Selâm lar nasılsınız ?
Akşam olur ken yine herkes işine dönmüş tü Esma hanımın konuşması birazcık da olsa kendilerine gelmeye yetmiş ti . Akif nazlı ile konuşmak istiyor ama nazlı untancin dan konuşamıyor du ve bu Akif'in zoruna gidiyor du yine aynı şekilde devam ederken
*Nazlı içinde bana karşı birşey olmadığı için mi konuşmak istemiyorsun * diyen Akif nazlinin kendine bakması ile tek kaşını kaldırdı dudaklarını ıslatıp
*Akif ben böyle şeylere çok yabancı yım nasıl davranacağımı bilmiyorum aşk hiç düşünmediğim birşey di *
*Peki şimdi düşünüyor musun ?*
*Teklif ne almadım bilmiyorum * diyip güldü
*Nazlı benim yaşıma kadar kimse girmedi hayatima ve kimseye aşık olmadım zaten bu saçma sapan şeylerde takılıp kaldık ama gerçek ten sen bana o kadar iyi geldin ki hani bu tek aşk değil güldüğün zaman bende istemsiz ce gülüyorum geçen gün ağladın ya canımdan can gitti seni sevmeye kıyamıyorum gönlümün değerli si olurmusun bu çıkacağımız yolda birbirimize dert değilde yaralarımızı saralım birbirimizin sen ben değil de biz olalım olmaz mı ? * Diyen akife dolu gözlerle bakan nazlı kafa salladı
*Akif ben de istiyorum birbirimize çok iyi gelelim * diyip konuşacak bir şey bulamadı başka yüzü yine al al olmuş kıza baktı
*İyiki tanıştık nazlım *
Eylül yine geçmişe bakarken düşünme yeteneği ni ile yapmak istedi gözlerini kapatıp, şeffaf ekrana dokundu içinden geçirdiği zamana gitmeye çalıştı bir kere denedi olmadı ikinci kere denedi bu kez başka bir an belirdi ekranda bu kez ses değil hatta kendi dünyaları bile değil di renk yiyicilerin nasıl olduğunu gösteriyor du .
*Selim * diye bağırdı Eylül selim korku ile oturduğu yerden kalkıp geldi ve
*Eylül ne oldu *
*Bak şuna * diyip yiyiciler biri tarafından üretiliyor du ama kim olduğu görünmüyor du Asaf bey de hemen Eylül'ün yanına gitti
*Sorun ne Eylül *
*Asaf bey ben bizim dünya mız da ki bir olayı düşündüm ama aklıma birden yiyiciler geldi ve ekrana bu çıktı *
**Bunlar nasıl üretiliyor ki * diyen Asaf dikkat le baktı ve gözleri ayrıldı deyim yerindeyse anlamayan gözlerle herkes Asafa baktı
*Ne oldu ne gördünüz * diyen selim de dikkat le bakmaya çalıştı
* Bize bunu yapan bir robot * diyen Asaf son derece şaşkın di ve sesine de yansımış ti bu şaşkınlığı , herkes daha dikkatli bakıyor du ama yüz kısmını görmüyor lar di
*Size bunu yapan robot sa Asaf kusura bakma da yeni senin ürettiğin bir robot ve normal bir robot olduğunu sanmıyorum *
*Bende normal biri olmadığını düşünüyorum ama kim Eylül daha fazla göremiyor musun *
*Hayır Asaf bey maalesef * diyen Eylüle kafa salladı
*Ya siz bunlara yiyip içiyor dediniz zaten pir pislik ten de belli oluyor yiyip içtikleri üremeleri ise insanlar gibi gibi dediniz ama nasıl robot olur ki *
*Ben de öyle biliyorum çünkü çoğu kez şehirde yemek yerken su içerken gördüm * diyen Asaf gerçekten çok şaşkın di diyecek birşey yok gibi sessizliğe büründü
*Yavaş yavaş birşeyler çıkıyor veya yada daha çıkmaza giriyor * diyen selim saçların dan parmaklarını gecirdir
*Bence biz birşey buluyoruz çünkü önceden bu şeyler de yok elimizde bı yönden de bakalım ben araştırma yapmaya devam edeceğim *
* Eylül senin koruma büyüsü nü ve telepati yöntemi ni öğrenmen lazım Koruma büyüsü kötü insanlar robotlar vs korumaya yaradığı için acil dersleri bir şekilde hemen geçmen lazım * diyen Asaf bey gerçekten bu insanlara zarar gelmesinden çok korkuyor du
*Ve hatta profesör ler size bana , elife ve esma teyzeye korunma büyüsü yapsın çünkü kiminle karşı karşıya yız bilmiyorum * diyip bütün cadı robotları özel oda adını verdikleri yere topladı bura en korunaklı ve en büyülü yer olduğu için kimse giremiyor du Asaf herkesi toplayıp kısa olan görüntüyü izletti
Görüntü de yeni bir yiyici üretiliyor du ama nasıl üretildiğini göstermiyor du . Herkesin aklı karışmış gibiydi
*Abi bunların üreme sistemi aynı bizler gibi degilmiydi ben mi yanlış hatırlıyorum * Aras bu stres te Mehtabin dediğine gülmek istedi ama ciddi olması lazım di
*Mehtap işte bizde bilmiyoruz herkese profesör ler gelip koruma büyüsü yapacak kötü birileri çıksa bile sizi koruyacak *
*Peki o çiçek ne oldu *
*O çiçek robot cadılar dan sorumlu artık, biz düzeneği kurduk umarım başarılı oluruz * dedi Asaf ve gelen cadı robotları karşılaştı Asaf onlara gerçekten saygı gösteriyor du aslında Asaf kimseyi üzmek kırmak istemiyor du
*Him Anladim * diyen Ali arkasına yaşlandı ve yanına da oturan kıza baktı Mehtap birşey düşünüyor du . Elini çenesine dayamış öylece düşünüyor du tek gözünü kapattı mırıldanarak bir şeyler diyor du
*Ne yapıyorsun Mehtap*
*İyi Ali sen napiyon *
*İyi öyle oturuyorum *
* Bu ne tuhaf bir konuşma * dedi ve tekrar mırıldanarak yönünü çevirdi
*Mehtap delirdin mi ne diyorsun *
*Off zıkkım Ali dua ediyorum *
*Ne dua si*
*Akıl dua si sana biraz cik gelsin diye *
*Herkes işte eksik olan şeyin duasını ediyor mehto * diyen Şevvalle ters ters bakarken diğerleri kıkırdadılar
*O zaman senin benden daha çok istemen lazım ya şevo *
*İsterim gülüm sen de yeter * diyip şaka ya vurdu Şevval herkes güldü ve robot cadılar da gülüyor du konuşmalara
*Hadi artık koruma büyüsünü yapalım * diyen profesör elem kafa salladı ve kazanlar ortaya çıktı birşey ler attılar yarım saat beklemesi lazım olduğu için yapıp beklerken hâlâ oturuyorlar dı
*Evet hazır Asaf bey * dedi bir 190 boyların da ki esmer adam ve kazanın üstüne getirip tuttular ve gözlerini kapatıp çıkan ışınlara baktılar, mürdüm rengi bir ışık çıkıp herkesin başının üzerine geldi ve dağıldı ışık .
*İşlem tamam Asaf bey * diyen eftal hanım gülümsedi
*Teşekkür ederiz profesör ler * diyip oda dudağının bir tarafını kıvırdı
*Oh şükür *
*Ne oldu Mehtap yine *
*Abi ben üç harfliler diye okumadığım dua kalmadiydı ve değiller mış *
*Mehtap yaa sen deminden beri dua mi ediyordun ben inanmamış tim *
*Ne sandın sen uyuz ne yalanıma rastladın böyle diyorsun * diyen Mehtap Ali'ye ters ters baktı
* Artık eve gidelim yarın yine ders * var diyen Asaf herkesin kalkmasını bekledi
* Esmoş kız eve gidince mangal yakalımmı *
* Olur kızım tavuk eti mi kırmızı et mi *
* Tavuk candır esmoş * diyen Mehtap güldü
* Aç ya hiç doymaz mısın sen Mehtap*
* Maalesef tatlım ben tüketmeden vaar olamam * diye eylülü cevapladı ülke nerdeyse çöpten arınmış gibiydi şimdi ise asıl işleri başlayacak tı Asaf gördükleri karşısında sevinmiş gibiydi
*Gerçekten ellerinize sağlık ülkemiz öyle güzel oluyor ki *
* Asaf bey son bir işimiz kaldı o da yürüme yolları , parklar , deniz ler , akarsu lar , ve evlerin hepsini boyayıp rengarenk çiçekler böcekler olacak buralarda ve sizlere daha güzel bir ortam sunacağız Allah izin verirse*
*Zaten yarın robot lar kalan yerleri temizler bizler ise dediğin şeylere başlarız Mehtap * diyen Ahmet cevapladı eve bugün yürüyerek gidiyor lar di .
Herkes iş dağılımı yaparken elif te mangal ateşini ben yakacağım demişti ama yakamamış ti
* Kızım bu mangal türk işi bir şey herkez beceremez * diyip yakmış ti erkekler ise eli cebinde beklerken
* Hayırdır siz niye bekliyorsunuz bir işin ucundan tutun * diye bağıran Mehtabın ardından Mehtap koltukta oturuyor erkek ler ise hazırlık yapıyordu .
Yemekler yenilip sofra toplanmış ti herkes boş boş oturur ken elif birşey merak etmiş gibi baktı
*Ya şey diyeceğim sizin geldiğiniz dünyayı anlatır mısınız nasıl bir yer * diye baktı ve Eylül soruyu cevapsız bırakmamak için başladı konuşmaya
*Geldiğimiz yer koca bir metropol yani namı değer Konstantinopolis 15 milyon luk koca bir şehir *
*15 milyon luk mu * diyen elif şaşırmış tı
*Evet 15 luk İstanbul, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan bir boğaza sahiptir. İstanbul Boğazı’nın kuzeyi Karadeniz, güneyi Marmara Denizi’dir. İstanbul’da yükselti yok denecek kadar azdır. Kadim İstanbul olarak bilinen boğazın haliç bölgesinden kuzey tarafı Fatih İlçesi olarak yedi tepe üzerine kuruludur.
İstanbul’da dört mevsim yaşanmaktadır. Ülkedeki iklimlerin geçiş noktasında bulunan İstanbul, havası, suyu ve toprağıyla çok özel bir şehirdir. Son sayımlara göre yaklaşık 15 milyon nüfusa sahiptir. Türkiye’nin en kalabalık şehridir.
İstanbul’da, ticaret, ulaşım, sağlık hizmetleri, güvenlik ihtiyacı, eğitim hizmetleri, şehirleşme oldukça gelişmiştir. Bu bakımda bir ticaret şehri de olan İstanbul, göç almaya devam eden şehirler arasındadır. İstanbul’da insanlar hizmet alanlarıyla ve ticaretle geçim sağlamaktadır.
İstanbul, çok kültürlü bir yapıya sahiptir. Camiler, kiliseler, sinagoglar bir arada bulunmaktadır. Şehrin tarihi dokusu bütün ihtişamını korumaktadır. Özellikle Bizans ve Osmanlı İmparatorlukları’ndan kalan tarihi eserler ve kültürel mekanlar müze olarak da hizmet vermektedir.
