7. Bölüm
Berke telefonu çıkardı.
Parçalanmış ekranda “Bilinmeyen” yazıyordu.
Bir süre baktı. Sonra büyük bir merakla açtı.
Berke: Alo.
??: Yorucu bir gündü.
Berke kaşlarını çattı.
Berke: Kimsin?
??: Bir dost diyebilirsin.
Berke: Dün mesaj atan sen miydin?
?? (alaycı): Çok zekisin.
Berke’nin sesi sertleşti.
Berke: Neden bana yardım ediyorsun?
??: Günü geldiğinde öğrenirsin.
Kısa bir duraksama.
??: Şimdi Ferhan’la ilgili ne yapmayı düşünüyorsun?
Berke’nin çenesi sıkıldı.
Berke: Elindeki her şeyi almayı.
??: Sana göndereceğim belgelerle onu hapse attırabilirsin.
Berke gözlerini kıstı.
Berke: Bu iyiliğin karşılıksız kalmayacak, değil mi?
??: Hayır.
Berke: Ne istiyorsun peki?
??: Günü geldiğinde öğreneceksin.
Telefon kapandı.
Berke bir süre öylece kaldı.
Sonra arabayı çalıştırdı ve eve doğru ilerledi.
Saat geç olmuştu.
Evin önüne geldiğinde arabayı durdurdu. Motoru kapattı ama inmedi.
Bir süre sadece eve baktı.
Berke (kendi kendine):
Bu evi cehenneme çevireceğim…
Ferhan’ı da… kızını da beni yakan bu evde yakacağım.
Ailemin… çocukluğumun intikamını alacağım.
Derin bir nefes aldı.
Sonra arabadan indi.
Kapıyı açıp içeri girdi.
Ev sessizdi.
Ama yukarıdan gelen hafif bir ağlama sesi vardı.
Berke merdivenlere yöneldi.
Adımlarını yavaşlattı.
Dinledi.
Su ağlıyordu.
Önce kendi odasına girdi.
Kapıyı kapattı.
Oda temizlenmişti.
Bir süre öylece durdu.
Su’nun sesi hâlâ geliyordu.
Berke gözlerini kapattı.
Düşündü.
Berke (kendi kendine):
Şimdi… ona yaklaşmam için en doğru zaman.
Kapıyı açtı.
Su’nun odasına doğru yürüdü.
Kapıyı açtı.
Su yatağın yanında yere çökmüştü.
Başını dizlerine gömmüş ağlıyordu.
Kapı açılınca başını kaldırdı.
Gözleri kıpkırmızıydı.
Su: Neden beni yalnız bıraktın?
Berke yanına yaklaştı.
Berke: Artık yalnız bırakmayacağım.
Su’nun gözlerinden yaşlar aktı.
Su: Annemi istiyorum…
Berke eğildi.
Ona sarıldı.
Berke: Şşş… ağlama.
Su sessizdi ama ağlıyordu.
Berke onun saçlarını okşuyordu.
Dışarıdan bakıldığında sakindi.
Ama içinde büyüyen öfke hiç dinmiyordu.
Su’yu yavaşça kaldırdı.
Yatağa uzandırdı.
Üzerini düzeltti.
Berke: Baban nerede?
Su: Bilmiyorum… beni eve bıraktı ve gitti.
Gelmeyeceğini söyledi.
Berke: Anladım.
Su: Uyumak istiyorum.
Berke: Yemek yedin mi?
Su: Hayır.
Berke kısa bir an düşündü.
Berke: Önce biraz yiyelim. Dışarıdan aldım.
Su: İstemiyorum.
Berke: Böyle olmaz, güzelim.
Su bir anda Berke’ye sarıldı.
Sıkıca.
Bir süre sonra birlikte aşağı indiler.
Berke yemekleri masaya koydu.
Su zorla yiyordu.
Berke de yemeye çalışıyordu.
Ama ikisi de aslında hiçbir şey hissetmiyordu.
Yine de hayat devam ediyordu.
Yemekten sonra salona geçtiler.
Berke bir film açtı.
Koltuğa uzandı. Viski bardağını onuneeki masaya bıraktı
Su: Yanına gelebilir miyim?
Berke: Tabii, gel.
Su yanına uzandı.
Berke kolunu onun etrafına doladı.
Onu kendine çekti.
Eli belindeydi.
Sonra yavaşça karnına kaydı.
Onu okşuyordu.
Su elini Berke’nin elinin üzerine koydu.
Başını kaldırdı.
Ona baktı.
Dudakları çok yakındı.
Nefesleri birbirine karışıyordu.