TEHDİT

761 Kelimeler
9. Bölüm Kapı sesi ikisini de o huzurlu uykudan uyandırdı. Ferhan kırgınlık ve sinirle ikisine bakıyordu. (Berke’nin iç sesi: Mükemmel.) Ferhan’ın gözlerinin içine baktım. Su yorgana sarılmıştı. Su: Baba, açıklayabilirim… Ferhan sinirle ama bir o kadar da sakinliğini koruyarak Berke’ye baktı. Ferhan: Aşağı gel. Ve aşağı indi. Berke yataktan kalkarken Su onun kolunu tuttu, gözleri doluydu. Berke elini Su’nun yanağına koydu. Berke: Korkma bebeğim. Üstünde sadece dizlerinin biraz üstünde bir şort vardı. Kapıya doğru ilerledi. Su hemen üstünü giyindi. Su: Berke dur… Berke kapının önünde durup ona döndü. Su hızlıca yanına geldi. Berke: Burada kal ve çıkma. Su sessizce kafasını salladı. Ne yapacağını bilmiyordu. Odanın içinde telaşla dolaşmaya başladı, ağlıyordu. Berke aşağı indiğinde Ferhan’a doğru yürüdü. Ferhan’ın arkası dönüktü. Ferhan döndü. Berke’nin boynundaki ve göğsündeki izleri gördü, gözlerini sıktı. Parmağını kaldırıp salladı. Ferhan: Bana bak, kızımdan uzak dur. Berke Ferhan’a doğru birkaç adım attı. Ciddi bakışlarla yaklaştı. Ferhan parmağını indirdi. Berke: Artık çok geç. Ferhan: Ne diyorsun lan sen? Berke: Ailemi elimden aldığın gibi… ben de kızını senden aldım. Ferhan’ın bakışları bir anda değişti. İçini bir tedirginlik kapladı. Her şeyi öğrendi mi diye düşündü. Ferhan: Sen… sen ne demek bu? Berke: Ne demek olduğunu anladın. Şimdi çık evimden. Ferhan: Kızımı almadan gitmem. Berke: Çık dedim. Berke onun üzerine yürüdü. Ferhan bir adım geri attı. Sinirle arkasını dönüp evden çıktı. Kapı sertçe kapandı. Berke bir an olduğu yerde durdu. Sonra derin bir nefes alıp merdivenlere yöneldi. Ağzında mırıldandı: Berke: Kızını almakla yetinmeyeceğim… artık aldığın nefes bile benim olacak. Su odada hâlâ ağlıyordu. Berke içeri girer girmez Su ona koştu ve sarıldı. Titriyordu. Berke onu sıkıca sardı, saçlarını yavaşça okşadı. Berke: Şşş… sakin ol, ağlama bebeğim. Su: Ne yapacağım ben… Berke: Şş, sakin ol dedim. Su hiçbir şey söylemeden ona daha sıkı sarıldı. Berke bir an boşluğa baktı. Yüzünde kısa bir gülümseme belirdi, sonra tekrar ciddileşti. Berke: Bir şey yapmayacaksın. Kabul edecektir. Su: Ama bu yaptığımız yanlıştı… Berke: Yanlış olan bir şey yok güzelim. Bizim aramızda kan bağı yok, birbirimizi seviyoruz. Su: Babam beni affetmeyecek… Berke: Affetmek zorunda. Su: Ne demek bu? Berke: Sen onun kızısın. Birkaç gün kızgın olur, sonra affeder. Su: Öyle mi diyorsun? Berke: Evet. Su: Lütfen beni bırakma… Berke: Asla… bırakmam. Su: Seni çok seviyorum. Berke: Ben de seni. Berke geri çekildi, Su’nun yüzüne baktı. Berke: Hadi duş alalım, sonra kahvaltı yapıp dışarı çıkarız. Su: Sen gir duş al, sen çıkana kadar ben kahvaltı hazırlarım. Kahvaltıdan sonra duş alırım. Berke hafifçe yaklaştı, dudaklarına baktı. Berke: Neden beraber almıyoruz? Su cevap veremeden Berke dudaklarına kısa bir öpücük bıraktı. Su karşı koyamadı. Duşa birlikte girdiler. Suyun sesi banyoyu doldururken Su’nun kalbi hızlanıyordu. Berke’ye doğru yaklaştı. Berke onu duvarla arasına aldı. Çenesinden tutup kendine çekti ve öptü. Bir süre sonra hazırlanıp aşağı indiler. Mutfakta beraber kahvaltı hazırlamaya başladılar. Ortam, biraz önce yaşananlara rağmen garip bir şekilde sakindi. Berke Su’nun arkasından yaklaşıp ona sarıldı. Saçından damlayan su omzuna akıyordu. Berke saçlarını yana çekip boynundan öptü. Berke: Vücudunun kokusu çok güzel. Su: Küçükken hep uyurken bana sarılırdın. Berke: Biliyor musun… evi terk ettikten sonra kokunu çok aradım. Uyuyamadığım geceler oldu. Su: Gerçekten mi? Berke: Evet. Su: Ama o zaman bana öyle bakmıyordun… Berke: Evet… ama sana kardeş gözüyle de bakmıyordum. Sana karşı hep içimde güçlü bir bağ vardı. Bunu abilik sandım. Eve geri gelip seni gördüğümden beri bunun ne olduğunu anladım. Kahvaltıyı birlikte hazırlayıp masaya oturdular. Su sürekli Berke’nin tabağına bir şeyler koyuyordu. Berke: Hep bana veriyorsun, sen de ye. Su: Yiyorum. Berke: Hasta olduğumda beni beslersin. Şimdi kendi karnını doyur. Su gülmeye başladı. Su: Şimdiden plan yapıyorsun yani? Berke: Tabii. Kahvaltı bittikten sonra birlikte masayı topladılar. Su: Sen geç otur, ben hazırlanıp geliyorum. Berke: Nereye? Su: Dışarı çıkalım demiştin. Berke: Evet, biraz alışveriş yaparız. Su: Tamam. Yukarı çıktılar. Berke odasına girip hazırlandı. Su seslendi: Su: Ben hazırım! Berke kapıya çıktı, onu süzdü. Berke: Her zamanki gibi mükemmelsin. Yanına gelip boynunu öptü. Aşağı indiler. Evden çıktılar. Arabaya bindiler. Yolda giderken Berke’nin dikkati aynaya kaydı. Aynı araba. Kaşları hafifçe çatıldı. Mağazanın önünde durdu. Su arabadan indi. Berke kısa bir an bekledi, sonra torpido gözünden silahını alıp beline yerleştirdi ve ceketiyle kapattı. Mağazaya girdiler. Su kıyafetlere bakarken Berke sürekli etrafı kontrol ediyordu. Telefonu titredi. Bilinmeyen. ???: Neden bu kadar tedirginsin? Berke: Sen mi takip ediyorsun? ???: Bunun bir mahsuru mu var? Berke: Beni rahatsız etmeye başladın. ???: Korkuttum mu? Berke: Korkutmak mı? ???: Korkmuyorsan neden tedirginsin? Berke: Bir şeyden rahatsız olursam o rahatsızlığı ortadan kaldırırım. ???: Amacım seni rahatsız etmek değil, kollamak. Berke: Yardım ettin. Karşılığında ne istiyorsan söyle. Cevap geldi: ???: Şu yanındaki kız… Kısa bir duraksama. Sonra ikinci mesaj düştü: ???: Ona dikkat et.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE