47

929 Kelimeler
    İçeri girdiğinde mağazanın parfümü andıran güzel kokusu, İçinde barındırdığı şık giysiler kızın aklını başından aldı. Harikalar dünyasına girivermişti adeta. Renk renk elbiseler, birbirinden güzel çantalar, ayakkabılar. Hepsini yüklenip gidebilse çok iyi olurdu. Müşterilerin beklemesi için hazırlanmış, rahat, canlı renklere sahip koltuklar; oymalı, beyazın asaletini taşıyan,zarif sehpalar, kıyafet deneme kabinlerinin parlak mavi kumaşı.....Her gördüğüne bayıldı....Kendini çabuk toparladı ama. Vitrindeki elbiseyi göstererek: ''-Çok güzel bir parça. 38 bedenini denemek istiyorum.'' Görevli kız: ''-Tabii efendim.''diyerek, karşıda askılarda dizili elbiselere yöneldi. Biraz aradıktan sonra buldu, istediğini: ''-Buyurun!''dedi. Serpil, kabine geçerek, üzerine geçirdi krem saten elbiseyi ama, göğüs ve basen kısmında potluklar vardı, bunların düzeltilmesi gerekiyordu, tezgahtar kıza: ''-Bir alt bedeni var mı?'' ''-Üzgünüm, yok. En küçük bu. Ama terzimiz düzeltme yapabilir.'' ''-Sevindim. Hemen yapalım lütfen.'' ''-Bir dakika.''diyen görevli arka tarafa geçti ve hemen sonra yanında başka bir bayanla döndü. Terzi kadın toplu iğneler ile lüzumlu değişiklikleri yaptı. Serpil, son anda: ''-Boyunu da kısaltalım. Üç dört santim yeterli olur.''diye ekledi. Şimdi tam istediği gibi olmuştu. Kadına bakarak: ''-Ne zaman alabilirim?'' Terzi bayan: ''-Bugün çok yoğunuz. İki düğün için sipariş aldık ama, yarın bu saatte hazır ederim.'' ''-Uygun. O halde yarın sabah gelip alırım ve ödemeyi yaparım. Sormayı unuttum, fiyatı nedir?'' Tezgahtar atıldı hemen: ''-İki bin lira.'' ''-Tamam o halde anlaştık. Yarın görüşmek üzere.''derken memnun gülümsedi, yarın alıp, İstanbul yoluna çıkarım, diye düşündü. Sakin ve ince hareketlerle çıktı oradan. Ağır ağır yürürken, işler yolunda gidiyor diye düşündü. Planı da hazırdı. Annesine, Nermin'e gidiyorum, gece orada kalırım diyecekti. Arkadaşına da önceden tembih etmişti, yalanı ortaya çıkmazdı. Kendi kendine güldü, düşünmeye ve yürümeye devam etti. Akıllı kızım ne de olsa, diye övünmekten de geri durmadı. Amma da şaşıracaklardı.....Yarışma sonucu açıklanıp, her yerde boy boy resimlerini görünce de daha şaşkın olacaklardı. Serpil neymiş, hepsi anlayacaktı. Karşı kaldırıma geçerken yine yavaş adımlarla, olduğu yere takıldı kaldı aniden....Ayakkabısının ince topuğu, bozuk yolun taşlarının arasına girmiş, çıkmıyor bir türlü. Çekiştirmeye başladı, ısrarlı...Yok! Yok olmuyor!...Birtakım insan bağırışları duysa da anlamadı ne denildiğini. Ayağını kurtarmak için uğraşmakta. Birden hızla giden, bir otomobili burnunun dibinde gördü, gerisi yoktu kızda.....     İçinde birkaç delikanlı bulunan araç, aşırı hız yüzünden duramamış ve genç kıza olanca şiddeti ile çarpmıştı. Serpil, bir iki metre havaya doğru hızla yükseldi, sonra sağa doğru birkaç metre ileri fırladı, sürüklendi sanki.....Çantası, ayakkabısı savruldu gitti etrafa.....Acı fren sesinin ardından, önce bir sessizlik yaşandı. Derken, bu iç acıtan sesi duyan insanlar koşup toplandılar çevresine....Bir kadın: ''-Bağırdım, dikkat et, araba çarpacak diye ama, duymadı. Yazık!! Yazık!! Güzel kızmış!''derken, ancak uzakta durabilen  gençler yetişti yanlarına. Biri: ''-Çabuk, hastaneye yetiştirelim!''diye telaşla bağırdı. Serpil'i arabaya taşımak için uğraşanların yanına koşa koşa bir erkek geldi: ''-Serpil! Ne oldu?'' diye bilinçsizce tekrarladı. Aynı kadın : ''-Oğlum, yolda pek dalgındı, görmedi otomobili. Bağırdım, uyardım ama, duymadı!''  Olayı geç fark ettiği için, sonra gelen Cemal'di. İş aramaya çıkmıştı yine o gün. Kalabalığa bakıp, meraklanmış ve koşup gelmişti. Serpil'i görür görmez tanımıştı. Kadın sordu: ''-Akraban falan mı evladım?'' ''-Bizim mahalleden komşumuz.'' ''-Çabuk evladım! Beklemeyin, tez ulaştırın hastaneye!'' Kadın doğru söylüyordu, ilk şaşkınlığı attı üzerinden hemen. Arabadaki gençlere baktı: ''-Çabuk!'' diye bağırmadı da adeta kükredi. Zaten suçlu durumda olan gençler, daha da telaşlandılar. Kızın alnında büyük bir yara vardı, kanın pıhtılaşmaya başladığı, büyük bir yara....Cemal, dikkatle bakınca, kızın bir bacağında gariplik olduğunu da gördü. Sanki ince, kopmak üzere bir tele bağlanmış, genç kıza ait değilmiş gibi sallanmakta...Hiç durmayacak gibi kan fışkırmakta....İçinin bulandığını duydu....Sarsmamaya çalışarak arka koltuğa yatırdılar kızı. Cemal ön koltuğa acele yerleşti. Diğerleri orada kaldı. Hızla ilerlediler. Cemal yabancısı olmadığı bu korkuyu ilk yaşadığı anı, tren kazasını hatırladı. Buz kesildi her yanı. Döndü, arkada yatan kıza baktı. Yüzü sapsarı, alnından sızan kan donmuş kalmış, taş gibi yatmakta. Her yer kan gölü....İçinden dua edercesine:''Ne olur ölmesin!''diye durmadan aynı şeyi tekrarlıyordu.           Bir acil durum olduğu hızlarından ve kornadan belli. Herkes, kenara çekilip, yol açtı kendilerine. Normalde yakın sayılacak yol, Cemal'e yüzlerce kilometre gitmiş gibi  geldi. Acil girişinde durdular. Koşarak gelen iki hemşire ile bir hasta bakıcı, kızı sedyeye alarak, yine hızla geri döndü. Genç adam, içeri girmek istediyse de almadılar. Orada ne yapacağını bilmez bir halde kalakaldı. ''-Ağabey! Bak bu kartım. Adım, telefon numaram her şey var. İnan bilerek olmadı. Kaza sadece! Yolun ortasından çekilmedi!'' Cemal, karta bakmadan: ''-Kimsin sen?''diye sordu. ''-İş adamı, İsmet Bey'in oğluyum. Kartta her şey yazıyor. Elimden ne gelirse yapacağım.''dedi ve elini cebine daldırdı. Cüzdanını açtı telaşla. Avucuna gelen tomarı uzattı adama: ''-Al ağabey! Yetmezse daha vereceğim. Ziyarete de gelirim ama, şimdi gidip babama olanları anlatmam gerek.'' Cemal, ani bir öfke ile yakasından tuttu: ''-Suçlusun. Eğer dediklerin yalansa, yerin dibine de girsen seni bulurum ve bunu sana fena halde ödetirim!'' Yeni yetme çocuğun gözleri korkudan kocaman oldu: ''-Vallahi yalan değil! Herkes tanır bizi. Kime sorsan bilir.'' ''-Bak oğlum, para vermekle bu işten sıyrılamazsın. Hastane polisine gideceğiz. İfadeni alsınlar. Böyle çekip gidemezsin.'' ''-Tamam! O zaman, gidelim, ifademi vereyim, sonra da babama anlatırım olanları. Gerçi gerek kalmaz, benden önce gider babamın kulağına...'' ''-Neyse ne!....Hadi bakalım düş önüme!..!!diyen Cemal, delikanlı ile ana giriş kapısına yöneldi. Üzerinde, Polis yazan, küçük, cam bir bölmeye girdiler......                                                                           ******       Serpil, yaşam mücadelesinde çırpınıyordu. Cemal yanılmamıştı, savrulmanın gücü ile nereye çarptıysa bir bacağı kopma noktasına gelmişti. Oluk oluk akan kanı durdurmaya çalışıyorlar. Ameliyathaneye alındı hemen....      Kız, göğe doğru yükseldiğini anlamıştı da ne olduğunu bilememişti. Bir başka alemde, başka biriymiş gibi, narkozun etkisinde düşler görmekte.    Müsabakanın yapılacağı,kocaman, gösterişli binanın önündeydi. Kendisi gibi pek çok genç toplanmış, bekliyor. Neyi bekliyorlar?...Karşıda,ç ok uzakta Cemal'i gördü,garip geldi kendine. O, niye burada? Yoksa o da mı yarışmaya katılıyor?....Yakışıklıydı, hakkını vermek gerek adamın. Aslında seçilebilirdi de....İkisi, yeni kuşak gençler içinde güzel bir ikili olabilirlerdi.....Neden olmasın?!..Çoğu sanatçının yaptığı gibi, sürekli gündemde kalmak için düzenlenen bir senaryoyu paylaşırlardı. Veya gerçekten bir aşk yaşanabilirdi aralarında. Hayat, yeni bir sürpriz yapabilirdi..........
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE