Evden çıkıp el ele yürümeye başladılar. Öykü elinin sıkıca kavranarak tutulmasını seviyordu. Güçlü parmaklar koruyucuydu. Sahile doğru yürüdüklerinde deniz kenarında oturacaklarını anladı. Deniz aşığı bir adamın da başka yerde konuşma yapması beklenemezdi. Belki yine güzel bir hikâye ile anlatır diye düşündü. Gökmen’in gerçekleri deniz dili anlatmasını seviyordu. Dönüp yüzüne baktı. Ciddi ifadesi ile karşıya bakıyordu. Bu ifadeyi ilk gördüğünde ne kadar korktuysa ardından gelen sıcacık gülümsemeye o kadar vurulmuştu. Beklediği gibi Gökmen de ona bakıp gülümsedi. Yürüyüş alanları ve kafeler dolu olsa da kumlarda artık kimse yoktu. Gündüzün sıcaklığına ters olarak soğumuşlardı. Kum tanelerini ayaklarının altında ezerek ışıkların az vurduğu bir yer seçtiler. Buraya daha az insan sesi geliyo

