-" Bazen gözlerin tanımadığını yüreğin tanır . Histen köprüler kurarsın , mesafeler utanır ... "
Almira'dan
Önüme koyduğu kağıt benim kurtuluşum gibiydi gözümde . Parmak uçlarımla tutup kendime yaklaştırdım . Maddelere bakmıyor tarihe dikkat kesilmiştim . 22 Ağustos ...
Daha 1 yıl vardı ama ben dayanırdım . Yeter ki şu gün gelsin . Yüzümde ki gülümsemeyi daha fazla saklayamadım .
-" Bakıyorum da çok sevindim . " sesindeki hoşnutsuzluk kafamı karıştırsa da ona baktım . Ellerini masaya dayamış , gözünü kırpmadan bakıyordu . Sevinmem onu her şekilde rahatsız etmişti . Bu yüz ifadesinden belliydi .
-" Çok sevindim . Senin gibi bir adamla geçirdiğim ilk günler cehennemden farksız değil . İnsanın eksik tarafıyla alay eden birisin . Sen beni kimsesizliğimle vurdun . Sevinmeyip de ne yapayım ? " afallamıştı . Masaya dayalı ellerini kaldırıp bacaklarına koydu . Gözlerini benden kaçırıyor , etrafa bakınıyordu .
Dediklerim sonuna kadar doğruydu . O benim kimsesizliğimle alay etmiş , yüzüme vurmuştu . Acımasız sözlerine karşı dayanaklı olacaktım ama ben böylesini ilk defa duymuştum .
Annesizliği , babasızlığı zaten şu günlerde iliklerime kadar hissediyordum bir de üzerine bu laflar ...
-" Ben , ben ... " elinde iki tabakta gelen garson nedeniyle sözü bölünmüştü . Önüme koyulan tabağa bakıp , teşekkür ettim . Oldum olası balığı severdim . Pek yetimhanede yapılmasa da Mavi ile kaçamak yapıp gelir yerdik .
Hiç çatal , bıçak kullanmadan elimle birer birer alıp yemeye başladım . İçimde ki burukluk az da olsa kendini göstermiyor , gizliyordu . Yemekle mutlu olmayı başaranlardandım . Ekmek sepetinden bir parça alıp arasına yerleştirdim .
Tam ağzıma atıp yiyecekken Savaş'ın bakışlarıyla kesiştim . Önündekilere dokunmamış , beni izliyordu . Ağzımda ki küçük lokmayı yutup , elimdeki tabağın kenarına koydum . Çatalsız yedim diye rahatsız mı olmuştu acaba ?
Aslında bunu düşünmem bile salaklıktı . Bana neler söylemişti ve eminim ki bir kez olsun durup da düşünmemişti . Şimdi ise ona karşı kalbini kıracak bir şey yapmama rağmen sırf balığı elimle yedim diye rahatsız oldu mu diye düşünüyordum .
Aramızda ki en büyük farkta bence buydu . Ben ince düşünen biriydim o ise düşüncesizin tekiydi . 22 ağustosu büyük bir heyecanla bekliyordum .
Yüzümde ki gülümseme ile tabağıma geri dönüp ekmeği ağzıma attım . Balık gerçekten mükemmeldi . Bir ara Mavi'yi de alıp buraya gelmeliydim . En azından eski günlerde ki gibi zaman geçirmeliydik .
Omuzlarımda ki şala daha da sarılıp etrafa bakındım . Yan masaya yeni yerleşen bir grup insan vardı . Biriyle göz göze geldiğimde küçükçe gülümseyip , önüme döndüm .
-" Şer*fsiz . " ağzının içinden söylediğini pek anlayamamıştım . Kısık bakışlarla az önceki adama bakıyordu . Benim ona baktığımı görünce kaşlarıyla balık tabağını gösterdi .
-" Yemeye devam et . Soğumasın . "
***********
Biten yemeklerle sandalyeden kalkıp omuzlarımda ki şalı masaya koydum . Savaş hırslı bir şekilde hesap ödemeye gitmişti . Zaten yemek boyunca yanımızda ki masa da oturan insanlara daha doğrusu o adama ters ters bakmıştı .
Üzerimi düzeltip önüme gelen saçlarımı geriye savurdum . Yan masada ki adam o kadar yüksek kahkaha atıyordu ki kısa bir bakış attım . Bana olan kaçamak bakışları da neydi ? Benim baktığımı fark edince daha da yüksek kahkaha atmaya başladı .
Dikkat çekmeye çalışmıyordu değil mi ?
Masanın üzerinde ki ıslak mendilden bir tane alıp ellerimi sildim . Balık kokmaya devam ediyordu . Daha fazla koklamamak için iki yanıma koydum ellerimi . Savaş hala gelmemişti .
-" Merhaba . Rahatsız ediyorum ama bir şey soracaktım ? " yanı başımdan gelen o kart sesle hafif sıçramış bir kaç adım geriye gitmiştim . Savaş'a bakınırken bir kaç saniyeliğine dalmıştım .
O kahkaha atan adam hemen yanımda durmuştu .
-" Anneniz acaba bir terörist miydi ? " sorulan soru ile öylece suratına baktım . Yüzünde ki o gülüş benim bu tepkisizliğimle daha da büyüdü . Saçlarına sürdüğü joleden dolayı katı duran başıyla oldukça komedi gibiydi .
-" Nasıl yani ? " tekrar yüksek bir kahkaha atıp elinin birini bacağına koydu . Arada da dilini çıkartıyordu .
-" Bomba gibi bir kız yapmışta ondan sordum . " kulaklarım duymaz olsaydı keşke . Yüzüm buruşturarak yutkundum . Yan masada ki diğerleri de gülüyordu . Bu bir şaka mıydı ?
-" Ben o bombayı alır senin müsait bir yerine sokarım . 40 gün 40 gece oturamazsın , yeni sünnet olmuş çocuk gibi dolanırsın etrafta . " Savaş sinirle kolunda ki saati masaya koydu . Telefonunu da cebinden çıkartıp elime tutuşturdu . Yavaş yavaş gömleğinin kollarını da katlıyor , karısında ki o adama bakıyordu .
-" Kusura bakma kardeşine de göz koymuş gibi olduk ama annenizin elinden öpmek ist-"
-" O benim karım lan ! " eliyle yumruk atıp adamı yere düşürmüştü . Elimle ağzımı kapatıp ona baktım . Yere düşen adama fırsat vermeden üzerine oturmuş , vuruyordu .
-" Savaş dur artık ! " elimi ağzımdan çekip kollarından tutmak istedim ama o kadar hızlıydı ki gücüm yetmiyordu . Onun oturduğu masaya doğru baktığımda yeller esiyordu . Az önce dolu olan masa da bir Allahın kulu yoktu .
Kollarını tutup kendime doğru çekmeye çalıştım . Hırsla kolunu çekince geriye yalpalamış , dengemi kaybetmiştim . Masanın sivri yerine denk gelen belimle , acıyla bağırdım .
O kadar bağırmama , kolunu tutmama rağmen ayrılmayan koca adam bağırışıma durmuştu . Kafasını bana doğru döndürüp baktı . Benim yerde acıyla oturduğumu görünce adamın üzerinden kalktı .
-" Oradan uzaklaş ! Polis ! "
***********
-" Hepsi senin yüzünden ! " bana doğru bağıran adamla oturduğum betondan kalkıp tam karşısında durdum . Acımdan dolayı bir karşılık veremesem de susmak bilmemişti .
-" Benim yüzümden öyle mi ? Adama saldıran sendin . Ben mi dedim saldır diye . Kudurmuş köpekler gibi dolanıyorsun etrafta . " bu dediğimle burnundan gülüp , burun kemerini sıktı .
-" Adam bomba dedi sana farkında mısın ? Artık adama nasıl baktıysan bomba sıfatına soktu se- " yüzüne attığım tokat hem onu durdurmuş hem de karşı da oturan polisin dikkatini çekmişti . Bildiğin bana iğrenç kadın muamelesi yapmıştı .
Oysa ki ben hiçte bir şey yapmamıştım .
-" Sen iğrençsin . 22 Ağustos hemen gelse de senden kurtulsam , seninle aramızda ki bu nefret ettiğim bağ kopsa . " yanağıma akan yaşın izlediği yol beni mahvediyordu . Kafası yana yatmış halde öylece duruyordu .
Kafasını yavaşça kaldırıp gözlerime değdirdi gözlerini . Yaşlarımı takip ediyordu karaları . Üzerimde ki kıyafetle silip az önce kalktığım betona oturdum . Ayaklarımı kendime çekip başımı koydum .
Şu nezarethane bile kalbim kadar soğuk değildi ...
Kalbimde ki kırgınlıklar hançer misali saplanıyor , parçalara ayırıyordu . Nefesim kesiliyordu .
-" Kalk oradan . Şu battaniyenin üzerine otur , beton soğuktur . " onun dediklerine hiçbir tepki göstermedim . Dengesizdi . Her şeyi diyor , benden tepki alınca da yaşanmamış gibi davranıyordu .
-" Kalk dedim sana . Bak hasta olursan bakıcılık falan yapmam sana . Ne de olsa annen değilim s- " son cümlesini bitirmeden susmuştu . Bunu neden yapıyordu ki ? Bu kadar kötü biri değilim ben . Ona karşı kırıcı da olmadım hiç . Ağzımdan kaçan hıçkırıkla daha da gömdüm yüzümü bacaklarıma .
Boğazımı yakan yumru bitmiyordu . Ben yutkundukça gözyaşlarım çoğalıyordu . Titrek bir nefes verdim .
-" Kızı ağlatmaya utanmıyor musun lan sen ? "
-" Beni oraya getirtme yediğin dayağı aratırım sana . Bomba misali elimde kalırsın ."Yan tarafımdaki hareketliliğin ardından kollarımdan çekilip ayağa kaldırıldım . İttirmek için ellerimi kullansam da Savaş battaniyeyi yere sermiş , tekrar kollarımdan tutarak oturtmuştu . Kendi de yanıma oturup başımı omzuna koydu .
-" Özür dilerim . Ben , ben patavatsızlık yaptım ve söylememem gerek saçma sapan şeyler söyledim . "
-" Yaşlarını da sil lan geri zekalı ! " karşı nezarethane de oturan adama sinirli bir bakış attı .
-" Sen dua ette benden sonra çık , yoksa senin ebeni belleyeceğim . "
***********
Açılan demir parmaklar ile dışarıya çıktım . Arkamdan gelen Savaş'ı beklemeden yürümeye başladım .
-" Savaş Bey kusura bakmayın biraz geç kaldım . Duruşmam vardı yoksa beni biliyorsunuz konu siz olunca hemen gelirim . " avukatın korku dolu sesine göz devirdim . Korktuğu kişi de adam olsa .
Sert zannettiği bakışları ve karşısındakini umursamadan söylediği laflar olmasa bırak korkutmayı , insana kendini güldürürdü . Açtığım kapı ile karakoldan çıktım . Hafif rüzgarlı havayı derince soludum .
Orada onunla yalnız kaldığım için bir an nefessiz kalacağım zannetmiştim . İnsanın hayat enerjisini sömürüyordu .
Az ileride ki tanıdık arabayı görmemle oraya gittim . Savaş hala avukatla konuşuyordu . Her ne söylüyorsa kaşları çatılmıştı . Etrafı kontrol edip tekrar avukata döndü . Kulağını avukata yaklaştırıp dikkatle dinliyordu .
Başını sallayıp cebine elini attı . Kısa süre sonra yaslandığım arabanın kilidi açılmıştı . Başıyla arabayı işaret edip binmemi söyledi . Açıkçası şu an bu dediğine itiraz edemeyecektim . Hava akşam vakti olduğu için soğuktu
Kapıyı açıp ön tarafa oturdum . Dışarıya nazaran daha sıcaktı içi . Bugün yaşadıklarım yüzünden oldukça yorulmuştum . Hem bedenen hem de zihnen . Duyduklarım , gördüklerim hepsi ağırdı .
Evet hayatım boyunca hep bir savaş içindeydim . Hayata karşı tüm gücümle , benliğimle savaş açmış , bu yaşıma kadar gelmiştim . Mavi'yi büyütmüştüm . Hatta söz verdiğim gibi ailesini de bulmuştuk . Tabi biraz tuhaf yollardan olmuştu ama yine de bulmuştuk .
Bu buluş benim için biraz kötü sonuçlar doğursa da Mavi mutluydu ve onun mutluluğuyla yaşayabilirdim .
Sırtımı koltuğa daha da yaslayıp bacaklarımı bağdaş şekline getirdim . Koltuk kirlenecekti ama bu hiç umurumda değildi . Üzerime çöken ağırlıkla esnedim . Uykum gelmişti ve arabanın sıcaklığı beni mayıştırıyordu .
Kafamı cama yaslayıp gözlerimi kapattım . Zihnim o karanlıkla savaşmayı bırakmış , yenilmişti .