GÖKMEN Elvan’ın boynuma bıraktığı kısa ama yakıcı öpücükle irkildim. Teninde kayboluyordum, onu her dokunuşumda biraz daha kendime çekiyor, içimizdeki tüm sabır duvarlarını yıkıyordum. Ellerini gömleğimin düğmelerine götürdü, titreyen parmaklarıyla birini çözerken nefesini hissettim. İçimdeki fırtına dinmiyor, tersine daha da büyüyordu. Onun cesareti, bana sahiplenilmekten çok daha fazlasını hissettiriyordu. Kollarımın arasındaki kadın, artık yalnızca utangaç bir misafir değildi. Kalbim kaburgalarımı parçalayıp dışarı çıkacakmış gibi atarken onu yatağın kenarına oturttum. Saçlarını okşarken alnına eğildim, nefesim saçlarının arasına karıştı. Gözlerini kapattı, yüzündeki ifade her şeyden daha açık konuşuyordu. “Elvan…” diye fısıldadım yeniden. Sesimde hem şefkat hem de bitmek bilmeyen

