Dünya, kocamaaaaan bir derya, insan ise onda sürüklenen aciz, ince bir dal parçası. Bazen ayak diretseniz de boşuna. O günün öğle saatlerinde, aynen bu yaşandı.
Ayşe, torun düşüncesinin neşesi ile aldı gelinini yanına, Ebe Hanife'ye yollandı. Bu esnada durmadan konuşan Ayşe idi. Reyhan, dut yemiş bülbül. Kış iyice, geliyorum demiş ama, o gün şanslarına sakin ve güneşli bir gün. Ebenin evi de epey uzak. İki kişilik kafile ağır aksak ilerliyor. Neşe ve kararsızlık ikileminde. Bağların, bahçelerin olduğu kısmen daha tenha yerlere, nihayetinde de hedeflerine vardılar. Ayşe sabırsız, kapıyı çaldı:
''-Hanife kadın evde misin?''
Önce cevap gelmedi, kapı bir daha çalındı ve bir süre beklendi. Sonra hafiften ayak sesleri duyuldu. Kapı ağır ağır açıldı. Hanife tanıdı gelenleri ve içeri buyur etti. Ayşe:
''-Artık sana gelme zamanımız. Bakıver bir yol, bizim gelin yüklü mü?'' Hanife:
''-Pek de güzelmiş gelin kızımız. Şu divana uzansın. Ellerimi yıkayıp geliyorum. Nasip!''dedi ve bahçeye çıktı. Reyhan, utandı. Ayşe hemen bunu fark etti:
''-Çekinme sakın! Kadın olmak kolay değil. Hepimiz yaşadık. Uzan şöyle, korkma, ben yanındayım.''
Sözünü bitirmişti ki Hanife geldi, temiz bir havluyla ellerini kuruladı:
''-Kızım eteğini sıyır, çamaşırını çıkar. Sıkma kendini, rahat ol.''
Demesi kolay, genç kadın kıpkırmızı. Çaresiz istenenleri yapacak.....Utana sıkıla, eteğini sıyırdı. Hanife eğildi. Rukiye gözünü tavana dikmiş, mahçup....Dikkatli bir muayeneden sonra:
''-Tamam kızım, toparlan. Ayşe Hanım müjdemi isterim. Torun yola çıkmış.''
Ayşe,elinden gelse,gerçekten havalara uçacak, duvarlara tırmanacak....Reyhan, ne olduğunu bilmez....Şaşkın bakmakta...Tek gece beraber olmuşlardı ama, olmuştu işte!...Bir çocuğu olacağı düşüncesine de çok yabancıydı. On beş yaşını yeni bitirmiş, daha kendi çocuk.....Sanki bir başkası için buraya gelmiş gibi, hiç anlam veremiyor olanlara....Anne nasıl olunur? ,annelik nasıl bir his?...Öylesine yabancı kaldı. Konuşamadı....
Ayşe:
''-Kalk kızım, kalk gelinim! Evimize gidelim, akşam da bizimkilere muştuyu verelim!''
Kaynanası sevinçle, hatırı sayılacak bir miktar verince, ebenin gözleri yerinden oynadı, en az Ayşe kadar mutlu oldu. Her gün böyle birkaç kişi gelse, değmeyin keyfine Hanife'nin! Altta kalır mı? Bildiği tüm hayır dualarını okuyarak uğurladı gelenleri. Ağzı kulaklarında:
''-Allah tamamına erdirsin! Sağlıkla doğsun, uzun ömürlü olsun! Ne zaman gerekirse çağırın,bir koşu gelirim!''
Ayşe:
''-Kal sağlıcakla. Lazım geldiğinde tabi sana haber uçuracağız.''
''-Aman dikkat edin, ağır iş yapmasın! Bebe daha çok yeni.''
''-Yaptırır mıyım hiç! Gözüm üzerinde, hep dikkat edeceğiz.''dedi Ayşe ve sevinçle gelininin koluna girdi:
''-Hadi kızım!''
Geldikleri yoldan aheste geri döndüler. Hava aynı, Kaynana sevinçli, gelin ne edeceğini bilmez. Buna ilaveten, yolda kimi gördülerse Ayşe herkese duyurdu. Biricik oğlu Sali'nin evladı olacaktı. Eve ulaştıklarında, neredeyse duymayan kalmamıştı. Hatta anası bile duymuş da koşa koşa gelmişti:
''-Dünür! Dünür! Duyduklarım doğru mu?'' Ayşe gururla:
''-Elbette doğru! Kızım Reyhan, oğlumun bebesini taşıyor!''
İki kadın sevinçle birbirlerine sarıldılar önce, sonra duygular ağır geldi, bir de oturup sevinç göz yaşları döktüler. Reyhan, bir kenarda unutulmuş ,bunlar ne yapıyor gibisinden seyretmekte. Neden sonra, onu hatırladılar.. Gülsüm:
''-Yavrum! Nasıl mutlu ettin bizi bilemezsin!''diyerek sarıldı kızına. Hemen toparlandı:
''-Sali'nin haberi var mı?''
''-Yok. Biz de yeni öğrendik, akşama söyleriz.''
''-Tamam. Ben de eve varayım da babana ve kardeşine duyurayım!''
selamsız sabahsız geldiği gibi, bir şey demeden, koşarcasına gitti.
Ayşe,birden gençleşti, canlandı. Hanelerine yeni bir can, taze bir heyecan, yaşam gücü geliyordu. O da canlandı, tazelendi. Sebepsiz yere nereden geldiyse aklına, çok bilindik bir sözü hatırladı: ''Torun, evlattan tatlıdır.'' Gerçekten öyleymiş dedi kendi kendine......Güldü, güldükçe keyfi arttı. Birden gelinine döndü:
''-Canının çektiğini söyle, hemen yaparım.''
''-Canım bir şey istemiyor.''
''-Doğru ilk zaman böyle olur. Sonra iştahın açılır ama, çekinmek yok. Ne istersen söyle ben yaparım.''
''-Sağ ol ana. Çok iyisin. Hakkını nasıl öderim senin?!''
''_Ödedin bile! Rabbimin izniyle en çok istediğim şeyi verdin. Hakkım helal sana! Akşam yaklaştı, gidip yemeği hazır edeyim. Sen de şöyle uzan, dinlen.''
''-Tamam.''dedi Reyhan ama, yorgun değildi aslında, sadece kendisiyle yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Biraz yalnızlık, kafasını toplamaya yardım ederdi....Divana oturdu, bir kolunu yastıklara dayadı ve düşünceye daldı:
''-Acep Sali sevinecek mi? Yoksa benim gibi şaşkın mı kalacak? İnşallah sevinir! Yine ilk günkü sıcaklığını gösterir bana. Buna çok ihtiyacım var....''
Ayak seslerini duyunca toparlandı. Kayınpederi ile kocasının döndüğünü anladı. Sanki bu akşam daha mı erken gelmişlerdi? Yoksa düşünürken uyuyup kalmıştı da fark etmemiş miydi zamanın geçtiğini? Ayşe'nin sesini duydu:
''-Buyrun, buyrun! Her şey hazır.Bu akşam çok farklı olacak.''
Gelenler bir şey anlamadan, ne oldu bakışları attılar. Sali babasından önce davrandı:
''-Ne oldu da bu kadar heyecanlandın anne?''
''-İçeri girin de konuşuruz.''
''-Reyhan nerede?''
''-Salonda tabii. nerede olacak! Artık kendine daha çok dikkat edecek.''
Sali, bir an dondu kaldı:
''-Acaba........''
''-Baba oluyorsun baba!''deyiverdi anası. Bir coşku doldu içine, birden gitti karısına sarıldı. Reyhan, kendilerine bakan kayınpederini ve kaynanasını göz ucuyla işaret etti de genç adam toparlandı. Ayıp sayılırdı bunlar büyüklerin yanında. Kavga da muhabbet de gizli olmalıydı karı koca arasında. Böyle öğretilmişti. Ayşe ve kocası anlayışlı, görmemiş oldular bu neşeli sarılmayı. Tüm yüzler gülmekte.S ofra hazırlandı, keyifle yenildi,içildi.....Kaybettiği canlılığı geri geldi Sali'nin Onu böyle gören Reyhan ise daha sevinçli.....
Kayınpeder duramadı:
''-Bir de oğlan olursa değme keyfimize!''
Gülsüm atıldı hemen:
''-Deme öyle! Sağlıklı olsun da kızmış erkekmiş aynı. Hayırlı evlat dilemek gerek!''
''-Doğru. İşte sen beni bilirsin hanım, keyiflenince böyle düşünmeden konuştuğum olur. Sevincime ver!''
Akşam böyle mutlu saatler ile ilerledi. Herkes odasına çekildi. Sali ve Reyhan yalnız....Sımsıkı sarıldı bedenleri. Artık gerçekten, gerçek bir aile oluyorlardı.....O gece, uzun zamandır olmadığı kadar huzurlu, kuş kadar hafifi uyudular, sarmaş dolaş....
İç rahatlığı, güzeldir; insana dayanma gücü verir. Sevilen yanınızdaysa, her zorluğa dayanma kuvveti getirir. Korkmadan her şeye meydan okuyabilirsiniz. Hele sevdiğinize, hiçççç tereddüt etmeden güveniyorsanız, onun lezzeti ayrı bir güzel olur. Dünyalar, üzerinize yürüse yıkılmazsınız, umrunuzda olmaz......Yaşamın nadir yaşanan duygularındandır bunlar: Sevgi, huzur, güven, direnç, azim....Niceleri bunları arar durur da bulamaz. Kimi şaşkınlar da bulur, bulduğunu anlayamaz....Bir ince durum, ne idüğü belirsiz......