Bölüm 3

1960 Kelimeler
“Evet bebeğim, evet işte böyle” diye bağıran, Mete’nin göz kapakları zevkle kapanırken başını arkaya atarak inledi. “Daha sert em bebeğim” derken kızın saçlarına doladığı eliyle kafasını erkekliğine doğru bastırıyordu. Onun söylediklerini yerine getiren kız ise Mete’nin daha çok bağırmasına ve konuşmasına sebep oluyordu. Sürekli bir şeyle diyen Mete seks esnasında oldukça gevezeydi. “Ah o dilin eveeett” diye solurken odanın içinde yankılanan telefon sesiyle “siktir hiç durma devam et” diyerek onun kafasını bastırmaya devam etti. İlk çalıştan sonra susan telefon ikinci defa çalmaya başladığında, Mete “kim bu gereksiz” diye homurdanarak telefonuna uzandı. Kız hala sertçe erkekliğini emerken Mete’nin kasları gerilerek boşalmak için kasılmaya başlamıştı. Göğsü şiddetle inip kalkarken elindeki telefona odaklanmaya çalıştı. Gözlerini birkaç defa kırpıştırdıktan sonra yazıyı okuya bilmişti. “Minik Fare” “Siktir” diyerek kızın saçından tutup kafasını kaldırırken “dur biraz” diyerek elinde tekrar çalmaya başlayan telefonu cevapladı. Açar açmaz Melis “bil bakalım neredeyim” dediğinde Mete yutkunarak “neredesin minik fare” diye soluduğunda Melis “koşuda mıydın sen” dedi. Mete önünde dizleri üstüne çökmüş güzelliğe bakarken “ya evet yeni koşudan döndüm” dediğinde Melis “bu saatte mi? Abi saat gecenin biri” dedi. Mete onu anlamayarak “orada bir olabilir minik fare ama burada” demişti ki etrafına bakıp masadaki saatini görerek “bir dakika burada da bir” dedi. Melis hattın diğer ucundan kıkırdarken “on dakikaya yanındayım abicik” diyerek telefonu kapattığında bir süre telefona şaşkınlıkla bakan Mete “kahretsin” diyerek yataktan fırladı. Yerde atılı olan pantolonuyla tişörtünü giyinirken hala dizlerinin üstünde şaşkınlıkla onu izleyen kıza “kalk ve giyin” dedi. Kız “ama” demişti ki pantolonunu giyen Mete onu kolundan tutup kaldırırken kızın beline sıyrılmış elbiseyi aşağıya çekiştirdi. Kızın yere attığı çantasını alıp eline tutuşturduktan sonra kapıya doğru sürüklerken “acil durum bebeğim ben seni arayacağım” dedi. Kız “sen yoksa evli misin?” derken Mete gözlerini irileştirerek “yok daha neler” dedikten sonra onu kapıdan çıkartarak asansöre yönlendirdi. Asansörün düğmesine bastıktan sonra yukarı çıkmasını beklerken gelen asansörün içine kızı itmeden önce dudaklarına kısa bir öpücük bıraktı. Asansörün kapıları kapanmadan önce “arayacağım” diyerek hızla eve geri koşmuştu. Az önce çıktıkları misafir odasına giderek hemen yatağın üstündeki çarşafı topladı. Dolaptan aldığı yeni çarşafları serdikten sonra kirlileri alarak banyoya attıktan sonra tişörtünü odadan alıp giymişti. Bunları yaparken tekrar nefes nefese kalmıştı. Terden hafif nemli ve dağılmış saçlarını eliyle düzeltirken kapı çaldı. Mete yüzüne yerleştirdiği gülümsemeyle kapıya gittiğinde daha kapıyı açar açmaz Melis kucağına atlamıştı. “Abicik” diyerek sıkıca sarılırken Mete de onun saçlarına yüzünü gömüp “hoş geldin minik fare” dedi. Melis sarıldığı gibi hızla geri çekilirken arkasındaki pembe valizini kapıda bırakarak içeri girdi. Mete onun ardında bıraktığı valizi alıp içeri çekerken Melis ceketini çıkartarak koltuğa atıp ona döndü. Mete onun fırlattığı cekete bakarak kapının yanındaki dolabı gösterirken “burada askı var Melis” dediğinde, Melis onun haline gülümseyerek “gerçekten mi abi ya of” diyerek onu inceledi. Mete’nin üstündeki tişörtü fark ederken ona yaklaşarak “ters mi giydin sen bunu” dediğinde Mete dikişleri dışında olan tişörte bakarak “of kahretsin” dedi. Melis onun boynundaki izi de gördüğünde çenesinden tutup kafasını yana çevirirken “ne bu halin senin” dedi. “Ne varmış halimde” diyen Mete yerinde kıpırdanırken, Melis ona yaklaşıp kokladı. Yüzünde genişçe bir sırıtışla geri çekildiğinde “sen seks mi kokuyorsun” deyince Mete’nin ağzı açık kalmıştı. “Ne seksi Melis ne saçmalıyorsun sen” diye kekelerken Melis “ah kahretsin seni aradığımda” diyerek eliyle ağzını kapattı. “Kes şunu” diyen Mete onun yanından geçmeye çalışırken Melis “ah yani, o burada mı?” dedikten sonra arkasını dönüp Mete’nin odasına ilerlerken “erkek arkadaşın nerede” dedi. Mete “saçmalama Melis kimse yok” diyerek onu takip ederken Melis’in bavulunu misafir odasına bıraktıktan sonra odasını karıştıran kardeşinin yanına gitti. Melis onun odasına baktıktan sonra misafir odasına da baktı ama kimseyi bulamadı. Koridorda durup ellerini beline yerleştirirken “hadi ama abicik nereye sakladın sevgilini” dediğinde Mete “çoktan gitti Melis” dedi. Melis oflarken “iyi git bir duş al o zaman” diyerek salona yönelirken Mete, Melis’in daha önceki sözlerini hatırladı. Melis’in arkasından giderken “sen seks kokusunu da nereden biliyorsun” diye sinirle sorduğunda Melis bar tezgahının arkasındaki dolaptan içecek bir şeyler arıyordu. Bir bira alıp çıkartırken dolapları karıştırarak açacak aradı. Mete onun arkasından gelerek elindeki birayı alıp dolaba koydu. Melis o çekilir çekilmez eğilip dolaptan tekrar birayı alırken Mete “Minik Fare” diye tısladıktan sonra kardeşini omuzlarından tutarak kendine çevirdi. “Of yapma ama abicik seninle bu konuyu konuşmayacağım.” “Melis senin daha yaşın kaçta böyle şeyleri biliyorsun.” “Senden dört yaş küçük yani yirmi bir abicik. Yani oldukça büyük” derken onun yanından geçip koltuklara yönelen Melis, sehpadan televizyonun kumandasını alarak karşısındaki koltuğa yayıldı. Mete kardeşinin tavırlarındaki değişimi fark etmişti. Beş ay önce gelen Melis ile şimdiki Melis arasında dağlar kadar fark vardı. Melis televizyondaki kanalları karıştırırken Mete onun yana oturarak kardeşinin yüzüne baktı. Melis o yokmuş gibi kanallar arasında gezmeye devam ediyor, Mete de gözünü kırpmadan ona bakıyordu. Sonunda pes eden Melis olurken gözünü televizyondan ayırmadan “annemle babam boşanıyor” dedi. Mete bir an yanlış duyduğunu sanarak “anlamadım” dedi. Melis dolu dolu gözlerle ona dönerken “annem babama dava açtı, babam çıldırdı ve çok kötü şeyler oldu” diyerek Mete’nin göğsüne atladığında Mete kollarını ona sardı. Melis hıçkırırken Mete’nin kalbi annesi için korkmuştu.” Anneme zarar verdi mi?” dediğinde Melis göğsünde kafasını iki yana sallarken “durmadan bağırdılar, sen gittikten sonra zaten çok kavga ediyorlardı ama bu sefer her şey karıştı annem evi terk etti. Ben de daha fazla dayanamayarak buraya geldim” diyen Melis burnunu çekerken “bir süre senin yanında kalabilir miyim?” dedi. Onun saçını okşayan Mete “tabi ki kalabilirsin minik fare” dedi. Melis’in söyledikleri annesi için endişelenmesine sebep olmuştu. Babası onlara ne kadar kötü davranırsa