Mithat Bey eliyle otur işareti yapınca tekrar oturmak zorunda kaldım “Oğuzhan bu operasyonda çalışmak istemediğini söyledin bende kabul ettim ama şirketimizin işleyişini öğrenmen gerekiyor ki elde etmek istediğim şirketlere karşı nasıl davranman gerektiğini bilesin. Burası çalıştığın yabancı şirketlerin kanunlarıyla işlemiyor. Kendi kanunlarımızı biz yapıp yürürlüğe koyuyoruz. Küçük oğlum Serdar bu işin başına o geçecek, ev sahipleriyle sıcak ilişkiler içine gireceğine eminim. Onları kısa sürede ikna edecektir”
Babasının söylediklerini sessizce dinleyen Taylan birden ayağa kalktı “Bir projenin başına Oğuzhan geçiyor, diğerinde de sevgili oğlun Serdar’ı geçiriyorsun o zaman benim burada ne işim var”
“Otur oturduğun yere, siz gençlerin saygısızlığına katlanamıyorum. Babam demeden yerimden kalkamazdım. Sen işlerinin düzenini sağlamakla görevlisin bilhassa Serdar’ın yaptıklarını bana rapor edeceksin. Hepinize söylüyorum bu şirkette benden habersiz kuş uçmayacak. Bilgi ilk bana gelecek, kararları ben vereceğim sizler uygulayacaksınız”
Şirkette Askeri disiplin vardı Mithat Beyin farkında olmadığı bir karar alınırken bile kurmayların fikirleri sorulur ona göre stratejik kararlar alınırdı. Ben ne dersem o olur mantığı mahalle arasında açılmış iki üç kişinin çalıştığı küçük işletmelere göreydi. Kendi bölümlerinden sorumlu olanlar dâhil hepimizin yüzü asık olarak toplantı bitirildi. Elamanların başında olanlar mutsuzsa işlerini zoraki yapıyorlar demekti. Bu mutsuzluklarını alt kademelere yansıtırlar onlarda huzursuz olunca işler sekteye uğrardı. Mithat Bey’in işletme mantığını beğenmemiştim… Tabii bu beğenmemek benim sorunumdu henüz bir projeyi bile başlatmamıştım. İstediğim bilgilere erişememiştim. Bakalım işler nasıl ilerleyecekti girmeyi istediğim çok uluslu büyük bir şirket vardı oraya kabul edilirsem bir dakika durmazdım. Söz verilmişti her şey benim başarıma bağlıydı. Giderken yanıma Yasemin’i de alabilirsem hayatım tümden düzene girerdi. Onu istiyordum ilk anda da istemiştim son gördüğümde isteğim daha da fazlalaşmıştı. Elimi çabuk tutmalı kalbini kazanmalıydım Taylan’ın onun hakkında ki düşünceleri hiç hoşuma gitmemişti. Bana inat harekete geçmeyeceğini bilsem Yasemin benim derdim, henüz Yasemin’in bana karşı olan hislerini bilmiyordum. Aramızdakiler sürmese de onu Taylan’a karşı uyaracaktım. Benimde kız kardeşim vardı böylesi bir adamın elinde ziyan olmasını asla istemezdim. Tek üzüntüm görüşmediğimiz yıllar boyunca Taylan’ın çok değişmiş olmasıydı ya da lise çağlarımızda bizlerin arasına girmek için gerçek yüzünü göstermemişti. Bir yere gittiğimizde hemen eli cebine gider yediğimiz içtiklerimizin parasını vermeye çalışırdı. Bir iki kez kabullenmiştik bizlere ters geldiğinden herkes kendi parasını öder diyerek onu engellemiş, yatlarına, kotralarına ev partilerine sınır koymuştuk. Zenginliğiyle bizi etkileyemediğini gördüğünde daha sıcakkanlı biri olmuştu ya da gerçek yüzünü saklamıştı. Dördümüz okulun başarılı gençleriydik sınav notlarımız birbirimize çok yakın olurdu. Hepimiz Taylan’a yardım ederdik… Bu kadar değişmiş olmasını aklım almıyordu.
MESAJ OĞUZHAN’A: İlk iş günün nasıl geçiyor?
MESAJ YASEMİN’E: Sen yazdın ya güzel hale geldi
MESAJ OĞUZHAN’A: Umduğun gibi geçmemiş, ilk günler her zaman zor olur. Akşama görüşürüz.
Dediğim gibi gerçekten günümü çekilir hale getirmişti, bana tahsis edilen odaya girip masama oturdum üstünde bir sürü dosya vardı. İçlerinden biri dikkatimi çekti Mithat Bey iyi bir mevkide gittikçe adını duyuran işletmeyi neden yok etmeye çalışıyordu. İnternet üstünden araştırma yapmaya başladım sahibi kadındı, şirketi on beş yıl önce kurmuştu. Yerinde gidip incelemeliydim.
Akşam saatlerine kadar dosyaların içinde resmen yok oldum. “Hafta sonu tekrar Bodrum’a gitmeye ne dersin” Taylan odama teklifsizce girmiş koltuğa yayılarak ayaklarını orta sehpaya uzatmıştı. “Gidemem işim çok”
“Öyle diyorsan ne yapayım bende tek giderim iki gün gönlümü eğlendiririm, kim bilir belki birlikte olmaya razı ederim”
“Başımdan git Taylan ne istersen onu yap” Odamdan çıkar çıkmaz dosyaları çekmeceme koyup ceketimi giydim mesai saati çoktan bitmişti. Arabama biner binmez Yasemin’e telefon açtım cevap vermiyordu. Eve gidene kadar aralıklı olarak aradım durdum cevap alamadım. Duş alıp annemin hazır bıraktığı yemeklerden birini seçip mikrodalgada ısıttım. Çatalımı tam ağzıma götürmüştüm telefon çaldı oydu…
-Merhaba çok yoğundum telefonunu duymamışım, neler yaptın?
-Tüm gün çalıştım henüz eve geldim bir şeyler yemeğe çalışıyordum, senin günün nasıl geçti
-Fazlasıyla hareketli, bende yemek yiyorum
-Yasemin söyleyeceklerimi nasıl karşılayacağını bilmiyorum ama bilmen gerektiğini düşünüyorum. Taylan bu hafta sonu oraya gelmeyi düşündüğünü söyledi ve niyetini hiç beğenmiyorum
-Biliyordum böylelerini iyi tanırım, iki gün çalışmam
-Keşke yüz yüze oturup konuşabilsek
-Konuşalım görüntülü arayabilirsin
Telefonun görüntüsünü ayarlayıp açtım, yüzünü gördüğüm ilk anda yüreğim çarptı. Ne güzel gülüyordu. Sanki aynı masanın karşı uçlarında oturuyorduk. “Yemeğini soğutmadan ye, çok açım. Ne yiyorsun?” dedi çatalımda ki lahana dolmasını gösterdim yüzünü buruşturdu “Sevmez misin?”
“Lahananın hiçbir yemeğini sevmem bende çok kötü anıları var”
“İki dakika bekle kötü anılar uyandıran bir yiyeceği karşında yiyemem”
“Lütfen devam et görmezden gelirim” desede kalkıp karnıyarığı ısıtıp yerime oturdum. “Umarım patlıcanla kötü anıların yoktur başka yemeğim yok” Onu gülümsetmek için şaka yollu konuşmuştum gülümsemek bir yana gözleri yaşarmış gibiydi. “Bana anlatmak ister misin?”
“Benim için çok üzücü”
Kamerayı biraz daha ayarladım şimdi tam olarak görebiliyordum. Üstünde ince askılı mavi renkte bir tişört vardı. Saçları açıktı hep toplu görmüştüm ilk kez açık görünce hayranlığım bir kat daha arttı. Gür hafif dalgalı sarı saçlarını beğenmiştim. “Hadi anlat, konuşmazsak birbirimizi nasıl tanıyabiliriz”
“Güzel anılar değil”
“Sen yine de anlat”
Tavuklu salata yiyordu bir süre konuşmadı, bana değil çatalında ki tavuğa bakıyordu. Elinden bırakıp başını kaldırdı. Yüzü asıktı “Senin üzülmeni istemiyorum anlatma, başka şeylerden konuşalım” dedim başını hafifçe sağa sola salladı. Derin bir nefes aldı…
“Biz eskiden yani çocukluğumda çok fakirdik, gerçi babam RVA inşaat şirketinin elemanı olarak Rusya’da çalışmaya gitmeden önce geçinebiliyorduk. Babam gitti kardeşim doğana kadar biraz rahattık. Kardeşim doğduktan sonra babamdan haber alamamaya başladık. Sonra tamamen yok oldu. Ne ölü ne diri bulamadık, iş yeri iflas etmişti işin doğrusu bir gece yarısı şirketi boşaltıp gitmişler. Çok zor duruma düştük anlatılacak gibi değil yaşamadan çektiklerimizi anlamanın imkânı yok. Aç yattığımız, soğuktan neredeyse donacak hale geldiğimiz günler yaşadık. Kardeşim Burak çok küçüktü yetersiz beslenmeden gelişemiyordu, evde ağıza atılacak bir lokma yiyeceğimiz yoktu karlı bir kış gününün gecesinde kardeşimi sardık sarmaladık evde bıraktık. Annemle birlikte yiyecek aramak için çıktık, market önünde ki çöp bidonlarında atılmış sebzeler olurdu. O gece kısmetimize düşen birkaç patates, parçalanmış lahana oldu. Geri döndük evimiz yanıyordu minicik kardeşim yanarak can verdi. Lahananın bir suçu yok ama beni çok fazla üzen o anları hatırlattığı için görmek bile istemiyorum”
Çatalım elimde kalmıştı nasıl kötü günler geçirmişti “Çok üzgünüm”
“Üzüleceğini söylemiştim, yemeğini ye soğudu”
“Evsiz barksız hiçbir şeyiniz olmadan ne yaptınız?”
“Şimdi sen bir dakika bekle, sırtım ağrıdı uzanmak istiyorum” dedi karşımdan kalktı, otel odalarını biliyordum. Lavaboya gitti ellerini yıkadı, uzaktan diş fırçasını gösterdi. Bende kalktım tabağımı çalkalayıp makineye koydum, dişlerimi fırçaladım telefonu alıp yatağıma uzandım. O çoktan yatmıştı, telefonu yastığın üstüne koyup doğru açıyı bulmaya çalıştım ikimiz birden uğraşınca yan yana yatıyor gibi yüz yüze bakıyorduk.
“Sonra ne mi yaptık komşularımız bizim gibilerdi yani çok zor geçinen ailelerdi. Bir iki gün komşumuzda kaldık sonra karakola gittik, sağ olsunlar bize yol gösterdiler valiliğe gittik. Oradan hayırsever bir ailenin üst katında eve yerleştirildik, annemi valilikte hizmetli olarak işe aldılar. Yanlarında yaşadığımız karı kocayı anlatamam o kadar mükemmeller ki gözünle görmen gerek”
“Görmeyi çok isterim” dedim yanaklarının pembeleştiğine yemin edebilirdim… Neyse diyerek elini yanağına götürdü hislerim beni yanıltmamıştı.
“Onlarla aile gibi olduk, Keriman teyzem ve Hayri dedemle yıllardır birlikte yaşayıp gidiyoruz. Okul hayatımda hep başarılıydım, üniversiteyi tam burslu olarak okudum, matematikte çok iyiyimdir ders vererek okul harçlığımı çıkarttım. Elimden geldiği kadar yardıma muhtaç dershaneye verecek paraları olmayan çocuklara ders veriyorum”
“Seni tebrik ediyorum ve senin gibi birini tanıdığım için çok mutluyum. Mükemmel yetişmişsin, mükemmel meziyetlere sahipsin”
“Ya senin hayatın”
“Senin kadar zorluk çekmedim, orta halli bir ailenin çocuğu olduğumu söylemiştim. Her yaz çalıştım, okuldan sonra yarı zamanlı işlere gider harçlığımı çıkartarak aileme yük olmamaya çalışırdım. Yapmadığım iş kalmadı diyebilirim hamburgerciden tut, kafelere, lokantalara, kadar aklına ne gelirse yaptım. Dedem vefat edince az biraz miras kaldı ailem yurt dışında okumaya gitmemi istedi. Geçiş sınavları o bu derken üniversiteye girdim başarılıydım orada da hiç boş kalmadan çalıştım. Notlarım yüksek olunca staj teklifleri son yılda gelmeye başladı içlerinden birini seçtim, başarılı olunca daimi iş teklifi aldım bu seneye kadar bir kez geldim. O yaz seni tanıdım geri gitmem gerekiyordu işime döndüm. Babam kalp krizi geçirdi ailemden çok uzak kalmıştım Taylan’ın babası beni lise çağlarımdan beri tanır şirketine katılmamı istedi. Biraz özlem birazda değişiklik olsun diye geldim ama sen ve ailem hariç içinde bulunduğum durumdan pek memnun olduğumu söyleyemem. Biraz daha şirketin işleyişine bakıp olmazsa yine yurt dışına gidebilirim buradan çok daha iyi olanaklar sağlayan şirket beni bekliyor. Asıl istediğim çok uluslu şirkete başvuruda bulundum eğer kabul edilecek olursam her yönden rahat edecek, evlenmek istediğim kadınında rahat etmesini sağlayacağım”
“Evlenmek istediğin biri mi var”
“Evet, şu an karşımda duruyor ama o henüz bilmiyor, şimdilik çok iyi anlaşıyor gibiyiz. Tabii biraz daha zaman var. Onu kendime âşık etmeliyim beni sevmeli”
“Ya sevmezse”
“Sevecek, benden hoşlandığını gözlerinden okuyorum. An meselesi çünkü ben ondan çok fazla hoşlanıyorum” Aramızda oluşan uzun sessizlik bir süre bozulmadı. Hoşlandığını inkâr etmemişti. Ümit kıvılcımları içimde büyüyordu…
“Burada ki işim kalıcı değil, gerçi olmasını isterdim yaptığım görevi sevdim. Annem çok özlediğini söyleyip gelmemi istedi. İstanbul’a gelişimi öne çekerim Taylan boşu boşuna gelmiş olur”
“Çok sevinirim ve İstanbul da oturduğuna ayrıca sevindim”
“Anlamadığım bir konu var açıklarsan iyi olacak. Neden ona ikimizin birlikte olduğunu söylemiyorsun”
“Senin duygularını bilmediğim için söylemedim ve Taylan’ın garip bir huyu vardır. Lise çağlarında ben ne zaman bir kızla ilgilenecek olsam benden evvel harekete geçti. Senden hoşlandığımı söyleseydim ne yapardı bilemiyorum. Bu yüzden gizledim beni kabul ediyorsan onun yapacakları umurumda olmaz çünkü sen benim özelimsin, benim kadınım olacaksın. Bu sözlerimi seni ima etmeden kendisine de söyledim. Gençlikte olanlar umurumda değildi ama bu yaştan sonra kadınıma dokunacak olursan durumlar değişir dedim. Seni ilk kendisinin gördüğünü onun olduğunu söylüyor. Benim olacağını söylediğin anda yıllar önce aradığım kızı bulduğumu söyler onu senden uzak tutmak için ne mümkünse yaparım”
“Duygulardan bahsediyorsun, birbirimizi çok az tanıyoruz iki telefon görüşmesi, ayaküstü iki muhabbet ciddi olmak için yeterli değil. Nasılsa beni bulamayacak, aynı iş yerinde çalışıyorsunuz sen zorlanırsın şimdiden söyleyip strese girmenin bir mantığı yok.”
“Senin istediğin gibi olsun, Şeyda Hanıma, telefonunu verdiğin iş arkadaşlarına özellikle Zeno’ya onunla konuşmamalarını söyle. Oturduğun şehri bile söylemesinler”
“Yarın Şeyda abla ile konuşur durumu anlatırım”
“Ne zaman gelirsin? Uçakla mı otobüsle mi? Beşte mesaim bitiyor istediğin yerden istediğin saatte seni almaya gelirim”
“Yarın sana bildiririm, saati yine gece yarısı yaptık ikimizde işe kalkacağız. İyi geceler Oğuzhan”
“Seninle sabaha kadar konuşur yine işe giderim, gözlerin kapanıyor sana kıyamam iyi geceler unutamadığım kadın” dedim yüzünde güzel bir gülümseme oluştu. Bu bile bana yeterdi… Kapattı, kapattım çok yakında birbirimizin yanında olacaktık. Taylan an itibariyle Yasemin den uzak duracaktı, saçının teline bile dokunursa onu mahvederdim. Yıllar evvelinden beri benim için seçilmiş özel kadınımdı.
YASEMİN
Telefonu kapatır kapatmaz göğsüme bastırdım onu görünce sanki ezelden beri birlikteymişiz gibi içim rahatlıyordu. O kısacık anların hatırasını ikimizde yıllarca içimizde taşımıştık. Birbirimizi görmeden, bilmeden kaderin çarkları dönmüş dolaşmış yine bir araya gelmemize neden olmuştu. Onu reddetmeyecektim kalbim böyle deli gibi atarken nasıl hayır derdim.
Yine sayesinde sabahı sabah ettim… İlk işim Şeyda ablanın yanına gitmek oldu, işten ayrılacağımı söyleyince benim kadar üzüldü. Tüm olanları anlattım yıllar öncesini, ondan sonra havuzda karşılaşmamızı, sonra karşı odamda olduğunu Zeno sayesinde yeniden bir araya geldiğimizi ve Taylan’ın davranışlarını…
“İnanamıyorum Yasemin, yıllar önce seni ne çok arayıp sormuştu. Kader, tesadüf, alınyazısı tüm olaylar sizin birleşmeniz için bir araya gelmişler. Kendi adıma üzgün olsam da senin için mutluyum. O taylanmıdır yaylanmıdır kimse gelecek olursa belasını bulur. Şimdiden resepsiyon şefi Meral’e tembihlerim adını duyduğunda yerimiz yok desinler. Eğer bir şekilde gelirse ayrıldığını söylerim. Zaten kimse senin özel telefonunu bilmiyor, nerede oturduğunu da bilen yok.”
“Zeno’ya ulaşırsa”
“Zeno’yu merak etme bu hafta sonu İtalya’ya gidip kampa katılacak. İçin rahat olsun, gelecek yaz mutlaka bekliyorum. Olurda istediğin gibi ilerlemezse otelin kapıları ve benim kollarım her zaman sana açık olacak”
Üç gün sonrası için uçak bileti aldım, akşam saatlerinde İstanbul’a inecektim. Henüz bunu Oğuzhan’a söyleme niyetinde değildim geleceğim zamanı merakla beklemeliydi. Kalan zamanımı Şeyda ablamla birlikte eğlenerek geçirmeye başladık. Oteli kocasının sorumluluğuna bırakmıştı. Tabii Zeno da bizimle birlikte dolaşıyor ikide bir annesinde beni ikici aşkımdan da ayırdın senin yüzünden nereye kadar kalp ağrısı çekeceğim diyordu. Birkaç kez ensesine şaplak yedikten sonra nihayet sesini kesti. Bir ara Yaseminim hala seni unutmuş değilim yeniden başlayalım mı dedi. İzninle Şeyda abla diyerek kulağını sıktım bana karşı tazelenen aşkı o anda bitti. Neredeyse tüm koyları teknelerle gezdik, her yer ayrı güzellikteydi en beğendiğim koy ince kum olmuştu denizin dibini görebiliyordum. Bazı teknelerde gösteri yapılıyor şarkıcıya eşlik ederek zaman geçiriyorduk. Zeno bir âlem çocuktu şarkıcının söylediği sözleri diline doladı otele dönene kadar, arabada beş evde on beş dedi durdu.
Sabah biraz konuşmuştuk bir daha aramamıştım, birden görüntülü arayınca şaşırdım… Saçım başım dağınıktı plaj elbisesini bile üstümden çıkarmamıştım. Telefonu Şeyda ablanın eline tutuşturdum açtı şaşkınlıkla bana baktı hemen kapattı. “Ay bu numara seninkinin değilmiydi”
*****