49

851 Kelimeler
    Gözlerini ancak hafifçe aralayabilmişti. Gördüğü bulanık şekillere anlam veremedi. Bembeyaz bir ışık ise son derece rahatsız ediciydi. Birtakım konuşmalar, mırıltı şeklinde devam etse de hiçbir şey anlamadı. Üstünde tarif edemediği bir ağırlık vardı. Kendini bıraktı tekrar, gözleri kapandı. Karanlığa daldı gitti.      Serpil'in ameliyatı, doktorlara göre başarılı geçmişti ama ,tam da istenilen gibi olmamıştı. Kızın genç ve güçlü bir bünyesi vardı. Altından kalkar gözü ile bakıldı. Narkozun etkisindeydi hala. Yoğun bakıma alındı. Beyaz duvarlarla çevrili, steril, çeşitli makineler ile doluydu çevresi. Düzenli olarak kontrolleri yapılıyordu. Normal hasta yatağına geçmeden önce burada bir süre kalacaktı. Kendisi gibi yaklaşık altı yedi hasta ile burayı paylaşıyordu....Arada bir keskin, ama tiz sesler duyuluyordu....Cihazlardan gelen sesler...Hemşireler, sessiz, acele hareketlerle görevlerini yapmakta....Gerek olmadıkça hiçbiri konuşmuyor görevlilerin. Bu farklı yer, sanki yaşam ile ölüm arasında kalmış tampon bir bölgeydi....     Genç kız kendini bilmeden günlerce yoğun bakımda kaldı. Şuuru yerinde olmasa da vücut direnci, yaşama sıkı sıkıya sarıldığını gösteriyordu. Eskilerin tabiri ile kefeni yırtmıştı....Gerisi zaman bırakılmıştı. Geçirdiği kaza ufak, basit bir şey değildi. Hele ölmeden kurtulması, bir bakıma mucizeydi. Birkaç metre yükselmiş, adeta yere çakılmış ve sürüklenmişti....Aslında olaya tanık olanların hepsi öldüğünü düşünmüştü  o an....Alnındaki derin yarası ve kan fışkıran bacağı ile görünüşü korkunçtu....Acile geldiğinde hemşireler bile ilk anda nasıl müdahale edeceklerini şaşırmışlardı. Ve hemen ameliyata alınmıştı. Kanamasını durdurmak kolay olmadı. Sürekli de kan verildi kıza. Yüzü mum gibi donuktu, tüm kanı çekilmiş gibi....                                                                                *******    Cemal, mahalleye kadar gidip, haber vermeyi akıl edebildi sakinleşince. Anası ve kardeşi apar topar evden çıkıp geldiler. Babası da gelmeyi istemiş ama, hasta yatağından çıkamamıştı. Genç adam ile beraber içeri girmeye çalıştılarsa da sonuç başarısız. Serpil, henüz yoğun bakımda olduğundan beklemeleri gerekiyordu....Sadece annesine,görmesi için bir iki dakika izin verildi, o da uzaktan, bir camın ardından. Gül ile Cemal, beklediler. Yaşlı kadın yorgun adımlarla gitti. Kısa bir süre sonra da ağlayarak, geri döndü. Genç adam: ''-Bahçeye çıkalım ister misiniz?'' Kadın: ''-Çıkalım oğlum! İçim daraldı! Allahım! Sen kurtar yavrumu!''derken, bir anda yıllarca çökmüş gibiydi. Gül ise, gerçek ile düş arasında garip bir şokun etkisinde. İradesini kaybetmiş, kim nereye çekerse oraya gitmekte. Ağzından tek bir kelime çıkmamıştı şimdiye kadar. Her insanın tepkisi farklıdır, ani kötü olaylar karşısında. Kimi, bağırır, ağlar, rahatlar. Kimi de öyle bir sessizliğe mahkum olur ki, en tehlikelisi budur....Cemal, az çok bunun farkında. Gül'ü gözünün önünden ayırmıyor.        Giriş kapısının ilerisinde, ağaçların altındaki banklardan birine rast gele oturdular. Üçü yan yana, sözleşmiş gibi hiç konuşmadan....Sessizliği bozan genç kızın annesi oldu: ''-O an şaşkınlıktan aklıma gelmedi, sormadım. Kaza nasıl oldu? Sen orada mıydın?''derken Cemal'e baktı. Adam: ''-Kazayı görmedim. Fabrikaya iş başvurusu için gitmiştim. Dönerken bir kalabalık gördüm. Ne var diye vardım ki ne göreyim! Serpil yerde!...Anladım ki hastaneye götürecekler, ben de onlara katıldım.'' ''-Tanımadığımız insanlar. İyi ki gitmişsin! Şimdi durumu nasıl, ben bilemedim. Kafam hala dağınık.'' ''-Ameliyata girmiş, sonuç başarılı. Doktorlar ile görüştüm. Genç ve güçlü, kısa zamanda toparlanır dediler.Ama.........'' ''-Ama, ne?!''diye atıldı kadın. ''-Bazı şeyleri iyileşene kadar alıştıra alıştıra dememiz gerek. Yoksa ayrı bir kriz geçirirmiş.'' ''-O şeyler ne? Anlat, biz de bilelim.'' ''-Alnından, yanağına kadar derin bir yarası var.'' ''Demek yüzü ondan sarılı. Vah yavrum vah!'' ''-Yanlış anlamadımsa, yara geçse bile izi kalacak. Diğerine gelince.....'' ''-Başka bir yarası daha mı var?!'' ''-Yara değil. Buraya yetiştirdiğimizde, sağ bacağı neredeyse kopmak üzereydi. Kurtarmışlar ama, ömür boyu aksak kalacak!...'' Gül: ''-Benim güzel ablam! Eyvahlar olsun!''diye bir çığlık attığında, olaya dair ilk tepkisini de göstermiş oldu .Anasına sarıldı, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Cemal çok istediyse de teselli edemedi, daha doğrusu bu acı durumu yumuşatmayı beceremedi....Adamın da gözleri doldu. Böyle gencecik, böyle güzel bir kızın başına gelenler......Her insanın içini acıtacak türden....    Hiç ummadıkları bir anda, Gül pat diye sordu: ''-Kazayı kim yapmış?, Ablama arabası ile çarpan kim?'' Cemal: ''-Oraya vardığımda öğrendim. Serpil caddenin ortasında donup kalmış. Korna çalmışlar, bağırmışlar ama, boşuna.Yerinden kıpırdamamış. Hızla giden otomobil duramayınca, çarpmış işte. Aracı kullanan genci tuttum. Polise götürdüm, İfadesi alındı.'' ''-Kimdir?, Adı ne?'' ''-Bana kartvizitini verdi. Masrafları ödedi ve ne gerekiyorsa yapacak.''derken ceplerini karıştırıyordu. Sonunda: ''-İşte burada! Adı, Ferit....Ama gariptir, babasından söz edip durdu. İsmet Bey'miş adı.'' Gül şaşırdı daha çok: ''-Bakayım şu karta! Aaaaa!''diye bağırıp kaldı yerinde. Annesine bakıp devam etti: ''-Anne! İsmet Bey'in oğlu var mı?'' Kadın: ''-Sanki ilk evliliğinden bir erkek çocuğu var diye duymuştum.'' ''-Ablama çarpan kişi, İsmet Bey'in oğlu!'' ''-Allah Allah! Bu nasıl iş?!'' Cemal, ne olduğunu anlamamış, boş boş bakmakta kadın ile kızına. Gül, tekrar eline alıp incelerken, Cemal: ''-İsmet kim?''diye sormaktan kendini alamadı. Gül: ''-Ablam ile evlenmek isteyen bir adam. Çok zengin, sözü geçen biri.'' Genç adam afalladı: ''-Ablanla mı evlenmek istiyor? Ama nasıl olur? Ablandan büyük oğlu var! Yani yaş farkı çok, ondan böyle garip geldi bana.''diye kekeler gibi konuştu. Gül: ''-Aslında ablam bu evliliği hiç kabul etmedi ama, annem ısrarlı bu konuda.''deyince yaşlı kadın kendini savunmak ister gibi: ''-Onun iyiliği için ısrar ettim. Bizim gibi,  kenar semtlerde oturan fakir insanlar için bir kurtuluş yoludur, bu tür fırsatlar....O sağlıksız, izbe evlerde benim gibi yaşamını boşuna tüketmesin istemedim....''açıklamasını yaptı. Son kelimeler, boğazına düğümlenmiş gibi çıktı usuldan....     Cemal, tek kelime etmedi. Çünkü, kendi de az buçuk, benzer bir kurtuluşun peşindeydi. İnsan, kendi çıkmazından kopmak için, yeri geldiğinde her kapıyı zorluyordu....Hangi kapı medetse, ona yükleniyordu....Ne çıkarsa bahtına!....Yarın ne olacağı endişesini duymadan, rahat,huzurlu ve bolluk içinde yaşamak, hepsinin ortak dileği.....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE