"Aralaş biraz" dedim. Arkamdaki adama baktı sanırım onay almak için. Sonra çekildi.
Harun abi etrafa baka baka gidiyordu. Şimdilik kurtuldum ama adı üstünde şimdilik.
Arkamı döndüm tekrar ve deminki adamın yüzüne baktım. Değişik bir ifadeyle yüzüme bakıyordu.
"Özür dilerim oyaladım sizi ve teşekkür ederim" deyip korumaların arasından geçmeye çalıştım. Korumalar izin vermedi. Kafamı o adama çevirdim. Başıyla bir hareket yaptı ve korumalar kenara çekildi. Bende hızla arkama bakmadan geldiğim yolu geri döndüm.
Büyük ihtimalle Harun abi izimi kaybetti ama aramaya devam eder.
Eve gitmeye korktum ama dışarıda kalmaya da cesaretim yoktu. Bu yüzden tedbirli bir şekilde dışarıda dolaşmak istedim.
Evimden iki üç sokak ilerisine gittim. Soğuk soğuk terlemeye başladım. Kafamı kaldırdım etrafa baktım. Tamda yolun karşısında ufak bir büfe vardı. Soğuk bir su almak için yolun karşısına geçecekken tam yanımdaki kız birden yere düştü, bayıldı.
Korkudan çığlık bile attım. Hemen kızın yanına yaklaştım. Öylece baygın yatıyordu. Korktum ama sakin olmalıyım.
Ambulansı aradım hemen. Aynı zamanda kızı yan çevirdim her ihtimale karşı.
Çok geçmeden ambulans geldi. Başta kızı bırakıp gitmeyi düşündüm ama içim el vermedi hem Harun abide beni bulamaz dedim ve kızın çantasıyla telefonunu elime alıp ambulansa bindim.
Yolda kendimi tutamadım ve ağladım. Çünkü en son abimi böyle hasta yatağında ölü gibi uyurken görmüştüm. Ama o yataktan kalkamamıştı.
"Nolur uyan nolur dayan lütfen" deyip kızın ellerini tuttum.
Çok geçmeden hastaneye geldik. Hemen müdahale odasına alındı. Ben ise kapıda kızın eşyalarıyla gözü yaşlı kaldım.
Sanırım ailemin ölümünden sonra ölmek üzere olan bir insan görmek beni kötü etkiliyor.
Birkaç dakika sonra içeriden bir doktor çıktı. Hemen olayın nasıl olduğunu sordum. Kızın telefonunu aldı ve ailesine erişilecek dedi.
15 dakika sonra içeriye bir hemşire girdi ve çıkarken içeri girebilir miyim diye sordum. İzin verince hemen içeri girdim.
Aklıma abimi hastanede gördüğüm anlar geldi. Ağlamam daha da şiddetlendi.
Yarım saattir kız için ne gelen var ne de giden. Kız da uyanmadı diye düşünürken kız 'su' diye mırıldandı. Hemen yardımcı oldum ve su içirdim. Sonra doktora haber verdim. Doktor gelip kontrol etti ve çıktı. Ben odada kalmaya devam ettim.
Bana döndü ve;
"Tanışıyor muyuz?" dedi.
"Hayır tanışmıyoruz. Sen gözümün önünde bayıldın bende sana yardımcı oldum ailen gelince giderim"
"Adın ne senin?"
"Narve, senin?"
"Beste"
"Tanıştığımız memnun oldum"
"Bende ayrıca teşekkürler bunu herkes yapmaz beni kurtardın" deyince dayanamadım ve ağladım.
"İyi misin noldu?" diye sordu.
Nasıl bir duygusal boşluktaysam artık kalkıp kıza sımsıkı sarıldım ve;
"Sana bir şey oldu sandım ödüm koptu" dedim. Kız beni zorda olsa sakinleştirdi.
Sonra biraz sohbet ettik. Ona ailemi kaybettiğimi bu yüzden onu öyle görünce kötü olduğumu anlattım. Çok sıcakkanlı sevecen biriydi. Tam Ezgi gibi biriydi.
Sohbetin ortasında birden içeri biri daldı. Hızla bana bile bakmadan Beste'ye sarıldı.
"Beste artık ailen geldiğine göre ben gitsem iyi olur tekrardan geçmiş olsun" dedim.
"Sağol Narve her şey için" dedi. Arkamı dönüp çıkacakken az önce içeri giren kişi birden;
"Dur" dedi. Arkamı döndüm ve ona baktım. Eyvahlar olsun deminki korumaları olan adam.
Şimdi bittim ben!!!