İstanbul’da her sene düzenli olarak ticaret fuarları düzenlenmektedir. Bu bakımda İstanbul önemli bir ekonomi şehridir. Nüfusu, coğrafyası ve tarihi neredeyse bütün dünya milletlerini ilgilendirmektedir. İstanbul bir dünya şehri olarak cazibe merkezidir. Bütün bu güzelliklerin içinden elbette kötü şeyler çıkıyor mesela hırsızlık, adam öldürme , kadın cinayetleri, çocuklara taciz tecavüz , hayvanlara zarar verenler mi dersiniz çok kötü insanlar da var elif ama yine de o Galata kulesi nin keyifi verdiği huzur bir başka kız kulesi muazzam yani anlatmak değil bu sadace benim bizim yaşadığımız şehir Türkiye cennet vatan her şehrinde ayrı bir güzellik var *
*Keşke biz de gidebilsek * diyerek iç geçiren elif gülümsedi
*eee peki o kadar kötülük var neden kimse dur demiyor ki * diyen siyasi yönden bakmış tı
*Demez olurlar mı bazı yerde yetersiz kalınıyor ama için de kötülük olan bir insan dan ne baklersin ki biz karıncayı bile ezmeye korkarken günlük sevgilisi ayrıldı diye öldüren mi dersin karısı bosanacagim dedi diye bütün aile fertlerini öldüren mi dersin çok kötülükler var evet ama herkes yerinde güzel Asaf bey belki ilerleyen zamanlarda çok güzel yasalarimız çıkar bilemeyiz ama bilinçsiz insanlar her yerde bakın sizin ulkeniz de de aynı sorun var *
*Haklısın Eylül * diyen Asaf birşey diyemedi cunku benzer sorunlar her yerde idi her ne kadar teknolojik bir ülke olsa bile kötü her yerde kötü idi
*Kötü kişi ler hep var oğlum herkes aman ben nasıl yapacağım diyip te geri cekilmemeli biz birlikte biz oluruz *
*Dogrusun Esma teyze yemeklerin den ne meşhur dur peki *
*Hih pandanın gelebileceği son nokta budur işte biz Türkiye zıkkım yiyoruz Akif * diyen Mehtap
*Zıkkım ney *
*Tadı güzel şekerli bir tatlı *
*O zaman yapta yiyelim *
*Oldu babanın uşağı var di zaten hem ben zıkkım ne bilmem *
*Eee bilmiyorsan ne konuşuyor sun Mehtap*
*Niye konuşmayım ki yasak mı var *
*Senin le laf dalaşına girilmez *
*Yeni anladın sen * diyen Mehtap la Asafın atışma sına herkes gülüyor du tâbi biri hariç bir anda kalkan Ali herkesin bakmasına sebep olmuş tu
*İyi geceler * diyip hızla ayrıldı oradan
*Ne oldu * diyen nazlı ya kimse cevap vermemiş ti Esma hanım oğlunun derdini anlamış gibi usulca kalktı yerinden
*Ben bir Ali'ye bakıp geliyor um * diyip ayrıldı o da oradan biliyordu aslında Ali'nin neden gittiğini ama oğlu ile konuşmak istedi odasının önünde durup kapıyı tıklattı ve bekledi
*Gel * diye gelen sesin ardın dan kkapiyi açıp o güler yüzle girdi içeri
*Oğlum *
*Annem hoş geldin * diyip yattığı yerden kalkıp oturur pozisyona geçti ve annesine baktı gülümsedi
*Hoş bulduk yavrucum * diyip yatağın ucuna otaran Esma hanım oğluna baktı
*Neyin var oğlum *
*Birşeyin yok anne *
*Oğlum ne zaman dan beri annesine yalan söyler olmuş * diyen Esma hanım muzip çe baktı oğluna
*Ne yalanı annem ya *
*Ben bilmem mi oğullarımı Ali'm siz benden birşey gizlemediniz hep yan yana idik çoğu kez ağladık güldük şen şakrak olduk ama derdinizi saklamadiniz şimdi biliyorum sizinle oturup konuşamıyorum ama biliyorsunuz ben anneyim ve neye canınızı sıktığını zı bilirim pek konuşamadık çünkü kızların anne si yok gözleri ne sokar gibi yapmak istemedim oğlum helal edin hakkınızı , sizi çok seviyorum *
*Annem helal olsun ne olur böyle konuşma biz biliyoruz senin niyetini sen kimseyi kırmak gucendirmek istemezsin o yüzden lütfen * diyip sarıldı annesine Esma hanım ise hemen yavrusunu kolları arasına aldı saçlarına öpücük kondurdu
* Canımın en içleri *
*Sende bizim canımızın ruhu sun annem *
*Sizi seviyorum *
*Biz de seni çok seviyoruz annem *
*Ama başka bir konu var evladım, Mehtap* diyip sustu Esma hanım oğlu usulca ayrıldı o en sevdiği kollardan yüzüne ufak bir gülücük kondurdu . Esma hanım oğlunun gülmesi ile gülümsedi ve
*Yavrum bak ben asla karşı değilim iki gönül bir olunca kimse karışamaz ama yavrum kızın duyguları ile oynayıp sakın ayrılayım deme yavrum çünkü o kız öyle kırılgan biri deli dolu hallerinin ardına saklanmış öyle naif biri varki *
*Mehtap mı naif * diyen Ali güldü
*Evet kadın ruhunu anlamaz isen yavrum hiç birşey olmaz , ben babanla severek evlendim ama bak baban değerimi değerimizi bilmedi şimdi bu saçma sapan duzendeyiz hayatımızı doya doya yaşamadan sizi de benimle sürükledi buralara ama eğer seviyorsan kırmak tan çekin yavrum çünkü her kadın sevgiyi hak ediyor, KALP KIRMAK KABE'Yİ YIKMAK GİBİ
Bir rivayete göre, Peygamberimiz (asm) Kâbe’ye bakarken şöyle buyuruyor:
“Kuşkusuz Allah seni çok şerefli, çok mükerrem/ hürmetli, çok azametli kılmıştır; fakat mümin senden daha hürmetli/daha saygıdeğerdir.”(İbn Mace, Fiten,2; Mecmau’z-zevaid, 1/81).
Kalp insanda bulunan her değerli şeyi içinde barındırır. Îmânı da insan kalbinin duyarlılığıyla ilgilidir. Kalple akledilir, kalple iman edilir. Uzlaşı kalpte yaşanır, takva kalpte yaşanır. Kalp ısınır, kalp sağlamlaşır, kalp meyleder, parçalanır, katılaşır, mühürlenir. Kalp mutmain olur.
Kalp mühürlenmiş ise ölüdür. İçinde kavrayış, vicdani duyarlılık yoktur; dolayısıyla akıl ve iman da yoktur. Mevlânâ'nın ifadesiyle kalp, yüce Allah’ın nazargâhıdır. Bu sebeple, bir gönül yıkmak, bin kâbe yıkmaktan daha kötüdür.
İmam Rabbânî bizi, “kalb Allah'u teâlânın komşusudur” diyor ve şöyle uyarıyor: "Allah'u teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, âsi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allah'u teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allah'u teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. (C.3, m.45)
Bediüzzaman ise bu konuda şöyle söylüyor:
“Ey insafsız adam! Şimdi bak ki, mü'min kardeşine kin ve adâvet(dümanlık) ne kadar zulümdür. Çünkü, nasıl ki sen âdi, küçük taşları Kâbe'den daha ehemmiyetli ve Cebel-i Uhud'dan daha büyük desen, çirkin bir akılsızlık edersin. Aynen öyle de, Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsâf-ı İslâmiye muhabbeti ve ittifakı istediği halde, mü'mine karşı adâvete sebebiyet veren ve âdi taşlar hükmünde olan bazı kusurâtı iman ve İslâmiyete tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu, aklın varsa anlarsın.” (Mektubat, Yirmi İkinci Mektup)
Rabbimiz Peygamber(asm)'a hitaben; "Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile.." (Ali İmran Suresi, 159) buyuruyor. Güzel söz ve yumuşak davranış Kur'ân ahlâkı gereğidir, İslam'ın güzelliklerindendir. Şuurlu, aklı başında samimi mümin merhametli, nezaketlidir.
Peygamberimiz (asm)'ın güleryüzlülüğü, ataklığı, neşesi, şakacılığı bizim için en güzel örneklerdir. “Güçlü/kahraman kimse, güreş minderinde hasmını yere seren değil, öfke anında nefsini yenen kimsedir.”(Buharî, Edeb, 76; Müslim, Birr) buyuruyor Resûlûllah.
Allah’ın kâinatı kaplayan rahmetinden, şefkat ve merhametinden nasîbini alamayan insan katıdır; incitir, yıkar, kırar, döker.
Samimi mümin ise İlâhi rahmetin parıltılarını yansıtan, kalbi Kur'ân ayetlerine karşı yumuşamış insandır. Yüce Allah’ı aşkla anlatır, muhabbetle anlatır. Resûllullah(asm)'a olan aşkını, Allah rızası için olan aşkını, Allah’ın tecellilerine, yarattığı güzelliklere olan sevgiyi anlatır. Her şeye Allah aşkıyla bakar. Allah’ın tecellileri olan çocukları, kuşları, çiçekleri sever, tüm canlıları sever, insanları sever. Kalp kırmaz, saygılıdır, bağırıp çağırmaz, ters konuşmaz. Esprili ve şakacıdır. Eleştirilerinde kırıcı değil yapıcı ve nezihtir.
