"Kafasına ne düşmüş ki?" Hei, düşünceli bir şekilde konuştuğunda dudaklarımı büzdüm. Ardından genişçe gülümsedim. "Artık ne düştüyse iyi olmuş, oh olmuş yani." Kızlar da bana eşlik ederek güldüğünde Minah getirdiği kahveleri masaya bırakıp karşımdaki sandalyeye oturdu. "E şimdi senden haber beklemiyor mu?" Kafamla onu onayladığımda kaşları çatıldı. "E niye buradasın?" "Çok güzel peşimden koşuyor. Biraz koşsun." Yaptığım açıklama tekrar hepsinin gülmesine neden oldu. Dün geceden beri içim içime sığmıyordu. Ona hala kızgın olabilirdim ama bu kızgınlığı peşimde koşturarak atacağıma inancım tamdı. Hala, bana o küçük şeytanı savunduğunu unutmamıştım. Okulda onunla karşılaşmamak için özel bir çaba harcamış ve dersim biter bitmez bara gelmiştim. Kızlarla buluştuğumda ise her şeyi en ince ay

