... Sessizdi genç adam, soluklarını yavaşça alıyordu. Genç kızın odasında, başucundaki sandalyede oturuyordu. Kalbi delice çarpıyor, bakışlarını bir an bile üzerinden ayırmıyordu. Hastane odasındaydı, arkadaşının söylediği iki kelime tüm dengelerini tepetaklak yapmıştı. O an ne toplantı ne de şirket umurunda olmamış, kendine geldiği gibi hastaneye koşmuştu. İnanamıyordu, inanmak istemiyordu hala. O nasıl, nasıl bu kadar hasta olabilirdi? Nasıl ölümle burun buruna olabilirdi? Hastaneye geldiği anları hatırlamıyordu bile, aklı öylesine yerinden çıkmıştı ki arabayı son hızla kullandığını bile fark etmemişti. Koca hastanenin bahçesinde dakikalarca bir başına oturmuş, binayı ve giriş kapısını izlemişti. Arkadaşından duyduklarının bir kabus olmasını defalarca dilese de biliyordu gerçekti.