Samimi mümin, İbrahim(as) gibi yumuşak huylu, duygulu ve gönülden Allah'a yönelen insandır. Değil kalp kırmak, mümin, kalplere sevinç ve huzur koyan insandır. Yavrum bak ne güzel anlatıyor lar ne olur eğer içindeki gelip geçici bir şey ise Mehtap kızımın ne gönlünü kır ne de konuş biliyorum ben sizi öyle yetistirmedim ama insan oğlu çiğ süt emmişttir yavrum onlar hem öksüz hem yetimler o yüzden iyice düşün taşın sonrasında bir karar ver ben bunu Akif le de konuşacağım çünkü korkarım yavrum bize olmamasını istemediğimiz birşeyi o kızlara yaşatmayı darılma sakın annem bu sözlerime ben kötü şeyler düşünmem *
*Annem ne güzel örnekler verdin gerçekten haklısın ben de iyice düşünüp bir karar verip sonra Mehtap la konuşacağım ve emin ol asla kimseyi ne kandiririm nede gönlünü kırarım annem sen içini ferah tut ama inşallah Asaf ben benden önce davranmaz çünkü Mehtaba baktığını felan gördüm ve Mehtap ta her fırsatta onunla konuşuyor * diyip gülümsedi
*Hayır yavrum Mehtap herkese aynı ki elbette konusacak, bı bakin bakalım ne olacak nasıl olacak tamam mı *
*Tamam annem hayırlı geceler*
*Hayırlı geceler yavrum * diyip ayrıldı Esma hanım ve herkes te odasına geçmiş ti zaten " Rabbim sen yolumuzu hayra çıkar yarabbim " diyip girdi odasına Esma hanım da
Mehtap Ali' ye ne olduğunu merak ediyor du aslında Ali'nin tavırlarını anlamayacak kadar salak biri değildi Mehtap ama şimdi ne yapacağım diye düşünürken kapıyı açtı ve Ali'nin odasına doğru giderken
*Salak Mehtap nereye acaba * diyerek geri gitti odasına ve yatağına yattı
Sabah yine ders yerine kitapları ni alıp gitmiş ler di bugün profesör elem le dersleri vardı ve elem dakik biri idi o sınıfı başka yere yapmış ti çünkü bugün bayağı yorulacak lar dı
*Günaydın * diyen profesör elemin sert bir mizacı var di
*Abi bu adam niye bize böyle bakıyor *
*Sessiz ol Mehtap belki duruşu öyledir *
*Evet Mehtap sert biriyim ve ne konuştuğunu anlıyorum * diyip hafif bir tebessüm etti
*Duyun hocam ay profesör kötü birşey demedim ki * diyip güldü
* ilk koruma büyü sü dersine hoş geldiniz koruma büyüleri size tehlikeli büyü sanatlarını da göstereceğim neyden korunacağınızı bilemez iseniz korunamazsiniz * diyip bütün masa ve sandalye leri kaldırdı
*Aura kişiden kişiye değişen bir tür enerjidir. Paranormal veya tinsel anlamda kullanılan bir terim olup, kişilerin bedenlerinden yayılan ışınımla oluşan bir tür enerjidir. Kişiden kişiye farklılar gösterdiği gibi herkesin aurasının anlamı da farklıdır. İkiz olarak dünyaya gelmiş olsa bile iki insanın auraları birbirinden tamamıyla farklı oluşmaktadır. Kişinin iç enerjisinin dışa vurumu olarak da anlaşılabilen bu enerji ile ortaya çıkan renkler kategoriye ayrılmıştır şimdi size büyü kalkanını göstereceğim beni dikkat le izleyin ve sonra sıra sizde anlaştık* profesör elem iki kolunu göğüs hizasında üst üste getirdi. Hızlıca yukarı doğru kaldırdı. Etrafında yoğun bir gökkuşağı rengi oluşmuş tu . Profesör sizde sıra der gibi baktı ve mehtabı gel dercesine el hareketi yaptı zaten ayakta oldukları için Mehtap bir küfür savurup giderken
*Hocam aman profesör neden ilk ben *
*Öyle istiyorum * diyen elem hadi dercesine kafası ile işaret yaptı ve Mehtabin yapmasını bekledi ...