davransın her zaman annesini sevmişti bundan emindi Mete. Korktuğu babasının tamamen kaybettiğini anladığında yapacaklarıydı. “Annem nerede kalıyor.” “Dernekten bir arkadaşının yanında ama ev aramaya başladı.” “Ona benimle gelmesini söyledim ama” dedikten sonra susan Melis “sanırım senin onu istemeyeceğinden korktu” dedi. Mete sessiz kalırken Melis de hiçbir şey söylemedi. Saatler sonra kapı çaldığında ikisi de yerinden sıçrarken Melis ona endişeyle bakarak “bu saatte kim ki” dediğinde Mete “Bora olmalı arada bir burada kalır” dedi. Ayağa kalkıp kapıyı açtığında tahmin ettiği gibi Bora karşısındaydı ve her zamanki gibi dağılmıştı. Mete onu görür görmez “kavga mı ettin” derken Bora cevap vermeden içeri girdiğinde koltukta onlara merakla bakan Melis’i görünce kapının önünde kaldı. Mete’ye dönerek “misafirin olduğunu bilmiyordum” derken sesi sıkıntılıydı. Mete ona cevap vermeden koltuktan fırlayıp sekerek yanlarına gelen Melis Bora’ya elini uzatarak “ben Melis, kardeşiyim” diyerek sırıttı. Bora’nın kaşları çatılırken Mete’ye göz ucuyla baktığında onun omuz silktiğini görünce Melis’in elini sıkıp “Bora, Mete’nin patronuyum” dedi. Melis’in gözleri irileşirken “aaa sen şu dilinden düşürmediği patronusun” dedikten sonra Bora’yı inceleyerek “ya ben seni göbekli bildiğin ton ton bir amca hayal ediyordum ama sen tam bit taşsın” derken aklına gelenle gözleri daha da irileşip “yoksa siz” diyerek Mete’ye döndü. Mete onun ne söyleyeceğini anlar anlamaz “saçmalama Melis” dedikten sonra onun kolunu tutup Bora’nın önünden çekerken “misafir odası boş Bora” dedi. Bora kafasını sallayarak onu onayladıktan sonra misafir odasına yöneldiğinde kardeşinin kolunu sertçe sıkan Mete onu kendine çevirerek “ne yapıyorsun sen” dedi. “Hadi ama abicik bana gerçekleri anlatabilirsin yoksa patronun sevgilin mi?” Artık tamamen sinirlenmeye başlayan Mete gözlerini kısarken “beni kızdırma Melis” diye tısladıktan sonra “etrafımdaki her erkeğin sevgilim olabileceğini düşünmekten vazgeç” dedi. Melis onun sesindeki öfkeyi fark ederken “üzgünüm sadece merak ettim” dediğinde Mete onun kolunu serbest bıraktıktan sonra “merak filan etme, herksin yanında bunu dile getirmekten de vazgeç” dedi. Melis kafasını eğip “özür dilerim” dediğinde Mete onun üzgün durmasına dayanamayarak “her neyse minik fare hadi yatalım artık yarın işe gideceğim” dedi. Melis gülümseyerek kafasını kaldırırken Mete ile birlikte onun odasına yöneldiğinde “ama ben nerede yatacağım” dedi. Mete kendi odasına girerken “sen burada kal ben salonda yatarım” dediğinde “ah bavulum” diyen Melis misafir odasına yönelerek bavulunu almak için kapıyı açmıştı. Kapıyı açara açmaz ise gördükleriyle ağzı açık kaldı. Bora altında sadece eşofman altı elinde tuttuğu tişörtle duruyordu. Melis kapıyı açtığında kafasını kaldırıp ona bakarken Melis’in gözleri birkaç defa onun üstünde gezdi. Bora onu bakışlarının dikkatini çekmek için boğazını temizleyip “bir şey mi vardı” dediğinde, Melis gözlerini onun gözlerine çevirerek “şe-şey bavul” dedi. Arkasından gelen Mete, Bora’nın halini görünce kolundan tutup çektiği kardeşini odaya doğru iterek “kusura bakma patron bavulunu alacaktı” dedikten sonra Melis’in duvar kenarında duran pembe bavulunu aldı. Melis’i tekrar odaya doğru iterken Melis, Bora’ya “iyi geceler” diye bağırdı. “Yürü” diyen Mete ise kardeşine kızgınlıkla bakarken Melis ona sırıtarak odaya girdi. Mete onun arkasından odaya girer girmez “ne yapıyorsun sen Melis” dedi. Melis’in bavulunu odanın ortasına bırakırken kollarını göğsünde bağlayarak kardeşine döndü. Melis “ne yapmışım” diyerek onun önündeki bavulunu eğilip açtı. Mete “adamın odasına öyle pat diye dalınır mı Melis” dediğinde Melis çıkarttığı geceliğiyle ayağa kalkarken “bir an aklımdan çıkmış abicik ne var bunda” dedi. Arkasını dönüp banyoya ilerlerken Mete onu takip ederek “ne oldu sana böyle, ne zaman bu kadar utanmaz oldun” dediğinde, Melis’in adımları durmuştu. Mete de ona döneceğini sanarak dururken Melis “belki de ben yıllardır böyleydim de sen yanımda olmadığın için şimdi fark edebildin” diyerek banyoya gidip kapıyı arkasından kapattı. Mete onun sözleriyle küfür edip eliyle saçlarını karıştırırken kardeşinin içten içe hala ona kızgın olduğunu anladı. Melis yıllar önce ona git demişti ama belli ki istediği farklıydı. Banyodan su sesi geldiğinde Mete şimdi konuşamayacaklarını anlayarak dolaptan yastıkla örtü aldıktan sonra odadan çıktı. Koltuğa uzanıp sehpada duran telefonu eline aldığında o daha ne yaptığını bilmeden parmakları arama tuşuna basmıştı. Telefon kulağına götürürken nefesini tutmuş karşıdan gelecek sesi bekliyordu. “Efendim” diyen Asuman Hanım’ın ince ama güçlü sesini duyduğunda Mete gözlerini kapatırken “neden şimdi” diye fısıldadı. Asuman Hanım iç çekerek “oğlum” dediğinde Mete gözlerini sımsıkı kapatarak “neden şimdi anne” dedi. Karşıdan bir süre ses gelmezken Asuman Hanım’ın titrek sesi “okulun bitti, hayatını kurdun” diye fısıldadığında Mete cevabını almıştı. Sımsıkı kapattığı gözlerinden yaşlar süzülürken “biliyordum” dedikten sonra boğazında büyüyen yumruyu rahatlatmak için yutkunarak “teşekkür ederim” dedi. “Oğlum seni çok özledim” diyen Asuman Hanım hıçkırırken Mete de daha fazla dayanamadı. Eliyle ağzını kapatıp hıçkırığını bastırdıktan sonra derin derin soluyup “neden hiç aramadın, özlediysen neden sesimi duymak için aramadın” diye yakındı. “Yapamazdım. Hayallerini riske atamazdım.” Mete bu sözlerle telefonu kapatırken doğrularak dizlerini kendine çekip dizlerine sarıldı. Yıllardır içine gömdüğü özlem gün yüzüne çıkarken omuzları sarsılarak ağlamaya devam etti. İlk geldiği yıl yeni bir çevreye alışmaya çalışmanın telaşıyla Mete hiçbir şeyi fark edememişti ama sonra düşündükçe anlamıştı. Okuduğu bölüm ona hesabın nasıl yapıldığını çok iyi öğretmişti. Mete okul ücretlerini kaldığı yurdun ücretlerini ve diğer masraflarını hesapladığında bir bursun karşılayabileceğinden çok fazla olduğunu anladı. İlk yıl hayallerine kendini fazla kaptırmamış olsaydı, daha en başta anlardı ama Mete’nin gözünü açması biraz uzun sürdü. Üçüncü yılında staj yaptığı şirketten maaş almaya başladığında hesabına yatan parayı geri göndermeye başlamıştı. Staj harici şirkette yarı zamanlı çalışmaya başlarken mezun olduğu yıl Bora ile tanıştığında onunla çalışmaya başladı. Bir yıldır ona para gönderen hesaba düzenli olarak geri ödeme yapıyordu. İçten içe bildiği her şey şimdi tüm gerçekliğiyle açığa çıkmıştı. Yıllardır tahmin etiği gibi Asuman Hanım tam bursunun sahibiydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE